Acelen Ne Mamo, Hele Bir Dur…

Hanifi Çavuş

07-12-2025 14:01

 

Acelen ne Mamo… Hele bir dur, nefes al.
Bak, uzak yollardan geldin. Yalnızdın. Soğuk ve sessiz gecelerin içinden yürüyüp geldin. Ağaç oyuğu evindi, iki taş arasında yanan küçük ateşti aşın, ekmeğin.
Kurt ulumaları yol arkadaşındı. Sisli yamaçlar, güneşin ateşi, yüksek tepeler ve o bitmeyen dağ yolları… Hepsi seni tanır, sen de hepsini.

“Dur Mamo, şehir seni özlemiş” diyecek oldum ama…
Dizlerinin üzerine çöktün, sırtını duvara yasladın. Eline tabakanı aldın. Serçe parmağınla başparmağının arasındaki o ustalıklı boşlukta kâğıdı tuttun. Diğer elinle tütünü bıraktın içine. Dudağına götürüp hafifçe ıslattın kâğıdı. Parmaklarının marifetiyle rulo yapıp sardın. Dumandan sararmış bıyıklarının altına götürdün. Çakmağı çaktın, sigaranı yaktın. Derin bir nefes çektin. Öylece daldın boşluğa…

Düşündün Mamo.
“Neredeydim, neredeyim? Neydim, ne oldum?”
Koşuşturan insanlara baktın.
“Ne kadar da aceleleri var,” diye mırıldandın.

Oysa hayat, senin için, aceleye gelmeyecek kadar zordu.
Bir nefes daha çektin ciğerlerinin dibine kadar…
Kalabalıktı şehir. Hiç olmadığı kadar.
Çoktu insanlar. Ama hiç olmadığı kadar yalnızdı her biri.

Acayip bir şeydi bu.
Sen yalnızlığa alışkındın da…
Onlar ne ara böyle alışmıştı çokluğun içindeki yalnızlığa?

En son bir insanla uzun uzun sohbet edeli yıllar olmuştu.
Ama şehirde insanlar neden birbirine bakmaz, neden konuşmazdı?
Bu seni bile meraklandırdı Mamo.

Herkesin elinde bir şeyler, kafasında ağır cümleler…
Birbirine değmeden, varlıklarından habersiz hızlı hızlı yürüyordu herkes.
Nereye?
Neydi bu acele?
Neydi bu bitmeyen koşuşturma?

Sonra herkesin yüküne baktın.
O kendine özgü divane hâlinle fısıldadın içinden:
“Ağırdır bu yükler… Dururlarsa düşerler. Belki de koşuşturmada gizlidir yükü taşımak.”
Ama sonra hatırladın.
En son birine yıllar önce bir şey fısıldadığında, delirmişsin gibi bakmıştı yüzüne.

Sonra kalktın yerinden Mamo.
Sokağın kenarından ağır ağır yürüdün. Yakını uzak, uzağı yakın sayarak…
Dünyevi her şeyden arınmış hâlinle gözden kayboldun.

Ne sana “Gel bir çorba iç” diyen lokantacıyı duydun…
Ne “Ekmeğini unuttun Mamo!” diye seslenen fırıncıyı…
Ne de beni…

Öylece gittin Mamo.
Sessiz, sade, kimsesiz ama kendince tamamlanmış bir hâl ile…

hanificvs@gmail.com

DİĞER YAZILARI Ya Hızır! 01-01-1970 03:00 Şehrim Şubatın Bitmez Sensizliği 01-01-1970 03:00 Korkma Kendin Ol 01-01-1970 03:00 Kahvehane Gerçeğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi Ne Güzeldir Ali Dağı’ndan Şehri-Yaman’a Bakmak 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Babam’a 01-01-1970 03:00 Bu Gece Kandil… 01-01-1970 03:00 Kendimle Uzun Yol Sohbetlerimden 3 01-01-1970 03:00 YAS I MATEM 01-01-1970 03:00