Deprem bölgesi içerisinde bulunan Adıyaman’da bir bayramı karşılamış olduk. Konteyner kentlerde yaşayan bir köşe yazarı olarak depremde Ramazan Bayramı’nın nasıl geçtiğini köşe yazımda ele almaya çalışacağım. Depremin üzerinden 2 yılı geçmesine rağmen insanlarımız halen depremin psikolojisini üzerlerinden atmış değiller. Öylesine büyük bir depremi yaşadık ki; bizler bu acıları belki de uzun yıllar unutamayacağız. Hepimizin yakınları depremde hayatlarını kaybetti. O günlerden bugüne acılar her bayram tazelenip duruyor. Bayram sabahı insanlar ilk olarak mezarlıklara giderek depremde kaybettikleri yakınlarının kabirlerini ziyaret ettiler.
Hava ne kadarda soğuk olsa, yağışlı olsa insanlarımızın ilk gideceği yer mezarlıklardaki deprem şehitliğidir. Adıyaman’da ve depremin yaşandığı illerde insanlarımız ilk olarak kabirlere gitti, gözyaşı döktü. Dile kolay bir depremi yaşarken yazıya dökmekte o kadar zor. Bir şehir düşünün ki; birkaç dakika içerisinde yerle bir oluyor ve orada anılarınızı bırakıp il dışına gidiyorsunuz. 2 yıl sonra şehrinize geldiğinizde tanınmaz bir şehirle karşılaşıyorsunuz. Çocukken oyun onadığınız yerler yok olmuş, bazen sokakları gezerken tanımıyorsunuz. Birkaç dakika gezinip dururken bir an oranın neresi olduğunu fark edemiyorsunuz.
Böylesine bir psikoloji içerisinde bayram ne kadar yaşana bilinir ki? Bir de doğup büyüdüğünüz o evlerden uzak bir alanda bulunan konteynerde yaşamınızı sürdürüyorsunuz. Orada bayramı yaşamak aklınıza gelmiyor. Sadece ailenizle birlikte yaşamınızı sürdürüleceğiniz bir alanın olması yetiyor. Bu duygularımı kaleme alırken bende konteynerde yaşadığım için aynı duyguları yaşıyorum. Depremzedelerle sohbet ettiğimde hep eski günlere bir özlemin olduğunu fark ediyorum. Ama bir şekilde hayat devam ediyor ve bizlerde yaşama tutunmalıyız. Hayatın devam ettiğini bilerek yaşama sımsıkı sarılmalıyız. Hayatın her döneninde acılar yaşanır ve hayat devam eder.
6 Şubat depremleri öyle bir depremdi ki; unutulması güç bir deprem olarak hep hafızalarda kalacaktır. Üzerinden 2 yıla aşkın bir süre geçmesine rağmen bayramları bayramlar gibi yaşamak mümkün değil. Konteynerlerde yaşayan ailelerin ve çocukların psikolojisini çok iyi bilen bir köşe yazarıyım. Sürekli olarak insanların içerisinde bulunarak onları dinler ve düşüncelerini köşeme taşırım. Geçen yıllarda olduğu gibi bu Ramazan Bayramı da Adıyaman’da buruk geçti. Çocuklar konteyner kentlerde şeker toplayarak bayramlarını yaşamaya çalışsalar bile bayramı bayram gibi yaşayamadılar. Her şeye rağmen bu acı günlerin bir şekilde son bulacağını biliyoruz. Adıyaman ilimiz birlik, beraberlik ve dayanışma ile o özlem duyduğu günlere dönecektir, ümit var olmalıyız.
leblebici0202@gmail.com
























