Yarım Kalan Çocuklukların Sessiz Çığlığı

Mehmet Leblebici

05-11-2025 14:22

 

Depremin ardından yıkılan sadece binalar olmadı; nice hayatlar, nice umutlar ve nice çocukluklar da enkaz altında kaldı. Bir gecede büyümek zorunda kalan, omuzlarına yaşlarından büyük yükler binen yüzlerce, binlerce çocuk... Onlar artık “yetim” kelimesinin sadece sözlük anlamını değil, kalpte bıraktığı derin ve keskin acıyı taşıyorlar.
Bir çocuğun anne sesine uyanması gerekirken, sessizliğe uyanması nasıl tarif edilir? Babasının elini tutup güvenle yürüyen bir çocuk, o eli bir daha tutamayacağını nasıl kabul eder? Zaman bazen merhem olur, bazen yara. Fakat bu çocuklar için zaman bile duraksıyor.
Acı, kelimelere sığmayacak kadar ağır. Ama bu acının içinde en çok duyduğum şey: Sessizlik. Çünkü yetim kalan çocuklar çok konuşmaz. Gözleri konuşur. Bir oyuncağa uzanan elinde duraksayan utanç konuşur. “Ben de mutlu olabilir miyim?” diye soran, ama sormaktan çekinen bakışlar konuşur.
Hayat onlara ağırlığını erken gösterdi. Ama unutmayalım: Hayat sadece ağırlıktan ibaret değil. Bir tebessüm, bir sarılma, bir ilgi, bir dokunuş, bir sahip çıkış; bazen yılların acısını örtecek kadar güçlü olabilir. Biz büyüklerin en büyük sorumluluğu tam da burada başlıyor. Onları hayata yeniden inandırmak.
Bir yetim çocuğun yüreğini doyurmak için çok büyük şeylere gerek yok. Bir elini tutmak, “Sen yalnız değilsin” demek bile yeter. Çünkü onlar için dünyanın en değerli cümlesi budur. Unutmayalım: Kaybettikleri anne ya da baba geri gelmeyecek. Fakat biz onlara kaybettikleri şefkatin az da olsa yerine geçecek bir sıcaklık verebiliriz.
Deprem bir kaderdi, ama yalnız bırakılmak kader değildir. Yetim kalmak bir travmadır, ama sevgisiz bırakılmak bir tercihtir. Bugün onların yüreğine dokunan herkes, aslında bir ülkenin geleceğine dokunuyor. Çünkü yetim çocuklar hayatın bir parçası değil sadece hayatın en hassas, en korunması gereken parçasıdır.
Depremin yıl dönümü yaklaşıyor. Takvim yaprakları değişti, mevsimler döndü, şehirlerin gürültüsü yeniden yükseldi belki; fakat içimizde açılan o büyük yaranın takvimi yok. O gün, sadece binalar yıkılmadı. Evler çöktü, yuvalar paramparça oldu, çocukluk hatıraları enkazın altına gömüldü, sokakların sesi değişti. Bir şehrin hafızası, bir milletin yüreği o sabaha mühürlendi.
Depremin sabahına uyananlar, sessizliğin en yüksek halini gördü. Bir ses bekleyen binlerce kulak, bir nefes, bir tıkırtı, bir haykırış aradı. Korkunun ne kadar soğuk, çaresizliğin ne kadar ağır olduğunu öğrendik. Dayanışmanın ise bu toprakların en güçlü mayası olduğunu yeniden hatırladık. Bir lokmayı ikiye bölenleri gördük, yabancıyı kardeş bilip sarılanları, şehirleri birbirine yol yapanları…
Bugün geriye dönüp baktığımızda bir soruyu kendimize sormamız gerekiyor: “Biz gerçekten ders aldık mı?” Yeni umutlar kurarken, eski acıyı unutmadan yürümeyi bilmek zorundayız.

leblebici0202@gmail.com

DİĞER YAZILARI Ekranlarda Gürültü, Sokakta Sessizlik 01-01-1970 03:00 Parmak Ucunda Bir Dünya, Zihnin Ucunda Bir Boşluk 01-01-1970 03:00 Silahın Gölgesinde Eğitim: Siverek’te Yaşananlar ve Toplumsal Çöküşün Aynası 01-01-1970 03:00 Petrolün Gölgesinde Akan Kan 01-01-1970 03:00 “Rehavet” Diyen Dile İtirazım Var 01-01-1970 03:00 11 İl, Tek Acı: 6 Şubat’ın Bitmeyen Gecesi 01-01-1970 03:00 Vatandaşın Gündemi Değişmedi: Geçim Derdi 01-01-1970 03:00 Sözle Değil Hizmetle Konuşan Bir Başkan: Tutdere 01-01-1970 03:00 Türkiye’yi Bekleyen Büyük Göç Tehlikesi: İran Senaryosu 01-01-1970 03:00 Adıyaman’dan Yükselen Dijital Dönüşüm: VayCard’ın 2026 Vizyonu 01-01-1970 03:00 10 Ocak: Görünmeyen Emeğin Günü 01-01-1970 03:00 Esnafın Sessiz Çığlığı: Kira 01-01-1970 03:00 2026’ya Zamlarla Uyandık 01-01-1970 03:00 Asgari Ücret, Asgari Hayat 01-01-1970 03:00 Asgari Ücret Artışı: Rakam Büyüdü, Hayat Küçülüyor 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Gidenler İşçiydi, Bugün Gidenler Gençlik 01-01-1970 03:00 Altındaki Hızlı Yükseliş 01-01-1970 03:00 Kitap Okumayan, Çalışmayan, Hazıra Konan Bir Neslin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Emekli Maaşıyla Altın Alınırdı… 01-01-1970 03:00 Küçük Eller, Ağır Yükler 01-01-1970 03:00 Tütün: Çiftçinin Emeği, Geçim Kapısı, Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 “10 Kasım: Bir Milletin Küllerinden Doğuşunun Hatırası” 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tütünü: Emeğin, Alın Teriyle Yoğrulan Ekmeğin Adı 01-01-1970 03:00 Dördüncü Kuvvet; Medya… 01-01-1970 03:00 Filistin ve Gazze Bizim Kırmızı Çizgimizdir 01-01-1970 03:00 Deprem Bölgesinde Buruk Bayram 01-01-1970 03:00 Sana da Merhaba 2025! 01-01-1970 03:00 Halkın Tek Derdi, Geçim Derdi! 01-01-1970 03:00 Depremden Sonra Hayata Yeniden Başlamak 01-01-1970 03:00 Hısn-i Mansur Kalesi Kaderine Terk Edildi 01-01-1970 03:00 Mesafe Kat Ederek Hizmete Ulaşmak 01-01-1970 03:00 Adıyaman’da Zorlu Sınav 01-01-1970 03:00