Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkiler, 20. yüzyılın başlarında yaşanan 1915 olayları nedeniyle uzun yıllar boyunca siyasi, diplomatik, ticari ve birçok alanda pasif kalmıştır. Türkiye, 21 Eylül 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan eden Ermenistan’ı 16 Aralık 1991’de tanımıştır. Ancak Karabağ’da yaşanan çatışmalar ve Azerbaycan Türklerinin katledilmesi nedeniyle Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde 3 Nisan 1993 tarihinde iki ülke arasındaki kara sınırının kapatılması önemli bir dönüm noktası olmuştur.
Türkiye ile Ermenistan arasında diplomatik ilişki kurulması ve sınırın açılması yönünde zaman zaman çeşitli çalışmalar yapılmıştır. 2009 yılında imzalanan Zürih Protokolleri bu konuda önemli bir adım olmuş, ancak Karabağ Sorunu nedeniyle protokoller hayata geçirilememiştir.
İki ülke arasındaki ilişkileri iyileştirme çabaları günümüzde de devam etmektedir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında gerçekleşen görüşmeler, yalnızca iki ülke ilişkileri açısından değil, Güney Kafkasya’nın genel jeopolitiği açısından da önemli görülmektedir.
Bu ilişkilerin iyileştirilmesindeki amaçlardan biri de Türkiye hakkında uluslararası alanda faaliyet gösteren bazı Ermeni lobilerinin etkisini azaltmaktır. Bu lobilerin temel amacı, Ermeni iddialarını dünya kamuoyuna duyurmak ve bazı ülkelerin parlamentolarında Türkiye aleyhine kararlar alınmasını sağlamaktır. Bu durum zaman zaman Türkiye’nin dış politikada zorlanmasına neden olabilmektedir. Özellikle tarihî olaylarla ilgili alınan kararlar, iki ülke arasındaki ilişkileri etkileyebilmektedir. Türkiye’nin amacı ise sorunları lobiler aracılığıyla değil, devletler arasında diplomatik yollarla çözmektir.
Ekonomik açıdan doğrudan büyük etkiler her zaman görülmese de bazı dönemlerde yaşanan siyasi gerilimler ticaret ve uluslararası iş birliklerini etkileyebilmektedir. Ayrıca Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme süreci de bu tartışmalardan etkilenmektedir.
Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır meselesi uzun yıllardır devam eden önemli bir dış politika konusudur. İki ülke arasındaki kara sınırı 1993 yılından beri kapalıdır. Bu sorunun çözülmesi hem bölgesel barış hem de ekonomik gelişim açısından önemli sonuçlar doğurabilir.
İlk olarak ekonomik açıdan olumlu etkiler ortaya çıkabilir. Sınır kapılarının açılmasıyla birlikte ticaret hacmi artabilir. Doğu Anadolu’daki şehirler yeni ticaret yolları sayesinde ekonomik olarak canlanabilir. Taşımacılık, turizm ve lojistik alanlarında yeni iş fırsatları oluşabilir. Ayrıca Türkiye’nin Kafkasya ve Orta Asya’ya yönelik ulaşım projeleri daha kolay hâle gelebilir.
Bir diğer önemli fayda ise bölgesel barış ve güvenliktir. İki ülke arasındaki ilişkilerin düzelmesi, Kafkasya bölgesindeki gerginliğin azalmasına katkı sağlayabilir. Barış ortamı oluştuğunda ülkeler ekonomik ve sosyal gelişime daha fazla önem verebilir. Türkiye de bölgede daha güçlü bir diplomatik konuma ulaşabilir.
Bunun yanında kültürel ve insani ilişkiler de gelişebilir. İki toplum arasında iletişimin artması, önyargıların azalmasına yardımcı olabilir. Turizm faaliyetleri, kültürel etkinlikler ve öğrenci değişim programları iki ülke halkının birbirini daha iyi tanımasını sağlayabilir.
Sonuç olarak, yeni siyasi dengelerin oluştuğu günümüz dünyasında Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır meselesinin çözülmesi Türkiye’ye ekonomik, siyasi ve sosyal alanlarda çeşitli faydalar sağlayabilir. Ancak bu sürecin dikkatli yürütülmesi ve iki ülkenin güvenlik ile tarihî hassasiyetlerinin göz önünde bulundurulması büyük önem taşımaktadır.
ibrahimakkas_02@hotmail.com
























