Annelik bir sanattır. Hem de sanatın en büyüğü. Bu sanatın görsel güzelliği kadın mutluysa çocukları da mutludur. Çocuklar mutluysa, toplumda mutludur. Bu mutluluğun bariz özelliği karşılıksız olmasıdır. Ne anne ne de çocuk birbirinden en ufak bir çıkar beklerler. Sevgilerin en temizi, en safı, en bitmeyenidir. Bu, hiçbir teknolojinin yapamayacağı, bulamayacağı bir sevgi modelidir. İnsan ve tüm canlılara verilmiş en büyük lütuftur. Serçenin kartala, tavşanın tilkiye, keçinin kurda kafa tutmasına sebep olan bir sevgidir bu. Çocuklar insan neslinin devamıdır, gülün etrafında biten mis kokulu rengarenk çiçekler gibi.
Çocuk nasihatlerden ziyade hal dilimizi dinler ve algılar. Onun için ilk model anne ve babasıdır. Onların gülüşlerini, hayallerini yarınlara taşımalıyız. Çocukların, saflığı ve masumiyeti temsil etmeleri bize kötü olma hakkını vermez. Onlar hayatı, en temiz, en günahsız ve en masum yanlarıyla rol yapmadan bize gösterirler.
Bu durumda, kadına yakışan onun annelik konusunda bilinçli ve özgür olmasıdır. Kadının annelik sorumluluğunu hakkıyla taşıyabilmesi için, kendini bilmesi, tanıması en önemlisi başkalarına bağlı kalmadan özgürce yaşamasıdır. Kadının eğitimi ve toplumsal yaşamda aktivasyonu olmalı ki çocukları için ilk eğitmenin kendisi olduğunu bilsin. Eğitimli kadın eğitimli toplum demektir. “Kadının eğitimsiz bırakılması” demek “neslin eğitimsiz bırakılması” demektir.
Özgür kadın öz güvenli çocuklar yetiştirir. Aç kalmaz açıkta kalmaz. Üretkendir. İmkansızlıklar içinde imkan yaratır. Kendinden emindir ve cesurdur. Okumayan kadın kendine de topluma da hiçbir fayda sağlayamaz. Onun içindir ki cehaletin ürktüğü tek merci bilinçli kadındır. Zira kadın ne öğrenirse çocuklarına da öğretir. Kötülüğün diz boyu olduğu bir dönemden geçiyor olmamız kadına çok şeyin düştüğü anlamına geliyor. Bu kötülüğün, enkazın, haddi hesabı olmayan zulmün üstesinden ancak annelik şefkati gelebilir.
Şayet kadın hak ettiği değeri bulur, ‘sen kadınsın’ baskısından çıkıp özgür birey kimliğine kavuşursa, iyiliğe ve güzelliğe her zaman umut olur. Aksi halde kendini değersiz hisseden, duyguları bastırılmış bir kadın kendi dünyasında yalnız olmanın verdiği acıyla acı çekerken, sağlıklı düşünebilen çocuklar yetiştiremez. Kelimeler özgürce, istediği gibi dökülmez dudaklarından. İçinden ağlar, içinden konuşur… Kadın, kendine özgürce soru sormalı. Etrafında olup biteni sorgulamalı kendini tanımalı ki, çocuğuna da soru sorma cesaretini öğretebilsin. Hayattaki en büyük başarılarından biri, annenin çocuğuna soru sorma sanatını öğretmesidir.
Anne olmak sadece çocuğu doğurmak değildir. Anne çocuğunu okumaya yönlendirmelidir. Kendisi yeterli derecede örnek olmalıdır. Gerekirse birlikte kitaplar okuyup üzerinde konuşmalı değerlendirmeler yapmalıdır. Çocuğun kendi dünyasını kurmasına yardımcı olmalıdır. Bilginin, düşüncenin en kadim taşıyıcısı hala kitaplardır. Dünü, bugünü ve yarını birlikte görebileceği yegane kaynak … Çünkü insanın kendi emeği ile elde ettiği bilgi kadar etkili ve kalıcı; onun yerini tutabilecek herhangi bir şey yoktur. Yine çocukta yüksekliği oluşturacak müzikleri dinletmeli, estetik konular; nezaket, zarafet gibi kavramlar öğretmelidir. Toplumsal ilişkiler, aile ve çevre ilişkileri, ekonomik hayat vs insanı ilgilendiren her konuda yetkinlik oluşturacak ve çocuğu hayata karşı donanımlı kılacak şekilde yetiştirmelidir. Annelik sözle, nasihatle, nutukla değil eylemle olduğu zaman meyvesini verir. Yani anneliğin bir sanata dönüşmesi için annenin sanatçı olması gerekir!