Küreselleşme olgusu, coğrafi keşiflere kadar dayandığı bilinmektedir. fakat günümüzde anladığımız tarzda yani ticari, ekonomi, seyahat vb. kısıtlamaların olmadığı dünyanın bir köy haline gelmesi olarak kabul edilen anlamda küreselleşme 1980'ler ile birlikte ortaya çıktığı ve ortaya çıkan bu sürecin başında Amerika Birleşik Devletleri'nin bulunduğu bilmek gerekir. Bu anlamda 1980 yıllarda yaşanan ekonomi, ticari, teknoloji ve diğer alanlarda yaşanan hızlı gelişmeler birlikte Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri küresel ticaret kurallarını belirleyen iki aktör haline gelmiştir. Küreselleşme sonucu uluslararası ticaret sınırları ortadan kalkmış, ülkeler birbiriyle engellere takılmadan ticaret yapılabilir hale gelmiştir. Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri arasında imzalanmış olan serbest ticaret anlaşmalarının iki üye için daha iyi bir birliktelik sağlamıştır.
Bu anlaşmalarla beraber dünya ticareti daha önce olmadığı kadar farklı bir şekilde şekillenmiştir. Bu ilişkiler zamanla tüm alanlarda ortaya çıkmaya başlamıştır. Başta ekonomi, askeri (NATO), siyasi ve sosyal alanlarda olmuştur.
Şu an itibariyle ABD ile Avrupa ülkeleri birçok alanda uyuşmazlık içinde bulunmaktadır. 2024 yılı seçimlerinde Donald Trump’ın kazanmasıyla beraber uygulamaya koyduğu dış politikalarla Transatlantik ilişkileri ve ABD’nin liberal dünya düzeninin sona erdiği yönünde uluslararası sistemdeki yeni gerçeklik tartışmaları gündemde yer almaya başladı.
Başta Ukrayna meselesi olmak üzere Avrupa Birliği ve ABD arasındaki ilişkiler zamanla kopma noktasına kadar gelebilir. Tabi ki bunun temel nedeni ABD’den çok Donald Trump’ın dış politikaları etkili olmaktadır. Donald Trump’ın İngiltere ile tersleşmesi demek dünyanın artık siyasi politikalarının değişeceğinin göstergesi olacaktır. Artık dünya iki kutuplu yerine, çok kutuplu bir dünyaya doğru yol alacaktır. Bu kutuplaşmada Avrupa Birliği, İngiltere ve Kanada bir kutup olacaktır. ABD, Rusya ve Çin olmak üzere kutuplaşma ortaya çıkacaktır.
Donald Trump bu süreçte en az uğraşacağı ülke Rusya görünmektedir. Donald Trump olaylara daha çok tüccar gözüyle bakmaktadır. Bir devlet adamlığı ya da politik hamleler yerine ticari bir şekilde hareket etmektedir. Bu da ABD’yi yalnızlaştıracaktır. İleri ki dönemde ABD zorda kalabilir. Aynı şekilde daha çok düşman edinebilir. “Hele ki İngiliz politikalarını sekteye uğratması” demek “Donald Trump ve ABD için gelecekte İngiliz siyasi oyunlarıyla karşılaşabilir” demektir.
Bu süreç Avrupa ülkelerinin kendi aralarında ülke savunmalarını güvenli hale getirmek için yeniden bir askeri birlik oluşturup başta İngiltere Fransa ve Almanya olacaktır. Böylelikle Avrupa ABD bağlılığını da bitirmiş olacaktır. Aynı şekilde başta Rusya tehdidi olmak üzere bütün tehditlere karşı savunma mekanizmalarını geliştirmiş olacaklardır.
Tüm bu yaşananların bir de Türkiye yönü olacaktır. Çünkü Donald Trump öncesi ABD ve AB dış eksenli politikaları aynı olduğu için “birisine tabi olman” demek diğerine tabi olman demektir. Şuan itibariyle bu denge değişti. Taraf ABD mi? AB mi? Rusya mı? Türkiye zor bir çıkmazın içinde yer almaktadır. Denge politikalarını yürütse karşında politikadan anlamayan bir Trump var.
Sonuç itibariyle dünya yeni bir yöne doğru gitmektedir. Artık bu yeni dünyaya yön verecek iki kutuplu yerine 4 kutuplu bir dünya düzeni görünmektedir. Bunlar ABD, AB, Rusya ve Çin şeklinde yer almaktadır. Dünya artık tek kutuplu bir dünya olmayacak gibi görünmektedir. Bu olaylar zinciri Türkiye’de ileri ki zamanlarda bulunduğu konum itibariyle denge politikası seçme yerine taraf belirlemek zorunda bırakılacaktır. Bu taraf belirlemede çok kutuplu sisteme doğru yol alırken Türkiye’nin en önemli sorunu adaptasyon sorunu olacaktır. Çoklu kutup sisteminde Türkiye, taraf belirleme sürecinde dayatma ve tehdide göre değil, kendi çıkarlarına ve ihtiyaçlarına göre taraf belirleyerek yol alması, Türkiye için faydalı olacaktır. Aksi takdirde fillerin tepişmesinde ezilen Türkiye olacaktır.
ibrahimakkas_02@hotmail.com
























