Adıyaman Haber
HV
24 AĞUSTOS Pazartesi 01:17

Selam Verip Merhabaya Durmamak: Kürt Sorununda Samimiyet Sınavı

Ahmet Korkmaz
Ahmet Korkmaz
Giriş Tarihi : 23-08-2026 11:18

 

Bir tarafta “bin yıllık kardeşlik” söylemi, diğer tarafta ırkçı ve ayrıştırıcı ifadeler… Bir tarafta samimiyet çağrıları, diğer tarafta Kürtlerin diline, kimliğine ve kültürüne yönelik kuşku ve tahammülsüzlük.

Kürt sorununda bugün karşı karşıya olduğumuz temel çelişkilerden biri tam da budur: Selam vermek ama merhabaya durmamak.

Barıştan, kardeşlikten ve “Terörsüz Türkiye”den söz edilirken, Kürt sorununun demokratik, eşitlikçi ve hak temelli çözümü konusunda aynı samimiyeti görmek her zaman mümkün olmuyor. Oysa silahların susması ile bir sorunun bütün boyutlarıyla çözülmesi aynı şey değildir. Kalıcı barış, yalnızca çatışmanın sona ermesiyle değil; eşit yurttaşlığın, temel hak ve özgürlüklerin, demokratik katılımın ve dil hakkının güvence altına alınmasıyla mümkündür.

Bazen büyük siyasal tartışmaların içinde gözden kaçan küçük bir olay, meselenin özünü bütün açıklığıyla ortaya koyar.

Babam, yüksek ateş ve titreme nedeniyle acil serviste gözlem altında tutuluyordu. Damar yolu açan hemşireye, gördüğü ilgiden duyduğu minnet ve şükranla kendi ana dilinde dua etti. Fakat onun bu samimi ve insani ifadesi, dili bilinmediği için küfür ve hakaret olarak algılandı.

Bir hastanın, kendisine sağlık hizmeti veren bir insana kendi dilinde teşekkür etmesi nasıl olup da hakaret olarak anlaşılabilir?

Bu soru yalnızca bir yanlış anlaşılmayı anlatmıyor. Aynı zamanda anadilinde iletişim kurmanın ne kadar yaşamsal olduğunu gösteriyor.

İnsan korktuğunda, acı çektiğinde, hastalandığında ya da yakını için endişelendiğinde en doğal biçimde kendi ana diline yönelir. Çünkü ana dil yalnızca iletişim aracı değildir; hafızadır, duygudur, kültürdür. İnsan bazen teşekkürünü, duasını, sevgisini ya da acısını başka bir dilde ifade edebilir; fakat en doğal ve içten ifadesi çoğu zaman ana dilinde ortaya çıkar.

Bu nedenle sağlık hizmetinde anadil meselesi bir kültürel ayrıcalık talebi olarak görülemez. Hele ki acil servis gibi insanın hayatının ve sağlığının söz konusu olduğu ortamlarda, anadilde sağlık hizmetine erişim temel ve ertelenemez bir ihtiyaçtır.

Bir insanın söylediği sözü anlamadığımızda onu peşinen küfür, hakaret ya da tehdit olarak değerlendirmek yerine, önce ne söylediğini anlamaya çalışmak gerekir. Çünkü bilmediğimiz bir dil, düşmanlık dili değildir.

Burada asıl mesele yalnızca Kürtçe bilen sağlık çalışanlarının bulunması da değildir. Mesele, sağlık sisteminin farklı diller konuşan yurttaşların ihtiyaçlarını dikkate alan kapsayıcı bir yapıya sahip olmasıdır. Hastanın kendisini doğru ifade edebilmesi, hekimin ve sağlık çalışanının hastayı doğru anlayabilmesi, yanlış anlaşılmaların önlenmesi doğrudan doğruya sağlık hakkıyla ilgilidir.

“Bin yıllık kardeşlik” söylemi ancak insanların birbirinin dilinden korkmadığı, birbirinin sözünü düşmanlık olarak yorumlamadığı ve birbirinin kimliğini eşit kabul ettiği zaman gerçek bir anlam kazanabilir.

Kardeşlik, yalnızca geçmişe atıf yapan bir slogan değildir. Bugünün hukukunda, hastanesinde, okulunda, mahkemesinde ve günlük yaşamında eşitliği kurabilmektir.

Kürt sorununa ilişkin tartışmalarda samimiyetin ölçüsü de burada ortaya çıkıyor.

Bir taraftan “kardeşiz” deyip diğer taraftan kardeşinin dilinden rahatsız olmak; barıştan söz edip eşitliği ertelemek; terörün sona ermesini isterken Kürt sorununun demokratik ve hak temelli boyutlarını görmezden gelmek, çözüm değil, çelişkinin devamıdır.

Selam vermek kolaydır. Asıl mesele merhabaya durabilmektir.

Eğer gerçekten barış isteniyorsa, bu barış insanların birbirinin dilini duyabildiği, anlayabildiği ve saygı gösterebildiği bir toplumsal zeminde kurulmalıdır.

Çünkü kalıcı barış, insanların yalnızca susmasıyla değil; korkmadan konuşabilmesiyle, kendi diliyle var olabilmesiyle ve eşit yurttaşlar olarak birbirini anlayabilmesiyle mümkündür.

ahmet.a02@gmail.com

YORUMLAR
Marka Flower Çiçekçi