https://www.adiyamandahaber.com/files/uploads/user/20eec148d5dc3bb8acdbf54ab47862f4-58c4f43c0c7234a55535.jpg
Aysel Kelekçi Özdemir

Çağdaşlaşma-Kadın Sorunu Kadın ve Tarih

31-03-2026 10:06 303 kez okundu.

 

Tarihsel sürecin gidişatı, hemen hemen bilim tarihi kadar eskiye dayalı ve insanlığın yok sayıldığı erkek eksenli bir süreci görüyoruz. Kadının duygu ve dikkatini önemsenmemekle kalmamış, tüm oyuncuların odaklandığı hâline dönüştü.

Tüm savaşlara erkek eksenli siyasi ve dini otoriterler karar vermiş, savaşlar sonunda kaybettikleri anaların tam anlamıyla yürekleri dağılmış, bununla birlikte da kalınmayarak onur ve şahsiyetleri görmezlikten gelinerek ganimet özelliği tedavi edilmiş, hatta erkeksi başarın tatmini için alınıp satılmış ve pazarlanmışlardır. Böylece kadın, Batı ve Doğu tarihte hep ezilerek, bir araya getirilerek ve susturularak dişil nesneye dönüştürülmüştür.

Kadınların sosyal, politik, sanatsal ve ekonomik yaşamlarından uzak yerlerde olmaları, onların yetişmelerinin yenilmesine, dolayısıyla insan gibi yaşamalarına sebep olmuştur. Kadınların işlerini ihmal etmeden gelen erkek eksenli süreç boyunca, bazı kez kadınların kendileri ve bilge erkekler tarafından itiraz edilse de bir sonuç elde edilememiştir.

İslam dünyasında bu kötü gidişe karşı ilk kez ortaya çıkan büyük filozof İbn-i Rüşt olmuştur.

12.yüzyılda kadınların özgürlüğünü savunan büyük fikir adamı, filozof İbn-i Rüşt, İslam dünyasının özgürleşmesini kadına olan münasebetlerin oyunlarıyla birlikte kitaplaştırmıştır. İbn-i Rüşt, kadının fıtratını farklı açıdan irdelemişti. Ona göre fiziksel güç göz önünde bulundurulduğunda erkeğin kadından üstün olduğu görülebilir. Ancak çoğu alanda, özellikle sanat ve müzik alanında bulunanların kesinlikle kadınların fıtri kapasitesinin ulaşamazlar.

İbn-i Rüşt şöyle yazar:Kadının yetenek kanatlarını kendi bağları kırıldığında İslam ülkelerinde gelişmeye başlarlar. Kadın özgürlüğü, Müslüman ülkelerin kalkınmasına olanaklar.

Kadın et yığınından oluşan lezzet kaynağı değildir. Bizim dar görüşlülüğümüz, kadınların varsıl dünyalarını anlamamızı engelliyor. Sanki kadın, yalnızca çocuk doğurmak ve çocuğu büyütmek için dünyaya geldi. Kadınları kul düzeyine indirmemiz, bizi oldukça güzelliklerden ve inceliklerden yoksun bırakmıştır. Bu durum aynı zamanda kadınların erişim olanaklarının aktarımını da açmıştır.

Bu sayede anında yüksek erdemli, faziletli, okumuş, zeki kadınlarla karşılaşıyoruz. Kadınların yaşamı, yaşamı, otların yaşamı gibi sona eriyor. Ancak kadın bitki değil, insandır. Zeka, zekası ve gelişmişlik yeteneği olan insandır. Kadınların insan gibi yaşamaları, onların payı ve kulu hallerinde bulunmaktadırlar.

Bu da toplumun karamsarlığına yol açmaktadır. Çünkü toplumun en az geç saatlerinde kadınlardan oluşur. Ancak kadınların kendi zaruri ve ilk ihtiyaçlarını giderme imkanından yoksundurlar. Kadınlar hayvanlar gibi erkekler tarafından besleniyorlar. Böylece kadınların ne fikir ne maddi olarak hiçbir şey üretmeden, yalnızca tüketilen biyolojik yaratıklar ve hayvanların sürüsü hâline varırlar. Bütün Doğu ülkelerinde çok az okumuş ve düşünebilen kadınlarla karşılaşmamaktayız. Kadınlar bu esaretten kurtulmalıdırlar.''

Kadınların kendi haklarını savunma fırsatları çağdaş devirlerde ortaya çıkıyor. Yeniçağda örgütlü bir şekilde raporlamayı başaran kadınlar, Batı'da büyük zaferler kazanabilmişlerdir. Modern Batı'da hukuki kimlik ve özgür yurttaş olarak ortaya çıkan, ortaya çıkan okumuş kadınlar, sosyal, politik ve ekonomik alanda büyük başarılar elde ederek bilinçlerine vurulmuş binyılların esaret zincirlerini paramparça yapmayı başarmışlardır. Dünyanın bir kıtasında kadınların özgür yaşamaları da mevcut Doğu'da ve törelerin, erkek eksenli kayıtlı baskı altında kadınların cehennem hayatları devam etmektedir. Hukuki şahsiyet olma bir yana dursun, çoğu Doğulu kız kendi eşlerini seçme özgürlüklerine bile henüz sahip değillerdir. Bu esaret günlüğü devirmek için Doğu'da da büyük kadın uyanışı, mücadeleyle mücadelemle. Saygılar sunarım...

ayselozdemir063@gmail.com

Neler Söylendi?
Marka Flower Çiçekçi