Kitabın temel çıkış noktası olan “Umudu insan ruhunda taşır” düşüncesi, eserin tamamına sinen ana damar niteliği taşıyor. Ünsal, bu yaklaşımıyla umutsuzluğun bir kader değil, aşılabilir bir ruh hâli olduğunu vurgularken; insanın kendi iç gücüyle yeniden ayağa kalkabileceğini edebi bir duyarlılıkla anlatıyor.
Deneme yazılarından oluşan Umuda Dair, bireyin kendisiyle yüzleşmesini sağlayan satırlarla başlıyor; zamanla aile, eğitim, toplum ve insanlık ölçeğine doğru genişliyor. Okuyucu, kitap boyunca anıların içinde saklı kalmış özlemleri fark ederken, zamanın en büyük sermaye olduğunu yeniden idrak ediyor. “Keşke” dememek için zamanın kıymetini bilmenin gerekliliği, eserin en güçlü vurgularından biri olarak öne çıkıyor.
Eğitimci kimliğinin izlerini satır aralarında açıkça hissettiren Ünsal, eğitimi yalnızca okul duvarlarıyla sınırlı görmüyor. Ailenin insan hayatındaki belirleyici rolünü “en iyi okul” tanımıyla ele alırken; ilim ve irfan sahibi olmanın bireyi ve toplumu nasıl dönüştürdüğünü somut örneklerle ortaya koyuyor. Anadolu insanının kadim bilgeliği ve irfan geleneği ise kitabın ruhunu besleyen önemli kaynaklardan biri olarak dikkat çekiyor.
Eserde felsefi düşünceye de geniş bir alan açılıyor. Aristoteles’in düşünce dünyasından hareketle insanın hakikati arama serüveni ele alınırken; okuru, hazır cevaplarla yetinmeyen bir sorgulama biçimine davet ediyor. Ünsal, bir meselenin özüne inmeden hüküm vermenin hem bireysel hem toplumsal düzeyde yol açtığı kırılmaları çarpıcı bir dille gözler önüne seriyor.
Umuda Dair, sadece bireysel ve düşünsel konularla sınırlı kalmıyor; yakın tarihin ve günümüzün acı gerçeklerine de güçlü bir tanıklık sunuyor. 6 Şubat depremleri, mavi kelebekler metaforuyla birlikte derin bir hüzün ve farkındalık eşliğinde ele alınırken; kaybedilen canlar, yitirilen şehirler ve geride kalan insan hikâyeleri okurun vicdanında iz bırakıyor.
Kitapta ayrıca küresel ölçekte yaşanan adaletsizliklere de yer veriliyor. Batı dünyasının çifte standardı eleştirilirken; Filistin ve Gazze’de yaşanan insanlık dramı, İsrail’in zulmü ve Filistin halkının onurlu direnişi, evrensel bir vicdan çağrısı niteliğinde aktarılıyor. Bu yönüyle eser, yalnızca bir deneme kitabı değil; aynı zamanda ahlaki bir duruşun da ifadesi olarak okunuyor.
Sınıftan Kaleme Uzanan Bir Yolculuk
1975 yılında Adıyaman’ın Samsat ilçesinde dünyaya gelen Mehmet Ünsal, eğitim hayatını Samsat, Kahta ve Adıyaman’da tamamladı. 1998 yılında Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümünden mezun olarak öğretmenlik mesleğine adım attı. İlk görev yeri Gaziantep’in Araban ilçesi oldu.
2000-2001 yıllarında vatani görevini Kars Sarıkamış’ta tamamlayan Ünsal, asker öğretmen olarak Batman’ın Gercüş ilçesine bağlı Arıca köyünde görev yaptı. Bu süreç, onun Anadolu’nun farklı coğrafyalarına ve insan hikâyelerine daha yakından tanıklık etmesine imkân sağladı.
2004 yılında Adıyaman’a tayin olan Ünsal; Kahta Elbeyi köyü ve Adıyaman Merkez Mehmet Akif Ersoy İlkokulu’nda uzun yıllar görev yaptı. 2023 Şubat ayında yaşanan büyük depremin ardından kısa bir süre Eskişehir’de görev alan Ünsal, aynı yıl Temmuz ayında yeniden Adıyaman’a dönerek mesleğine memleketinde devam etti. Hâlen Adıyaman Merkez İnönü İlkokulu’nda sınıf öğretmeni olarak görev yapmaktadır.
Ulusal basında aylık olarak yayımlanan Ayizi Dergisinde deneme yazılarıyla yer alan Mehmet Ünsal, aynı zamanda tarihe iz bırakmış şahsiyetlerin biyografileri üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. Açık Öğretim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü son sınıf öğrencisi olan Ünsal, evli ve üç çocuk babasıdır.
Haber: Ömer Karakuş
Ömer Karakuş
















