İpte Asılı Düzen

Aysel Kelekçi Özdemir

24-04-2026 16:33

 

Dün gibi bugün de tükendi. Günler, birbirinin omzuna yaslanmış; aynı ağırlığı taşıyan bir sıradanlıkla akıp gidiyor. Farkı silinmiş zaman dilimleri… Ucu görünmeyen bir zincirin halkaları gibi; uzadıkça ağırlaşan, ağırlaştıkça insanın içine çöken günler.

İkindi vaktiydi. Karşı binanın üçüncü katına yeni taşınan, beyaz tülbentli kadın çamaşır asıyordu. Ellerindeki o dikkat, o özen… Sanki iğne oyası işler gibi, sabırla ve kusur bırakmadan yerleştiriyordu her parçayı. Gözüm takıldı, kaldı. Daha önce de görmüş, yine aynı yerde durmuş, yine aynı saygıyla izlemiştim.

Benim nazarımda çamaşırını güzel seren kadın, hayatını da derli toplu yaşayan kadındır. Garip bir şekilde içimde yer eden bir saygı bu. Kendimden biliyorum. Çocuklar çamaşır serdiğinde çoğu zaman sessizce gider, hepsini indirir, yeniden sererim. Çünkü çamaşır sermek… basit bir iş değil; bir intizam meselesi, bir estetik meselesi, belki de küçük bir hayat disiplini.

Beyazlar ayrı, renkliler ayrı… Çoraplar kendi içinde; uzunlar kısalara gölge etmeden… Her şey yerli yerinde. Annem derdi ki eskiden oğluna kız bakan anneler, kızın çamaşır serişine bakarmış; düğünde halayına… İnsan kendini en çok o iki yerde ele verirmiş. Düşündükçe yerinde bir gözlem.

Uzunca baktım. Kadın işini bitirdi, içeri girdi. Geriye, ipte sallanan bir düzen kaldı.

Ben ise etrafı, kendime has dikkatli gözlerle seyretmeye devam ettim…

Karşı yolda, pazardan dönen yaşlı bir teyze, ağır görünen pazar arabasını kaldırımlardan çıkarmakta zorlanıyordu. Ardından gelen genç, adımlarını hızlandırdı; hiç tereddüt etmeden arabayı elinden aldı, binanın önüne kadar taşıdı. Teyze, mahcup bir minnetle cebine uzandı. Genç, uzanan eli nazikçe kapattı; sonra diğer elini öpüp alnına koydu.

Bir anlığına zaman durur gibi oldu.
Kalabalığın içinde, sessizce geçen bu küçük sahne…
İnsana hâlâ bir şeylerin yerli yerinde olabileceğini hatırlatıyor.

Parkta bağırış çağırış oynayan çocuklar, köpeğiyle ağır adımlarla yürüyen iki genç, çapraz bahçede birbirine dolanan iki yavru kedi…

Ve bütün bu kalabalığın ortasında, hayatım boyunca yerini hiç kaybetmeyen o tanıdık his:
Benimle birlikte yürüyen yalnızlığım.

ayselozdemir063@gmail.com

DİĞER YAZILARI Eşik 01-01-1970 03:00 Güzel İnsan 01-01-1970 03:00 Telefonun Ucunda Yarım Kalan Hayat Nisan, İki Telefon ve Bir Eksik İnsan 01-01-1970 03:00 Günümüzün Kadın Sorunu 01-01-1970 03:00 Çağdaşlaşma-Kadın Sorunu Kadın ve Tarih 01-01-1970 03:00 En Büyük Dert Kapitalizmdir 01-01-1970 03:00 Toplumun Mihenk Taşı Aile 01-01-1970 03:00 En Büyük Dert: Kapitalizm 01-01-1970 03:00 Zihinsel Özgürlük 01-01-1970 03:00 Evde Kaybolan Çocuklar 01-01-1970 03:00 Askıya Alınmış Hayattan Uyanışa 01-01-1970 03:00 Bir Yaz Günü 01-01-1970 03:00 Savaşın Çocukları 01-01-1970 03:00 Ucuz Hayatlar 01-01-1970 03:00 Kültür ve Özgürlük 01-01-1970 03:00 Ateşten Süreç 01-01-1970 03:00 Küçük Eller, Büyük Kalp 01-01-1970 03:00 Fırın Sıcağında Sabır Pişer mi? 01-01-1970 03:00 Mahallenin Kalbi 01-01-1970 03:00 Kelimelerin Gücü 01-01-1970 03:00 Üsküdar’da Bir Güz Öğlesi 01-01-1970 03:00 Kültürel Saygı 01-01-1970 03:00 Parkın Sessizliğinde 01-01-1970 03:00 Gün Batımına Karşı 01-01-1970 03:00 Rüzgarda Sallanan Çamaşırlar 01-01-1970 03:00 Güzel İnsan 01-01-1970 03:00 Bölgemizin ve Şehrimizin En Önemli Sorunu? 01-01-1970 03:00 Betondaki Kına İzleri 01-01-1970 03:00 Bireyin Kendine Yabancılaşması 01-01-1970 03:00 Annelik Sanatı 01-01-1970 03:00 Doğanın Kucağında 01-01-1970 03:00 Yılın Beşinci Mevsimi 01-01-1970 03:00 Zihinsel Özgürlük 01-01-1970 03:00 Savaş, Göç ve Yoksulluk 01-01-1970 03:00 Modernizmin Kadın Sorunu 01-01-1970 03:00 Toplumun Mihenk Taşı Aile 01-01-1970 03:00