Ya Hızır!

Hanifi Çavuş

13-02-2026 08:39

 

Çocuktuk.

Çocukça saflıktan olsa gerek, Hızır’ı arardık.

Kapınız açık kalsın, ışığınız yanık, lokmanız hazır dursun, bire bin katsın der, yola düşerdik.
Köyde her eve girer, bir lokma isterdik.

Kimi un,
kimi şeker,
kimi pekmez,
kimi soğan,
kimi kavurma,
kimi dua,
kimi de nasihat verirdi.

Ama illaki bir şey verirdi.
Verilen bazen heybeye, bazen de akla koyulurdu.

Sonra köyün uygun bir evinin havlusunda unlar hamura, azıklar aşa dönerdi.
Havra (köme) yapılırdı; oturulur, ateşin çevresinde Hızır misafirimiz olsun umudu ile dua edilir, yenirdi.

Bir kısmı evdeki haşa köpeğe, kediye;
bir kısmı dağdaki kurda, kuşa ayrılırdı.

Hızır gelirdi, biz bilir miydik, işte orası muamma.

Bazen Divane Hamo,
bazen Pervane Yusuf,
bazen biçare derviş,
bazen de Rıza olur, kapıya gelirdi.

Sen ne görürsen, o olurdu.
İster berduş, ister deli, ister biçare, ister arıza…

Sen ne isen, o olur; sana görünürdü.

Gerisi ha sen, ha vicdanın, ha aklın…
Gerisi baştan başa sen…

Zalimin karşısında, mazlumun yanında olanın;
darda kalanın, yolda kalanın, karanlıkta kalanın imdadına sen yetiş…

Ya Hızır.

hanificvs@gmail.com

DİĞER YAZILARI Şehrim Şubatın Bitmez Sensizliği 01-01-1970 03:00 Korkma Kendin Ol 01-01-1970 03:00 Acelen Ne Mamo, Hele Bir Dur… 01-01-1970 03:00 Kahvehane Gerçeğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi Ne Güzeldir Ali Dağı’ndan Şehri-Yaman’a Bakmak 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Babam’a 01-01-1970 03:00 Bu Gece Kandil… 01-01-1970 03:00 Kendimle Uzun Yol Sohbetlerimden 3 01-01-1970 03:00 YAS I MATEM 01-01-1970 03:00