Gel De Özlem Duyma

Kerim Baydak

22-12-2022 23:42

Boş zamanımda şehirde dolaşmayı severim. Hem farklı manzaralarla karşılaşır, hem değişiklikleri gözlemleme şansı bulurum. Üzüldüğüm zamanlarda olmuştur, sevindiğim, gurur duyduğum zamanlar da olmuştur. Yapılar, insanlar, olaylar, yaşananlar, ani ortaya manzaralar… Son zamanlarda en çok ilgimi çeken ve bakarken de üzüldüğüm yerlerden bir tanesi Tuz Hanı olmuştur. Bu Han’ın önceki haliyle, şimdi halini karşılaştırdığım zamanlar, gerçekten “üzülmüyorum!” desem yalan olur. Belki gençler bilmezler, şu an ki halinin güzel olduğunu düşünebilirler, ancak belli bir yaşın üzerindekilere soracak olursanız, size daha farklı söylemlerde bulunacaklar ve hakikaten üzüldüklerini söyleyeceklerdir.

Elbette bu işle iştigal edenler ve yetkililerimiz belki böyle uygun görmüşlerdir bilemiyorum, ancak şu an ki halinin beğenilmediğini, eski, yıkık halinin daha güzel ve ilgi çekici olduğunu söyleyebilirim. En azından otantik ve nostaljik bir havası vardı. Eski halinin insanı daha fazla bilgi sahibi ettiğini ve insanı geçmişe götürdüğünü söyleyebilirim. Gözlemlerimizde, içindekiler dışında, ne daha önce orada çalışan esnaflar, ne ilk defa görenler, ne de önce ki halini bilenlerin memnun olmadıkları söylenebilir. En son Harfane geceleri düzenlendiği söyleniliyor, ancak kişi başı 200 Tl üzeri bir harcamayı göze almalısınız. Ben gidemediğim için bilemiyorum!

Neyse, o gün içine giremediğimiz, ancak dışarıdan etrafını gezme esnasında, eşeğe binmiş bir amcamızı görünce, geçmişe doğru bir yolcuğumuz başladı. Eski günlere, köylülerin en çok faydalandığı Han’ın o günkü durumu, sinema şeridi gibi gözlerimizin önünden geçti.

Etraftakiler, sanki eşeğe binmiş birini hiç görmemiş gibi etrafında toplanmaya, hatta içlerinden bazıları fotoğraf çekmeye başladılar. Kimdi, nereden, ne için gelmişti bilmiyorum, ama belli ki şehrin dışından, belki kırsal kesimden şehre gelerek, ihtiyaçlarını görmek isteyen biriydi. Belki eskiden olduğu gibi, ihtiyaçlarını bu şekilde karşılamak istemişti, belki de yaşından dolayı ya da rahatsızlığından dolayı, bu şekilde gelmek istemişti, belki de arabası yoktu, eğer varsa da yakıtın pahalı olmasından dolayı eşekle şehre inmeyi göze almıştı. Artık eskiden olduğu gibi, eşeğini bir yere bağlamak istemişti, ama uygun bir yer bulamadığından olsa gerek, hep eşeğin sırtında işlerini-ihtiyaçlarını görmüş ve dönüşe başlamıştı.

Aslında çok değil, 15-20 yıl önce insanlar atlarla, eşeklerle çarşıya inebiliyordu. At arabalarına rastlamak mümkündü. İnsanlar birçok taşıma işlerini at arabalarıyla yapılabiliyordu. Köylüler, süt, yoğurt, ayran yağ gibi ürettikleri hayvansal ürünleri getirip şehir merkezinde satabiliyorlardı. Köylüler eşeklerle getirdikleri çeşitli ürünleri, şehirdeki çeşitli resmi binalarda çalışanlara, diğer sivil apartmanların sakinlerine, mahallelerde ikamet edenlere süt, yoğurt vb. satıyor, eşekleri üzerinde evlerine dönmenin mutluluğunu yaşıyorlardı. Yine Tuz Han’ı yanı başında ki ayrancı pazarı diye ( ayran ağacı- dari dew deniliyordu)  bilinen yerde, herkes sabah erkenden istediği her hayvansal ürünü alabiliyordu. Şimdi ne ayran kaldı, ne Pazar kaldı, ne o eski bilindik Han kaldı, ne de artık eşeklerle şehre inenler kaldı. Hepsi teknolojiye yenik düştüler.

İşte böyle şehirde hasbelkader görülebilen eşeğe binmiş birileri görüldüğünde de insanlar böyle bakıp duruyorlar. Şehirde yaşayanlar, özellikle çocuklar atı, eşeği bile bazen tanıyamıyorlar.

Geçenlerde,  kenar mahallenin birinde, bir evin önünde oturuyoruz. Evin önünden bir eşek geçti.

Evin küçük çocuğu, “baba ineğe bak, ineğe bak!” diye bağırınca, hepimizi gülme krizine girdik. Aslında gülmemiz gereken yerde, düşünüp ağlamamız gerekiyordu, ama biz gülüyorduk halimize. Artık çocuklarımız inekle, eşeği birbirinden ayıramıyordu. Çok yazık çok, üzülmemek, düşünememek mümkün değildi.

Anlayacağınız, “hep eskilere özlem duyuyorsunuz!” diyorlar ya! Duymamak mümkün mü? Şimdi ne Han’lar kaldı, ne Hanlardan faydalanan köylüler, ne de at, eşeksırtında yolculuk edenler! Hal böyle olunca, işte böyle eşek ile ineği birbirinden ayıramayacağız maalesef.

Hasbelkader eşekle gezen birini görürsek de, hem şaşıracak, hem de telefonumuzla fotoğraf çekme yarışına gireceğiz. Gel de eskiye özlem duyma!

Kerim BAYDAK

kbaydak61-artan@hotmail.com

DİĞER YAZILARI İlginç Tespitler 01-01-1970 03:00 Yeni Bir Gün, Hafta ve Ay! 1 01-01-1970 03:00 Yazık Oluyor Gençliğimize! 01-01-1970 03:00 Aklımız Her Şeye Erer 01-01-1970 03:00 Kerim’ce Güzellemeler 01-01-1970 03:00 Adıyaman Makûs Talihini Ne Zaman Yener 01-01-1970 03:00 Gençler Yuva Kurarken, Dikkatli Olmalı 01-01-1970 03:00 Farkımızın Farkına Varıyor Muyuz? 01-01-1970 03:00 Haklıydı! 01-01-1970 03:00 Çok Şükür Ben De Emekli Oldum 01-01-1970 03:00 Yeter, Edep Ya Hu! 01-01-1970 03:00 Su Kıtlığı ve Kuraklık Kapımızda 01-01-1970 03:00 Toplum Antivirüs Programlarını Elbette Üretecektir 01-01-1970 03:00 Ben Neymişim Ya! 01-01-1970 03:00 Az, Öz Olsun, Bizim Olsun. 01-01-1970 03:00 Canım Öğretmenim Canım Benim (Akrostiş) 01-01-1970 03:00 Fani Dünya Gibi Ahiret İçin Çalışsaydık!.. 01-01-1970 03:00 Ömrümüz Küslükle Mi Geçecek? 01-01-1970 03:00 Aklın Varsa, işin Zor! 01-01-1970 03:00 Net Ortamı, Dert Ortamı 01-01-1970 03:00 Hepimiz Yolcu Değil Miyiz? 01-01-1970 03:00 Deli, Hangisi, Moda, Moda! 01-01-1970 03:00 Altta Kalanın Canı Çıksın 01-01-1970 03:00 Ne Yaşadık, Ne Yaşıyoruz 01-01-1970 03:00 Tütün Zor İş Vesselam 01-01-1970 03:00 Ne Dersiniz, Haksız Mıyım? 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası! Her Yerde Telefon 01-01-1970 03:00 Madde Bağımlısı Çocuklar, Böyle Olsun İstemediler 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası! Yakın Akrabalık Bitmiş 01-01-1970 03:00 Bakın Bir Sıra Daha İlerlediniz! 01-01-1970 03:00 Gel De Ortayı Bul 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası! Edep, Saygı, Ahlak Kalmamış 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası! Telefonsuz yemek yemiyorlar. 01-01-1970 03:00 Saat, 24-01 arası! 01-01-1970 03:00 Siz..! 01-01-1970 03:00 Saat 12-13 arası!  01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası! İyi Dosttu Nazım PEKTAŞ 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası! Her Zaman Yaşanıyor 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası! Şey! 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası! Tezatlık 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası! Kaybediyoruz, Kayboluyoruz 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası! VEYL Olsun! 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası! Dikkat Edin Çarpılmayın 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası! Ata İşte, Neylersin 01-01-1970 03:00 Şehirde Kale’mi Vardı 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası! Sağlıklı Olmak 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası Gençler Olmaz Ki! 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası Gençler Olmaz Ki! 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası Köpek Sürüsü Sorunu 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası Saat, 12-13 Arası Kızmak Mı, gitmek Mi? 01-01-1970 03:00 Doğum, Beklenti ve Yeni Şehir 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası Şu Ego Yok Mu? 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Aras Ah Şu Motosikletler ve Gençler 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası 01-01-1970 03:00 Saat, 12-13 Arası 01-01-1970 03:00 Hangi Yeme-İçme Alışkanlığı 01-01-1970 03:00 İndirim Çılgınlığı Zamanı 01-01-1970 03:00 İyi Arkadaşla Gezin, İyi Olun Ve İyilik Yapın 01-01-1970 03:00 Erdemli Ya Da Erdemsiz Olursunuz 01-01-1970 03:00 Çocuklarımıza Sahiplik Edelim 01-01-1970 03:00 Hayaller Başka Zamana Kalsın 01-01-1970 03:00 Balkonlar Baş Belâsı 01-01-1970 03:00 Her Canlının Tepkisi Farklıdır 01-01-1970 03:00 Erdemli Ya Da Erdemsiz Olursunuz 01-01-1970 03:00 Hangi Saattesiniz? 01-01-1970 03:00 Gezip, Görerek Yazmak, Çok Güzel 01-01-1970 03:00 Sefer Tasına Mı Dönsek Acaba? 01-01-1970 03:00 Aldatmak Sıradanlaştı, Yazık! 01-01-1970 03:00 Sessizliğe Ses Sizsiniz 01-01-1970 03:00 Şair Çok, Şiir Daha Da Çok 01-01-1970 03:00 İyi Olarak Anılın 01-01-1970 03:00 Diyeceğim De Nereye Kadar 01-01-1970 03:00 Belki Huzur Yanı Başımızda 01-01-1970 03:00 İyi Olarak Anılın 01-01-1970 03:00 Bu Dünya Da Kapatıyoruz Da… 01-01-1970 03:00 Haksız Da Değil Hani! 01-01-1970 03:00 Benim Hüsn-ü Kuruntumdur 01-01-1970 03:00 Kendimiz İçin Değişmeli, Gelişmeliyiz 01-01-1970 03:00 Artık Şaşıramıyoruz 01-01-1970 03:00 Her Yaşta İş Yapılabilir 01-01-1970 03:00 Yaşlanmak Mı, Yaş Almak Mı? 01-01-1970 03:00