Deprem sonrası dönemde boşanma oranlarında belirgin bir yükseliş yaşandığını ifade eden Av. Zeynep Saya, aile mahkemelerindeki dosya sayısının ciddi biçimde arttığını kaydetti. Deprem öncesinde tek aile mahkemesiyle yürütülen işlemlerin, bugün iki aile mahkemesi olmasına rağmen iki katına çıkan dosya yüküyle sürdürüldüğünü dile getirdi.
“Depremden en çok kadınlar etkilendi”
Deprem sonrası aile içi şiddet olaylarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Av. Zeynep Saya, kadınların bu süreçten çok daha derin etkilendiğine dikkat çekti. Av. Zeynep Saya, “Depremle birlikte canlarımızı, evlerimizi ve geçim kaynaklarımızı kaybettik. Dayanışma için gelen herkese minnettarız; ancak bu felaketin yükünü özellikle kadınlar daha ağır taşıdı. Yoksulluk, aile birliğinin dağılması ve boşanma süreçleri kadınları en fazla etkileyen başlıklar oldu” dedi.
Türkiye genelinde kadına yönelik şiddetin arttığını belirten Av. Zeynep Saya, depremle birlikte bu sorunun bölgede daha görünür hale geldiğini vurguladı. “Şiddet sarmalı her yerde var; fakat deprem bu sorunu daha da derinleştirdi ve konuşulur kıldı” ifadelerini kullandı.
Kadın olmanın her yerde zor olduğunu, ancak deprem bölgesinde bunun daha da ağırlaştığını belirten Av. Zeynep Saya, çözümün kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almasıyla mümkün olacağını söyledi. Yerel ve merkezi yönetimlerin kadın hassasiyetini artırması gerektiğini ifade eden Av. Zeynep Saya, 6284 sayılı Kanun’un etkin biçimde uygulanmasının şiddetin önlenmesinde kritik rol oynadığını vurguladı.
“Ekonomik bağımsızlık olmadan eşitlik mümkün değil”
Kadınların iş hayatında karşılaştığı zorluklara da değinen Av. Zeynep Saya, deprem sonrası özel sektörde çalışan kadınların işlerine dönmesinin son derece güçleştiğini söyledi. “Kadınlar genellikle işe son alınan, işten ise ilk çıkarılan kesim oluyor. Bu nedenle ekonomik bağımsızlık olmadan ne bireysel ne de aile içi eşitlikten söz edilebilir” dedi.
Deprem bölgesinde istihdam alanlarının artırılması, kadınların toplumsal yaşama daha güçlü katılımının sağlanması gerektiğini vurgulayan Saya, feodal ve kapalı toplumsal yapının kadınların sesini bastırdığına dikkat çekti. “Kadının sadece ev içinde değil, kamusal alanda da var olabilmesi için pozitif ayrımcılık artık ertelenemez bir ihtiyaçtır” diyerek sözlerini tamamladı.
Haber: Ömer Karakuş
Ömer Karakuş

















