Yılın Beşinci Mevsimi

Aysel Kelekçi Özdemir

14-01-2023 23:25

İlkbahar bitmeden başlar mevsimlik çile, ta sonbaharın ortalarına kadar. Hatta kimisi için bütün yıl sürer. Geçim sıkıntısı onları bölgeden bölgeye dolaştırır durur. Kimi zaman Çukurova’da pamuk toplar, kimi zaman Antalya’da narenciye, ya da seradadır. Kimileri de Karadeniz’de fındık işçisidir. Onların evi yurdu yoktur. Tarla başlarında kurdukları çadırları taşırlar sırtlarında. Yılın beşinci mevsimi mevsimlik işçiler, her zaman bulutlu her zaman kederli!

Yazın uzun sıcak günlerinde alınlarından akacak terleri bile kalmamış, kuru kavruk yüzleri, çatık kaşları, yorgun melul bakışlarıyla, hedefe kilitlenmiş makinalar gibi sadece ellerinde hayat belirtisi bulunan kadınlar, yaşlılar verecekleri molanın tesellisiyle çalışırlar. Tarlada çalışan çocuklar hayatın ne kadar acımasız olduğunu, yalın ayaklı ve sıska kollarıyla resmederler. İşçi çocukların, yüreklerinin derinliklerinde ne acıların saklanmakta olduğunu kimse bilemez.

Her gün biraz daha sıcak olur.  Güneş tepeden vurur beyinlerine. Kavurucu yaz sıcağının güçlü ışınları altında çalışmak zorundadırlar. Ömürlerinden ömür alıp gitse de zaman, yaşam için alın teri dökmek zorunda olduklarını bilirler. Masmavi gökyüzü zeminine çalan küme küme beyaz bulutların göz kamaştıran ahengi, zor şartlarda çalışan bu insanların dikkatini celp etmez. Havaların en sıcak olduğu aylarda çalışmaya da alışkındır bedenleri.

Her birinin birbirinden ağır dağlar kadar derdi vardır. Onlar için hayatın anlamı yüzlerindeki derin çizgilerde saklıdır. Çoğu okul yüzü görmemiştir. Modern dünyanın kullandığı kavramlardan anlamazlar. Duyguları bastırılmıştır. Hayalleri de kendileri kadar sade ve basittir. Belki içinde rahatça duş alabileceği, mutfağında yemek yapabileceği sıcak bir evdir hayali.

Akşamın gelmesini iple çekerler. Gün batarken kimisi başka diyarlara ışığını saçmaya giden güneşin turuncuya çalan rengine hayranlıkla bakarken; yorgun düşmüş bedenine, kendine, düzene, kadere, yoksulluğa, işe güce her şeye kahreder. Genç evli çiftler “Ahh” eder ve arzularını içlerine gömerek kaçamak bakışırlar sadece.  Yılın beşinci mevsimiysen sevdiğine yabancısındır.

ayselozdemir063@gmail.com

 

DİĞER YAZILARI Eşik 01-01-1970 03:00 İpte Asılı Düzen 01-01-1970 03:00 Güzel İnsan 01-01-1970 03:00 Telefonun Ucunda Yarım Kalan Hayat Nisan, İki Telefon ve Bir Eksik İnsan 01-01-1970 03:00 Günümüzün Kadın Sorunu 01-01-1970 03:00 Çağdaşlaşma-Kadın Sorunu Kadın ve Tarih 01-01-1970 03:00 En Büyük Dert Kapitalizmdir 01-01-1970 03:00 Toplumun Mihenk Taşı Aile 01-01-1970 03:00 En Büyük Dert: Kapitalizm 01-01-1970 03:00 Zihinsel Özgürlük 01-01-1970 03:00 Evde Kaybolan Çocuklar 01-01-1970 03:00 Askıya Alınmış Hayattan Uyanışa 01-01-1970 03:00 Bir Yaz Günü 01-01-1970 03:00 Savaşın Çocukları 01-01-1970 03:00 Ucuz Hayatlar 01-01-1970 03:00 Kültür ve Özgürlük 01-01-1970 03:00 Ateşten Süreç 01-01-1970 03:00 Küçük Eller, Büyük Kalp 01-01-1970 03:00 Fırın Sıcağında Sabır Pişer mi? 01-01-1970 03:00 Mahallenin Kalbi 01-01-1970 03:00 Kelimelerin Gücü 01-01-1970 03:00 Üsküdar’da Bir Güz Öğlesi 01-01-1970 03:00 Kültürel Saygı 01-01-1970 03:00 Parkın Sessizliğinde 01-01-1970 03:00 Gün Batımına Karşı 01-01-1970 03:00 Rüzgarda Sallanan Çamaşırlar 01-01-1970 03:00 Güzel İnsan 01-01-1970 03:00 Bölgemizin ve Şehrimizin En Önemli Sorunu? 01-01-1970 03:00 Betondaki Kına İzleri 01-01-1970 03:00 Bireyin Kendine Yabancılaşması 01-01-1970 03:00 Annelik Sanatı 01-01-1970 03:00 Doğanın Kucağında 01-01-1970 03:00 Zihinsel Özgürlük 01-01-1970 03:00 Savaş, Göç ve Yoksulluk 01-01-1970 03:00 Modernizmin Kadın Sorunu 01-01-1970 03:00 Toplumun Mihenk Taşı Aile 01-01-1970 03:00