Doğanın Katili / Çevreci

Yaşar Hamurcu

23-02-2026 11:24

 

Geçen günler içerisinde “Doğanın Kanunu” adlı yazımda insanların tabiata verdiği zararlardan bahseden birkaç cümle sarf etmiştim.
Söylediklerim şunlardı:

“Orman yangınları neden çoğaldı?
Sel felaketleri olacak gibi değil.
Heyelanlar aldı başını gidiyor.
Bütün bu olumsuzlukları çoğaltan biz insanoğluyuz.
Ormanı imara açmak için yakıyoruz. Başka mı? İçtiğimiz sigaranın izmaritini rastgele otların içine atar, ağaçları yakarız.
Nükleer santrallerin dünyamıza verdiği zararı bildiğimiz hâlde onları yapmaktan vazgeçmiyoruz.”

Bugün de piknik alanları ve türbe ziyaretlerinde yapmadığımız güzelliklerden bahsedeceğim.

Dünyanın kuruluşundan sonra insanların aydınlanması için kendisine görevlendirilmiş varlık olarak peygamberler gönderildi; ilk peygamber olan Hz. Âdem atamız, yani babamız gönderildi ve ondan sonra da çok sayıda peygamber yaşayarak bizlere yol gösterdi, en son olarak ise kıymetli insan Hz. Muhammed (s.a.v.) gönderildi ve öylesine kıymetliydi ki bütün peygamberlerin ümmeti onun ümmetiyle cennetle ödüllendirilecekti.

Mesire, piknik alanı ve türbelere giden biz insanlar orada yer, içer ve eğleniriz; eğlendikten sonra da bineklerimize biner, yaşantımızı sürdürdüğümüz yerlere yani ikamet ettiğimiz evlerimize döneriz.
“Nasıl bulmak istiyorsan öyle terk et.” sözünü hiç hesaba almadan zaman geçirdiğimiz doğayı öylesine hor kullanırız ki bizden sonra oraya vakit geçirmeye gelenler arkamızdan bizi çok güzel anarlar.

Çünkü yemek artıkları, ekmek, karpuz veya kavun kabukları, sebzelerden kalan artıklar ve çerez kabukları ile meyve çekirdekleri gibi atıklar rastgele mesire alanına atılır; hâlbuki yiyeceklerimizi koyduğumuz poşetler, içindekiler tüketilince çöp için kullanılabilir ve mesire veya piknik alanlarını terk edeceğimiz zaman o poşetteki çöplerimizi yanımıza alıp en yakın çöp kutularına atabiliriz.

Dünya hepimizin ve geleceğimizin dünyası olduğuna göre bizlerin kirletme hakkı olamaz; o hâlde neden tekrar kullanacağımız toprak parçasını kirletiriz?
Bir olan dünyayı yaşanır kılmak hepimizin asli görevidir ve biz büyüklerin yarınımız olan gençliğe örnek olmak, onlara güzel bir dünya bırakma zorunluluğu olmalıdır.
Yeşili sev, toprağı sev ki aldığımız nefesi hak edelim.

Bizden sonra oraya zaman geçirmeye gelenlerin arkamızdan bizi çok güzel anmaları dileğiyle…

07 Eylül 2018

Çevreci

Bir adam
ve uğruna
savaştığı boğazı.

Bir bıçak ve
kesilen sebzeler,
ince mi?
İnce.

Özenle ayıklıyor maharetli eller
domatesi, biberi ve sarımsağı;
aldırmıyor etrafındaki meraklı gözlere
ama bütün gözler onu izliyor.

Bir çocuk ve arkadaşı
“Deli” diyorlar
adama ve yaptığı işe.

Fırıncı ise tanıyor pejmürdeyi
ve ekliyor:
“Aslında deli
ama çevreci.”

Bir ben bakıyorum
bir de çocuklar
ama o çevreci.

Çünkü bütün artıklar
yandaki çöpe
dökülmeden atılıyor.

Bir adam
ve dünyayı kirleten ruhu;
sigara izmaritleri
havada dolaşıyor.

Bir deli ve akıllı…
Ama hangisi deli,
hangisi akıllı?

Yaşar Hamurcu
25.08.2002-Adıyaman

DİĞER YAZILARI İnsan! - Annem’e 20 Mayıs 2018 01-01-1970 03:00 İki Yıl Ve… 27 Şubat 2019 01-01-1970 03:00 İkiyüz On Dört Milyarı Çöpe Attık! 18 Aralık 2017 01-01-1970 03:00 Haklarımızı Biliyor Muyuz? / Naz Eyleme (02 Ocak 2011) 01-01-1970 03:00 Habil ve Kabil / Lalem 17 Aralık 2018 01-01-1970 03:00 Düşün ve Sesli Konuş! / Küçüğüm 29 Mart 2018 01-01-1970 03:00 Dünyaya Gözdağı…(05 Aralık 2018) 01-01-1970 03:00 Dünya ve Türkiye / Bu Aşk Mı? 01-01-1970 03:00 Doğanın Kanunu 01-01-1970 03:00 Bal + Soğan! = Sincik 01-01-1970 03:00 Adalet! Adalet! 01-01-1970 03:00 Acı + Hüzün + Gözyaşı = Sevinç + Sevinç = Sevinç 01-01-1970 03:00 Babam ve Bekir Usta! 01-01-1970 03:00 Baba Diyebilir Miyim 01-01-1970 03:00