Bölgemizin ve Şehrimizin En Önemli Sorunu?

Aysel Kelekçi Özdemir

28-11-2025 10:19

 

Bölgemizin (şehrimizin desek daha doğru olur) sorunları ve bu sorunlardan kurtuluş yolları üzerine kendi araştırmalarıma, deneyimlerime ve analizlerime dayanarak yetkili Kamu Makamlarına, STK’lara, vicdani ve sosyal sorumluluk sahibi tüm kişi ve kuruluşlara naçizane bazı önerilerde bulunmak istiyorum.

Bölgemizin/şehrimizin ana sorunlarından biri kadınların ağır koşullarda yaşamaları ve Devletimizin sağladığı olanaklardan yoksun bırakılmalarıdır. Çağımızın bilgi düzeyinin çok gerilerinde kalan kadınlarımız çocuk eğitimi konusunda da ciddi sorunlar ve aksaklıklarla karşılaşmaktadırlar.

Çocukların yapısal karakterleri ilk günden itibaren anneden, babadan, aileden ve çevreden aldıkları bilgilerle biçimlenmektedir. O zaman çocuklarımızın törelerden, geleneklerden etkilenip şiddet eylemlerinde bulunmamaları için, içinde bulunup, yetiştikleri toplumsal ortamın değiştirilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda, kendilerini değişik açılardan yetiştirmiş ve çağımızın gereklerine göre toplumun değişimini kendi bilincinde kavramış, içselleştirmiş olan bölge insanlarından yararlanmak daha etkili ve faydalı olur diye düşünüyorum. Yalnız bu yolla gençlerimizin şiddet içerikli eğilimlere yönelmelerini büyük ölçüde önlemek mümkün olabilecektir.

Yoksulluğun, işsizliğin, bilgisizliğin ve eğitimsizliğin girdabında bocalayan toplumdan her tür suça ilişkin davranışın sadır olması mümkündür. Çünkü tüm bu eksiklikleri gidermek için saldırganlık da insan doğasını rahatlatan bir seçenek gibi ortaya çıkabiliyor. Toplumu başka seçeneklere yönlendirme çabası olmadığında ya da eksik olduğunda toplum kendi töresel kimlik ve kültürü içinde agresif davranışlarda bulunmayı yeğlemiş oluyor.

Ben bir yazar, bir anne ve vicdani sorumluluk taşıyan, bu kültürün içinde büyümüş ve bu konuda varsayımsal bilgiler değil, pratik deneyimlere sahip biri olarak, diyorum ki; bu sorunlar nelerdir ve nasıl çözülebilir?

Ülkemizin bir bütün olarak gelişmesi kuşkusuz ki, bölgelerin kendi koşulları ve ölçeklerine göre gelişmesine bağlıdır.  Görünmez gibi olan veya yokmuş gibi davranılan fakat ciddi sosyal, ekonomik, psikolojik sorunları barındıran, patlamaya hazır meseleleri, görünür kılmak, mümkün oldukça çözüm bulmaya çalışmak, toplumun, devletin ve diğer sivil toplum kuruluşlarının dikkatini bu yöne çekmek gerekir.

Çocukları ile birlikte terk edilmiş kadınlar; eş, baba, ağabey, kayınlar tarafından şiddete uğramış kadınlar; kendisinden yaşça çok büyük erkeklerle zorla evlendirilen kadınlar; çocuk gelinler; batı illerine adeta satılır gibi komisyoncular tarafından gelin verilen ve sonrasında bütün bir ömrü ezilerek yaşamak zorunda kalan veya kısa bir süre sonra eve geri dönmek isteyen kızlar;  zorla ikinci eş olarak verilen kadınlar; alkolik, uyuşturucu bağımlısı eşi olan ve bu nedenle şiddete, yokluğa mahkûm olan kadınlar; evle hiç ilgilenmeyen eşi olan kadınlar; ağır şartlarda çalışan kadınlar; yılın önemli bir bölümünü zor şartlarda mevsimlik işçilik yaparak geçiren kadınlar; başta Suriye olmak üzere savaştan kaçıp ülkemize hasetten şehrimize sığınan, evsiz barksız, iaşesiz, istismara açık kadınlar; bunun yanında yaşlılık veya hastalık nedeniyle yaşam şartları zorlaşan yaşlı kadın ve erkekler vb. konularda insanlarda bir farkındalık oluşturmak gerekiyor.

Bunları gazete, TV, dergi vb. sosyal medya kanalları üzerinden duyurmaya çalışmalıyız. Gerektiğinde ilgili kurumlara yönlendirmeye veya ilgili kurumları onlara yönlendirmeye çalışmalıyız. Elimizden geldiğince acıların, sessiz çığlıklar olarak kalmaması için toplumun görünmeyen yaralarını, tedaviye açmaya, az da olsa yaralara merhem olmaya çalışmalıyız. Sonunda sorunların yalnızca teorik saptamalarıyla değil, pratik çözümüyle de uğraşırsak, toplumumuz ve ülkemiz adına daha da yararlı işler yapabiliriz.

Bu konulara daha fazla önem atfetmeli, eğilmeli, hep birlikte daha sistemli olarak çalışmalıyız. Bu çalışmaların daha verimli, daha hızlı, daha ulaşılabilir daha etkin bir şekilde yapılabilmesi, bölgemizin temel sorunlarının çözümünde aktif olmayı, sorumluluk üstlenmeyi gerektirir.

Bu bağlamda ciddi projeler üreten, bu alanda çaba gösteren, deneyim sahibi insanlar, kuruluşlar desteklenmeli, herkes ve her kesimle irtibat kurulmalıdır. Bu uğurda hepimize düşen, vicdanımızla erkenden yola koyulmak.

ayselozdemir063@gmail.com

DİĞER YAZILARI Eşik 01-01-1970 03:00 İpte Asılı Düzen 01-01-1970 03:00 Güzel İnsan 01-01-1970 03:00 Telefonun Ucunda Yarım Kalan Hayat Nisan, İki Telefon ve Bir Eksik İnsan 01-01-1970 03:00 Günümüzün Kadın Sorunu 01-01-1970 03:00 Çağdaşlaşma-Kadın Sorunu Kadın ve Tarih 01-01-1970 03:00 En Büyük Dert Kapitalizmdir 01-01-1970 03:00 Toplumun Mihenk Taşı Aile 01-01-1970 03:00 En Büyük Dert: Kapitalizm 01-01-1970 03:00 Zihinsel Özgürlük 01-01-1970 03:00 Evde Kaybolan Çocuklar 01-01-1970 03:00 Askıya Alınmış Hayattan Uyanışa 01-01-1970 03:00 Bir Yaz Günü 01-01-1970 03:00 Savaşın Çocukları 01-01-1970 03:00 Ucuz Hayatlar 01-01-1970 03:00 Kültür ve Özgürlük 01-01-1970 03:00 Ateşten Süreç 01-01-1970 03:00 Küçük Eller, Büyük Kalp 01-01-1970 03:00 Fırın Sıcağında Sabır Pişer mi? 01-01-1970 03:00 Mahallenin Kalbi 01-01-1970 03:00 Kelimelerin Gücü 01-01-1970 03:00 Üsküdar’da Bir Güz Öğlesi 01-01-1970 03:00 Kültürel Saygı 01-01-1970 03:00 Parkın Sessizliğinde 01-01-1970 03:00 Gün Batımına Karşı 01-01-1970 03:00 Rüzgarda Sallanan Çamaşırlar 01-01-1970 03:00 Güzel İnsan 01-01-1970 03:00 Betondaki Kına İzleri 01-01-1970 03:00 Bireyin Kendine Yabancılaşması 01-01-1970 03:00 Annelik Sanatı 01-01-1970 03:00 Doğanın Kucağında 01-01-1970 03:00 Yılın Beşinci Mevsimi 01-01-1970 03:00 Zihinsel Özgürlük 01-01-1970 03:00 Savaş, Göç ve Yoksulluk 01-01-1970 03:00 Modernizmin Kadın Sorunu 01-01-1970 03:00 Toplumun Mihenk Taşı Aile 01-01-1970 03:00