Adıyaman Haber
HV
18 NİSAN Cumartesi 16:17

Telefonun Ucunda Yarım Kalan Hayat Nisan, İki Telefon ve Bir Eksik İnsan

Aysel Kelekçi Özdemir
Aysel Kelekçi Özdemir
Giriş Tarihi : 08-04-2026 09:49

 

Geçen sene yine Nisan’dı; hiç tanımadığım bir kadın, tanıdığım bir kadının telefonundan beni aradı. Sesini ilk defa duydum ama yabancı değildi.

Hayatını anlattı ama aslında hayatını değil, dayanma şeklini anlattı; küçük yaşta evlendirilmişti, engelli bir kız çocuğu olmuştu. Sonra eşi hastalanmış ve ölmüştü. Henüz çocuk sayılacak yaşta hem anne olmuştu hem yas tutmayı öğrenmişti.

Sonra toparlanmıştı; liseyi dışarıdan bitirmiş, bir kuaför dükkânı açmış, çalışmış, büyütmüş, ev almış, araba almıştı. Dışarıdan bakınca güçlü bir hayat görünüyordu ama telefondaki sesi güçlü değildi.

Sürekli duruyordu, cümlelerinin ortasında susuyordu. “Etrafım çok kalabalık ama yalnızım” diyordu. Sonra tekrar tekrar “Kusura bakma…” deyip devam ediyordu; ben sadece dinledim. Yapabileceğim tek şey buydu.

Kızını kaybettiğinde, tuhaf bir hisle onun yaşam hikâyesini yazdım. Bir köşede yayımlandı, insanlar okudu ama ben onun sesini biliyordum. O güçlü değildi, sadece düşmemek için direniyordu.

Bu sene yine Nisan’dı; yine ansızın aradı, yine o tanıdık telefon çaldı. Sesi aynıydı, kırgınlığı aynıydı, yalnızlığı aynıydı.

Bir yıl geçmişti ama o hâlâ aynı yerdeydi; denizin ortasında yüzme bilmeyen biri gibi çırpınıyordu.

“Ruhum daralıyor” dedi, sonra sustu. “Zamanını alıyorum, farkındayım… Cümlelerinin ortasında susuyordu. Sonra kusura bakma diyordu...” dedi; ben yine dinledim.

Sonra bir cümle söyledi: “Keşke burada olsaydın. Sana o kadar ihtiyacım var ki.”

Biraz durdu. “Bana çok iyi geliyorsun” dedi.

Hiç yüz yüze gelmediğim bir insan bana sarılmak istediğini söyledi, ben yine sadece telefondaydım; ben Urfa’daydım, o İstanbul’daydı. Aramızda mesafe vardı ama asıl mesafe insanın içindeki yalnızlıktı.

O konuşmadan sonra eve dönerken bir tırın altında kaldı ve öldü.

Şimdi geriye dönüp baktığımda, bir insanın hayatına iki kez giriyorsun; ikisi de Nisan, ikisi de aynı ses, ikisi de aynı yalnızlık ve ikinci seferinde son konuşan kişi sen oluyorsun.

Ben ona bir şey veremedim; bir çözüm, bir yol, bir çıkış, hiçbir şey… Sadece dinledim.

Belki de bazı insanlar çözüm istemez; sadece tam düşmeden önce birinin sesini duymak ister.

Onun cenazesine katılmayı, evin bir köşesinde sessizce değil, mezarında sesli ağlamayı o kadar isterdim ki ama ben yine uzaktaydım.

Dün bana sarılmak isteyen bir insan vardı, bugün yok.

Bu dünya neden bu kadar acı veriyor?

Şimdi düşünüyorum…

Bir insanın son cümlesine denk gelmek,
bir hikâyeyi yazmak mı…
yoksa bir yükü taşımak mı?

Bilmiyorum.

Ama şunu biliyorum:

Dün sarılmak isteyen bir insan vardı.
Ve ben sadece telefondaydım.

“Bazı insanlar ölmez… yarım kalır.

ayselozdemir063@gmail.com

YORUMLAR
Marka Flower Çiçekçi