Adıyaman Haber
HV
25 MAYIS Pazartesi 02:54

II. Çözüm Süreci Mi?

İbrahim Akkaş
İbrahim Akkaş
Giriş Tarihi : 10-11-2024 14:20

Ekim ayı içerisinde Devlet Bahçeli’nin haftalık meclis konuşmasında “Şayet terörist başının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM'de DEM Grup Toplantısı'nda konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın” demesiyle birlikte yer yerinden oynadı, Türkiye’de gündem değişti, gündemin başında bebek ölümleri ve ekonomik meseleler geri planda kaldı. Türkiye’de hayat bir gün bir günü tutmuyor. Bir sabaha uyandığımızda ashab-ı kehf gibi sanki 300 yıl uyumuşuz gibi gündemden habersiz hale gelebiliyoruz. Heyecanı ve temposu yüksek bir ülke durumundayız.

Devlet Bahçeli’nin bir çözüm sürecini başlatma nedeni ne olabilir ki, kafaları karıştıran durduk yere açılımın ortaya çıkma sebebi nedir? İlk çözüm süreci başarısızlıkla sonuçlanmışken ikinci defa riski alma sebebi nedir? Kafalar karışık durumda bu “çözüm süreci/Kürt Meselesi” olarak ifade edilen sorunlar yumağı, Türkiye Cumhuriyeti en karmaşık meselelerinin başında geliyor. Bu meseleyi siyasi emeller uğruna çözmeye kalkılırsa daha önce bunun denemesi kötü bir şekilde sonuçlandı. Fakat gerçek anlamda sorun çözülmeye kalkılırsa ülkede pozitif bir hava esmeye başlayacaktır.

Ortadoğu’da taşlar yerinde oynarken böyle bir dönemde çözüm sürecinin milliyetçi bir parti tarafından dile getirilmesi esasında Ortadoğu’da dengeler değişecek mi? Bu dengelerdeki değişimin Kürtlerin rolü nedir? Bu soruya cevap bulursak 2.defa çözüm sürecinin yapılmasının da cevabını bulmuş olacağız.

Tabi ki Devlet Bahçeli’nin bu konuşması şunu gösteriyor ki sonuç itibariyle iktidar ortağı olan MHP iktidardan habersiz bu işi yapamayacağına göre bu konuşmadan önce çalışmalar yapılmış demektir. Dile getirilen iddialar, Devletin Öcalan’la resmi yollarla görüştüğü bu çalışmaların belli bir noktaya geldiği, yine yapılacak çalışmaya göre Abdullah Öcalan’ın kandille görüşeceği, bu çerçevede kandildeki bazı yöneticilerin bu anlaşmaya itiraz etse de bu mutabığa bağlı kalınacağı iddialar arasında yer almaktadır. Bu mutabıkla birlikte kandilin boşaltılıp Suriye’nin Rojova bölgesine gönderilmesi gibi vs… iddialar yer almaktadır.

 II. çözüm sürecinin dile getirilmesinin nedenleri için şu an birçok yorumda dile getirilebilir. Fakat şu an itibariyle baktığımızda Ortadoğu’da dengelerin değişimi sonucu ABD’nin güdümünde Kürt coğrafyasını etkileyecek şekilde Suriye’deki Kürtler, Kuzey Irak’taki Kürtler, Türkiye’dekilerini içerisine alacak şekilde çözüm süreci isteyen bir Türkiye ile Ortak Kürt coğrafyasını bir müttefik oluşturup, İran’a yapılacak saldırılarda İsrail ve ABD’ye yardımcı güç olarak müttefik oluşturmaktır. Bu çözüm sürecinin bu amaçla kullanılırsa fayda sağlayıp sağlamayacağını bize zaman gösterecektir. Diğer bir neden ise tam tersi yine ABD ve İsrail’in ortaklığı ile yanı başımızda Suriye’de oluşturulmaya çalışılan Kürt bölgesinin Türkiye’nin üzerine salıvermektir. Bunu gören istihbarat sistemi siyasi mekanizmayı uyarmış olup, buna yönelik olarak bu II. Çözüm sürecinin kaçınılmaz olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu amaçla Türkiye’deki Kürtlerin haklarını anayasal çerçeve vermeye çalışılacaktır. Fakat denilebilir ki Türkiye’de Kürtler, Türklerle aynı haklara sahip bütün olanaklardan yararlanmaktadırlar diyebiliriz, ama mesele sadece görüntüde değil örneğin genel anlamda güney doğu bölgesinde Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı illerde halkın kendi oylarıyla seçilen belediyelerine, iktidar herhangi neden olmaksızın kayyım atamaktadır. Halkın oylarını hiçe sayarak, böyle bir ortamda demokrasi hukuktan söz edilemez, ayrıca batı illerinde Suriye’den gelen vatandaşların Arapça levhalar işyerleri açarken, bir Kürt vatandaş aynısını yapsa bölücükle suçlanmaktadır. Aynı şekilde batı illerinde yaşayan Kürtlere yönelik olarak planlı linç ve toplu saldırılar meydana gelmesi, Yoksul mevsimlik Kürt işçilerin batı illerinde saldırı ve taciz edilmeleri, 2. Sınıf vatandaş olarak görülmeleri, oysa anadil biz inanlar için Allah tarafından verilmiş bir güzelliktir. Kimse dilini, rengini, ırkını seçemeyeceğine göre herkes doğuştan sahip olduğu temel haklara sahip çıkması gerekir. Ayrıca diğerlerinde buna saygı duyması gerekmektedir.   Siyasi mekanizmanın Kürt sorunun çözüm adresi olarak PKK görmesi yanlıştır. PKK çözüm sürecini olmasını istemeyen bir örgüttür. Çözüm süreci halkla ve siyasi mekanizmalar ve kanunlarla düzenlenir.

Çözüm süreci konuşulurken aynı zamanda halkın seçtiği belediyelere kayyım atanması bir tezatlık içermektedir. Amaç DEM PARTİ’yi çözüm sürecine zorlamak mı? böylece kayyım mekanizmasını çözüm sürecinde bir pazarlık için kullanmak mı? Siyasette her şeyi   mübah gören bir anlayış olduğu müddetçe halkın beklediği bir çözüm süreci göremeyiz.

Elbette ki barış ortamı her zaman güzeldir, istenen bir durumdur. Fakat siyasi iktidarlar kendi menfaatlerine göre hareket ettiği için bu ortamların değişimi toplumların değil, siyasi iktidarın istediği şekilde belirlenir. Birde hukukun tam anlamıyla işletilmediği durumlarda siyasi iktidar istediği zaman dengeleri yasal ya da illegal bir şekilde değiştirebilir. Buda huzur ortamlarının uzun vadede olmayacağının göstergesidir.

Çözüm süreci kişilerin siyasi gelecekleri için değil de gerçek anlamda evrensel yasalar çerçevesinde ele alınsa sadece Kürtler için değil Türkiye Cumhuriyeti her ferdi için kişilerin ırkı, dini, rengine bakılmaksızın: dayatmaların olmadığı, ifade özgürlüğü, yaşam hakkı ve bireysel özgürlüklerin çerçevesi ve güvencesi anayasal bir şekilde koruma altına alındığı müddetçe herhangi bir çözüm süreci ya da açılıma gerek duyulmayacaktır.

ibrahimakkas_02@hotmail.com

YORUMLAR
Marka Flower Çiçekçi