Teknolojinin hayatımızın merkezine yerleştiği günümüzde çocuklarımız büyük bir değişimin içinde büyüyor. Akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayarlar ve sosyal medya platformları artık günlük yaşamın vazgeçilmez parçaları hâline geldi. Teknoloji doğru kullanıldığında büyük kolaylıklar sağlayan bir araçtır. Ancak kontrolsüz kullanıldığında özellikle çocuklar üzerinde ciddi etkiler bırakmaktadır. Günümüzde belki de en büyük sorunlardan biri “sosyal medya hastalığı” olarak adlandırabileceğimiz bağımlılık hâlidir.
Özellikle pandemi süreciyle birlikte çocukların yaşam düzeni tamamen değişti. Uzun süre evlerde kalınması, uzaktan eğitim sistemine geçilmesi ve sosyal hayatın kısıtlanması nedeniyle çocuklar ekranlarla daha fazla zaman geçirmeye başladı. Başlangıçta zorunluluk olarak görülen bu durum zamanla alışkanlığa dönüştü. Bugün birçok çocuk yemek yerken telefona bakıyor, ders arasında tablete yöneliyor, uyumadan önce saatlerce sosyal medyada vakit geçiriyor. Eskiden sokaklardan çocuk sesleri yükselirdi, şimdi ise evlerin içinde ekran ışıkları görülüyor.
Ne yazık ki çocuklarımızın elinden kitaplar yavaş yavaş kayıp giderken telefonlar onların en yakın arkadaşı haline geliyor. Oysa kitap; “Bilgi, hayal gücü, düşünmek” demektir. Kitap okuyan çocuk yalnızca derslerinde başarılı olmaz, aynı zamanda olaylara farklı bakmayı öğrenir. Kelime hazinesi gelişir, kendini daha iyi ifade eder, doğru kararlar verebilir. Kitap, çocuğun zihinsel dünyasını zenginleştiren en değerli hazinedir.
Ancak burada en büyük görev anne ve babalara düşmektedir. Çocuklara kitap okuma alışkanlığı sadece “Git kitap oku” demekle kazandırılamaz. Çocuklar söyleneni değil, gördüklerini örnek alırlar. Elinde sürekli telefon bulunan bir anne ya da babanın çocuğuna kitap sevgisi aşılaması kolay değildir. Eğer evde anne ve baba akşam saatlerinde kitap okuyorsa, çocuk da zamanla bunu doğal bir davranış olarak görecektir.
Bir çocuğa bırakılabilecek en büyük miras para ya da mal değil, iyi alışkanlıklardır. Günde yarım saat kitap okuyan bir çocuk zaman içinde büyük bir değişim yaşar. Çünkü kitap okuyan çocuk araştırır, sorgular, düşünür ve öğrenmekten keyif alır. Başarı yalnızca okul karnesindeki notlardan ibaret değildir; “Başarılı çocuk aynı zamanda ahlaklı, bilinçli ve kültürlü birey” demektir.
Bugün çocuklarımızı sosyal medyanın sınırsız dünyasına teslim edersek yarın onların düşünce dünyalarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabiliriz. Saatlerce ekran karşısında kalan çocukların dikkat süreleri azalıyor, iletişim becerileri zayıflıyor ve sosyal ilişkileri olumsuz etkileniyor. Bunun yerine çocuklarımızı kitaplarla buluşturmak geleceğe yapılan en değerli yatırım olacaktır.
Unutmamak gerekir ki bir ülkenin geleceği çocukların elindedir. Kitapla büyüyen nesiller güçlü toplumlar oluşturur. Anne ve babalar çocuklarına sadece güzel kıyafetler değil, güzel alışkanlıklar da kazandırmalıdır. Çünkü kitap okuyan çocuk yalnızca bugünün değil, yarının da başarılı insanı olacaktır. Bugün çocuğun eline bir kitap verirsek yarın ona güçlü bir gelecek vermiş oluruz.
























