Parkın Sessizliğinde

Aysel Kelekçi Özdemir

11-12-2025 15:00

 

Güneş batıya süzülürken Kasap Taşı Parkı, günün yorgunluğunu üstünden atmaya hazırlanıyordu. Taş yolun üzerinde yankılanan adımlarım, toprağın ve çam kokusunun karıştığı o tanıdık huzuru içime dolduruyordu.

Suyun şırıl şırıl sesi, sanki zamanın durduğunu değil, yumuşakça aktığını hatırlatıyordu. Bankta birbirine sarılmış iki genç, kendi küçük evrenlerinde kaybolmuşlardı; arada bir gülüşüyor, sonra sessizliğe bürünüyorlardı.

Bir köşede yaşlı bir çift el ele yürüyordu. Kadının kolu adamın kolunda… Her adımlarında yılların uyumu, bir ömrün alışkanlığı hissediliyordu.

Biraz ötede, elinde pazar arabasıyla telaşla yürüyen bir kadın vardı. Telefonla yüksek sesle konuşuyor, ama yüzündeki yorgunluk her kelimeden daha çok şey söylüyordu. Hayatın yükünü sırtlamış gibiydi, yine de adımlarında bir direnç, bir kararlılık vardı.

Parkın diğer ucunda, işten çıkan bir adam ağır adımlarla yürüyordu. Düşüncelerine gömülmüş, sanki her adımında günün değil, hayatın hesabını yapıyordu. Bekçi kulübesinin önünde duran park görevlisi ise sessizdi; yüzü, dünyanın ağırlığını taşır gibiydi.

Bir anda ayaklarıma bir şey sürtündü: Minik bir sokak kedisi… Ardından bir diğeri, sonra bir başkası. Gözlerinde ürkek ama umutlu bir bakış vardı. Sevilmeye, fark edilmeye ne kadar da açtılar. Eğilip birini sevdim; o an sanki parkın bütün sessizliği yumuşadı.

Yerde sararmış yapraklar, rüzgârın dokunuşunu bekler gibiydi. Arada bir esen meltem, onları dansa kaldırıyor, sonra yine yere bırakıyordu. Başımı kaldırıp kocaman çam ağaçlarının kokusunu içime çektim-çocukluğumdan beri en çok sevdiğim koku buydu.

Ve o anda anladım: Ne zaman daralsam, neden hep buraya geldiğimi. Kasap Taşı Parkı sadece bir park değildi. Her köşesinde bir hikâye, her sesinde bir huzur vardı. Doğayla aramdaki bu bağ, tesadüf olamazdı. Belki de burası, dünyanın karmaşasında insanın kendini unutmamak için sığındığı küçük bir sığınaktı.

ayselozdemir063@gmail.com

DİĞER YAZILARI Eşik 01-01-1970 03:00 İpte Asılı Düzen 01-01-1970 03:00 Güzel İnsan 01-01-1970 03:00 Telefonun Ucunda Yarım Kalan Hayat Nisan, İki Telefon ve Bir Eksik İnsan 01-01-1970 03:00 Günümüzün Kadın Sorunu 01-01-1970 03:00 Çağdaşlaşma-Kadın Sorunu Kadın ve Tarih 01-01-1970 03:00 En Büyük Dert Kapitalizmdir 01-01-1970 03:00 Toplumun Mihenk Taşı Aile 01-01-1970 03:00 En Büyük Dert: Kapitalizm 01-01-1970 03:00 Zihinsel Özgürlük 01-01-1970 03:00 Evde Kaybolan Çocuklar 01-01-1970 03:00 Askıya Alınmış Hayattan Uyanışa 01-01-1970 03:00 Bir Yaz Günü 01-01-1970 03:00 Savaşın Çocukları 01-01-1970 03:00 Ucuz Hayatlar 01-01-1970 03:00 Kültür ve Özgürlük 01-01-1970 03:00 Ateşten Süreç 01-01-1970 03:00 Küçük Eller, Büyük Kalp 01-01-1970 03:00 Fırın Sıcağında Sabır Pişer mi? 01-01-1970 03:00 Mahallenin Kalbi 01-01-1970 03:00 Kelimelerin Gücü 01-01-1970 03:00 Üsküdar’da Bir Güz Öğlesi 01-01-1970 03:00 Kültürel Saygı 01-01-1970 03:00 Gün Batımına Karşı 01-01-1970 03:00 Rüzgarda Sallanan Çamaşırlar 01-01-1970 03:00 Güzel İnsan 01-01-1970 03:00 Bölgemizin ve Şehrimizin En Önemli Sorunu? 01-01-1970 03:00 Betondaki Kına İzleri 01-01-1970 03:00 Bireyin Kendine Yabancılaşması 01-01-1970 03:00 Annelik Sanatı 01-01-1970 03:00 Doğanın Kucağında 01-01-1970 03:00 Yılın Beşinci Mevsimi 01-01-1970 03:00 Zihinsel Özgürlük 01-01-1970 03:00 Savaş, Göç ve Yoksulluk 01-01-1970 03:00 Modernizmin Kadın Sorunu 01-01-1970 03:00 Toplumun Mihenk Taşı Aile 01-01-1970 03:00