Doğanın Kanunu

Yaşar Hamurcu

19-02-2026 15:28

 

Yaşadığımız dünya, var olduğundan bu yana belki de hiçbir dönemde bugünkü kadar hızlı ve sarsıcı bir değişime uğramamıştır; buna itiraz edenler olabilir, fakat itiraz edenler kadar ben de dünyanın az ya da çok değiştiğinin farkındayım ve bildiklerimin bir kısmının ilahi düzenin hükmü olduğunu, bilmediklerimin ise sandığımdan çok daha fazla olduğunu kabul ediyorum.

Aslında dünya hâlâ aynı dünyadır; değişen, dönüşen ve bozulan biz insanlarız. Birbirimize verdiğimiz zarar yetmezmiş gibi, üzerinde yaşadığımız gezegene de büyük zararlar veriyor, bunu da çoğu zaman fark etmeden değil, bilerek yapıyoruz.

Peki nasıl mı?
Sadece kesemizi biraz daha doldurmak, biraz daha zengin olmak uğruna…

Yediğimiz gıdaların genetiğiyle oynamakla yetinmiyor; ormanları yok ediyor, doğaya zehirli gazlar salıyor, serinlemek için kullandığımız klimalarla zaten sıcak olan havayı daha da ısıtarak dünyayı yaşanmaz hâle getiriyoruz. Bunun yanında nükleer santrallerin zararlarını bile bile görmezden geliyoruz.

Saymakla bitmez; insan, kendi eliyle doğanın dengesini bozuyor ve sonra şaşkınlıkla soruyor:
“Orman yangınları neden arttı?”
“Sel felaketleri neden durmuyor?”
“Heyelanlar niçin çoğaldı?”

Oysa bütün bu olumsuzlukların temelinde yine biz varız. Ormanı imara açmak için yakıyoruz; ardından bir sigara izmaritini rastgele kuru otların arasına atarak yeni felaketlerin kapısını aralıyoruz.

Bir binayı dört beş katlı yaparken doğru dürüst temel kazmıyor, ardından yanına sekiz on katlı yeni bir bina dikerken istinat duvarını düşünmüyoruz. Deprem olduğunda ise kaderi suçluyoruz.

Nükleer santrallerin dünyaya verdiği zararları bildiğimiz hâlde onları yapmaktan vazgeçmiyor; doğanın sınırlarını zorlayarak yalnızca zengin olmayı hedefliyoruz. Oysa zengin olan insanoğlu öldüğünde yanında kefen bile götüremeyebilir; geriye yalnızca yanan ormanlar, boğulan şehirler ve tükenen bir dünya kalır.

İnsan, yaptığı her şeyin hesabını vereceğini hatırladığı gün, yani yaratıcıdan korkup doğanın kanunlarına saygı duyduğu gün, hem kendi ömrü daha huzurlu olacak hem de dünya yeniden yaşanabilir bir yer hâline gelecektir.

05 Ağustos 2018

Yalan

Yaşamının başlangıcı onunla kurulmuştu; sanki genlerinde vardı ve onu atan gibi babanda bulmuştun. Rh (+) kanın damarlarında dolaşırken bile yüreğin gerçeği değil, yalanı taşıyordu.

Renklerin bile gerçeği anlatmıyordu sana; beyaz değil mavi ve sarıydı, kırmızı ise tehlikeydi. Sen siyahı severdin, ayırt etmeden… Oysa siyahın karamsarlığı yalan değildi, fakat sen yalandın; hayatın gibi.

Yalanların acımasızdı ama gözlerin bir harikaydı. Çünkü sen, dünya ve hatta yaşamın kendisi bile sana göre bir yanılsamadan ibaretti.

Yaşar Hamurcu
26 Ekim 2006-Adıyaman

yasarhamurcu@hotmail.com

DİĞER YAZILARI İnsan! - Annem’e 20 Mayıs 2018 01-01-1970 03:00 İki Yıl Ve… 27 Şubat 2019 01-01-1970 03:00 İkiyüz On Dört Milyarı Çöpe Attık! 18 Aralık 2017 01-01-1970 03:00 Haklarımızı Biliyor Muyuz? / Naz Eyleme (02 Ocak 2011) 01-01-1970 03:00 Habil ve Kabil / Lalem 17 Aralık 2018 01-01-1970 03:00 Düşün ve Sesli Konuş! / Küçüğüm 29 Mart 2018 01-01-1970 03:00 Dünyaya Gözdağı…(05 Aralık 2018) 01-01-1970 03:00 Dünya ve Türkiye / Bu Aşk Mı? 01-01-1970 03:00 Doğanın Katili / Çevreci 01-01-1970 03:00 Bal + Soğan! = Sincik 01-01-1970 03:00 Adalet! Adalet! 01-01-1970 03:00 Acı + Hüzün + Gözyaşı = Sevinç + Sevinç = Sevinç 01-01-1970 03:00 Babam ve Bekir Usta! 01-01-1970 03:00 Baba Diyebilir Miyim 01-01-1970 03:00