İnsanoğlu var oluşundan bu yana bazı haklara sahip olmuştur.
Konuşma hakkı, görme hakkı, tutma hakkı ve diğer haklar.
Bu hakları kendisini yaratan Allah vermiştir.
En büyük ve güçlü olanı ise düşünme ve karar verme hakkı olan BEYNİ vermiştir.
Bu hak öylesine hükmedicidir ki; BARIŞ ve SAVAŞ’ı başlatan ve bitirendir.
Bu hakkı ne oranda kullanacağımız, kendimizi kontrol etmemize bağlıdır.
Küçük ve büyük iki beyin vardır. İkisinin görevleri ayrıdır. Birisi bakmayı emreder, diğeri ise kaydetmeyi.
İnsanoğlu beynin ve zekânın hepsini kullanabilir. Kullanmıyorsa %10 gibi yalnızca vardır. Diğer bir deyişle hayattadır…
Hepimiz yolların araçlara yani taksi, otobüs ve traktörlere ait olduğunu biliriz.
Bu araçları kullanan bir sürücünün (yeni sürücüsüz otomobil ve trenlerin) de olduğunu biliyoruz. Bilmediklerimiz mi?
Yaya geçidi yalnızca insanlara mahsustur.
Yaya geçidini kullanan iki insan olduğu gibi, bir üçüncü şahıs da var.
Birisi yaya geçidinde hakkın kendisine ait olduğunu bilendir. Diğeri ise geçip geçmemeye karar veremeyendir. Bir üçüncüsü mü? O da sürücüdür.
Sürücü, aldığı eğitim sonucu yayaların hangi hakka sahip olduklarını bilmek zorunda olandır.
Yayalar ise geçip geçmemeye karar veren birinci hak sahibidir.
Bu geçitleri sürücüler daha iyi bilir. Neden mi?
Onlar kullanacakları otomobil ve otobüsler için bir eğitim alırlar. Aldıkları bu eğitimin içerisinde canlı varlıkların ne kadar değerli olduklarını da bilmek zorundadırlar. Çünkü:
Kendileri de düşünen bir canlıdır. Fakat uygulamadıkları bir durum var. O da yayaların geçiş yerine varmadan, yollara çizilen işaretlere dikkat etmeyip hızlarını düşürmemeleridir.
Hal böyle olunca trafik kazaları ölümle sonuçlanabilmektedir.
Şehir içi azami hıza dikkat etmeyen sürücü, varacağı yere en fazla iki ile beş dakika önce veya sonra varacaktır. Acele eden ecele gitmemiş olacaktır.
Sürücülerin dikkat etmediği bir başka konu ise kaldırımların yayalar ve engelli vatandaşlara ait olduğudur.
Kimi kendini bilmez sürücü, kaldırımın insanlar için yapıldığına aldırış etmeden arabasını park ettiğini televizyon haberlerinde izliyoruz.
Bir de engelli vatandaşlar için yapılan rampa önlerine park eden sürücüler var. Bunlar ve kaldırıma park eden sürücüler, iki üç lira park parası vermemek için bu hataları yaparlar. Hâlbuki:
Kullandıkları araçlar bir dünya para eder ama park parası ödemek güçlerine gider.
Sürücülerin yaptıkları bir başka yanlış da daracık sokaklardaki “park edilmez” levhasına rağmen arabalarını park etmeleridir.
Bu yanlışlar o sokaktaki yangına veya hastaya ulaşmayı öylesine zorlaştırır ki mal ve can kayıpları olur.
Bu yanlışların yapılmaması veya önlenmesi hepimizin hakkı olmasına rağmen haklarımızı bilmiyor ve yerine getirmiyoruz.
Başka haklarımız mı?
Naz Eyleme
Fatma, Fatma
Uykun varsa
Yorgansız yatma
Yaşar diyor
Sevgim dağ misali
Fatma diyor
Yüreğim kuş emsali
Uçarım kanadı kırık
Gelirim rüzgar misali
Gel Fatma naz eyleme
Yüreğimi kor eyleme
Ellerimi dar eyleme
Var gönlüme
Gir beynime
Beni tarumar eyleme
(Yaşar Hamurcu 15 Ağustos 2006- Adıyaman)
yasarhamurcu@hotmail.com