“Rehavet” Diyen Dile İtirazım Var

Mehmet Leblebici

09-02-2026 09:05

 

Nagehan Alçı’ya soruyorum: Hiç gecenin bir yarısı, el feneriyle, kadınların tuvalete gidebilmesi için nöbet tuttunuz mu? Ben tuttum. Ben bu yazıyı, Adıyaman’da konteyner kentte yaşamış, çadırkent görmüş, ailesiyle birlikte enkazdan sonra hayata tutunmaya çalışmış bir gazeteci olarak yazıyorum.

Ben bu yazıyı depremi uzaktan izleyen biri olarak değil, depremzede olarak yazıyorum. Ve şunu net söylüyorum: Hatay’daki, Adıyaman’daki, Malatya’daki insanlara “rehavet” diyen bir dil, bu ülkenin vicdanına yabancıdır.

Sayın Nagehan Alçı, siz ne gördünüz? Siz YouTube çekimi yaptınız, ben hayat yaşadım. Siz video çektiniz, ben bir yaşındaki torunuma temiz su aradım. Siz “devlet her şeyi veremez” dediniz, ben gecenin karanlığında kadınların sokak köpeklerinden kaçmaması için dua ettim.

Konteynerde yaşam; elektrik, su, ısınma meselesi değildir. Konteynerde yaşam güvenliktir, onurdur, travmadır, hayatta kalma savaşıdır. Bunu bilmeden konuşan herkes, depremzedeye değil; kendine konuşur.

Depremzedeler konteynerden çıkmıyorsa bunun adı rehavet değil; korkudur, güvensizliktir, işsizliktir, yalnızlıktır, yarım bırakılmış hayattır. İnsanlar yeni evlerine gitmiyorsa, sorun onların “para harcama refleksi” değil; hayat kurma imkânlarının olmamasıdır.

Bu gerçeği görmeyip suçu depremzedeye yıkmak, en kolay ve en kirli siyasettir. Evet, hiçbir devlet sonsuza kadar her şeyi veremez. Ama hiçbir devlet de enkazın faturasını hayatta kalanlara kesemez.

Üç yıl sonra hâlâ konteynerde yaşayan insanlar varsa, burada tartışılması gereken depremzedeler değil; planlama eksikliğidir. Bu ülkede sorun; yardım alan depremzedeler değil, yardım almaya mecbur bırakılan insanlardır.

Deprem, tapu sormaz. Enkaz, mülk ayırmaz. Ölüm, kira kontratı tanımaz. “Kiracıydı” diye sokakta kalan bir insanın talebi lütuf değil, insan hakkıdır. Gazetecilik; acıya mesafeden bakmak değildir. Gazetecilik; “karış karış gezdim” diyerek insanların onurunu tartışma konusu yapmak değildir.

Gazetecilik, tanıklık ister. Ben tanığım ve bu tanıklık şunu söylüyor: Bu ülkede depremzedelerin değil, bazı yorumcuların empati refleksi kaybolmuştur. Sayın Alçı, siz hiç konteynerde bir gece sabahladınız mı?

Siz hiç kadınların tuvalete gidebilmesi için erkeklerin yol gözlediği bir hayat gördünüz mü? Görmediyseniz, depremzedeler hakkında hüküm vermeyin. Bu ülkede enkazdan sağ çıkanlara “rehavet” demek ne zamandan beri normalleşti?

Depremzedeyi suçlayan bu dil, yarın aynı felaket kapımıza geldiğinde kimi suçlayacak? Bu yazı bir polemik değil. Bu yazı bir çağrıdır.

leblebici0202@gmail.com

 

DİĞER YAZILARI Ekranlarda Gürültü, Sokakta Sessizlik 01-01-1970 03:00 Parmak Ucunda Bir Dünya, Zihnin Ucunda Bir Boşluk 01-01-1970 03:00 Silahın Gölgesinde Eğitim: Siverek’te Yaşananlar ve Toplumsal Çöküşün Aynası 01-01-1970 03:00 Petrolün Gölgesinde Akan Kan 01-01-1970 03:00 11 İl, Tek Acı: 6 Şubat’ın Bitmeyen Gecesi 01-01-1970 03:00 Vatandaşın Gündemi Değişmedi: Geçim Derdi 01-01-1970 03:00 Sözle Değil Hizmetle Konuşan Bir Başkan: Tutdere 01-01-1970 03:00 Türkiye’yi Bekleyen Büyük Göç Tehlikesi: İran Senaryosu 01-01-1970 03:00 Adıyaman’dan Yükselen Dijital Dönüşüm: VayCard’ın 2026 Vizyonu 01-01-1970 03:00 10 Ocak: Görünmeyen Emeğin Günü 01-01-1970 03:00 Esnafın Sessiz Çığlığı: Kira 01-01-1970 03:00 2026’ya Zamlarla Uyandık 01-01-1970 03:00 Asgari Ücret, Asgari Hayat 01-01-1970 03:00 Asgari Ücret Artışı: Rakam Büyüdü, Hayat Küçülüyor 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Gidenler İşçiydi, Bugün Gidenler Gençlik 01-01-1970 03:00 Altındaki Hızlı Yükseliş 01-01-1970 03:00 Kitap Okumayan, Çalışmayan, Hazıra Konan Bir Neslin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Emekli Maaşıyla Altın Alınırdı… 01-01-1970 03:00 Küçük Eller, Ağır Yükler 01-01-1970 03:00 Tütün: Çiftçinin Emeği, Geçim Kapısı, Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 “10 Kasım: Bir Milletin Küllerinden Doğuşunun Hatırası” 01-01-1970 03:00 Yarım Kalan Çocuklukların Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tütünü: Emeğin, Alın Teriyle Yoğrulan Ekmeğin Adı 01-01-1970 03:00 Dördüncü Kuvvet; Medya… 01-01-1970 03:00 Filistin ve Gazze Bizim Kırmızı Çizgimizdir 01-01-1970 03:00 Deprem Bölgesinde Buruk Bayram 01-01-1970 03:00 Sana da Merhaba 2025! 01-01-1970 03:00 Halkın Tek Derdi, Geçim Derdi! 01-01-1970 03:00 Depremden Sonra Hayata Yeniden Başlamak 01-01-1970 03:00 Hısn-i Mansur Kalesi Kaderine Terk Edildi 01-01-1970 03:00 Mesafe Kat Ederek Hizmete Ulaşmak 01-01-1970 03:00 Adıyaman’da Zorlu Sınav 01-01-1970 03:00