“10 Kasım: Bir Milletin Küllerinden Doğuşunun Hatırası”

Mehmet Leblebici

10-11-2025 12:38

 

Her 10 Kasım, saat 09.05’te kalbimizin bir yanı yine hüzün, bir yanı yine minnetle dolar. Çünkü o an, sadece bir lideri uğurladığımız an değildir; bir milletin ayağa kalkışını sağlayan, karanlıktan aydınlığa giden yolu açan bir büyük önderi hatırlarız: Mustafa Kemal Atatürk.

Anadolu’nun en kadim şehirlerinden biri olan Adıyaman ve çevresi için de bu hatırlayış, tarihin bizzat içinden geçerek gelen bir saygıdır. Bu topraklar, Kurtuluş Mücadelesi’nin sessiz ama en güçlü tanıkları arasındadır. Malatya’sından Diyarbakır’ına, Maraş’ından Urfa’sına, Antep’ine kadar bölgedeki her şehir, düşman işgaline karşı direnişin ve millet olma şuurunun canlı örneği olmuştur.

Maraş’ın destansı savunması, Urfa’nın bağımsızlık kararlılığı, Antep’in tarihe geçen “Gazi” unvanı, Adıyaman’ın Kuvâ-yi Milliye ruhuyla yoğrulmuş halk iradesi… Hepsi, bir bütünün parçalarıydı. İşte o bütünün başında ise milletine güvenen, “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o satıh bütün vatandır.” diyebilecek kadar köklü bir vatan şuuru taşıyan Atatürk vardı.

Adıyaman ve çevre iller, düşmanın elinden sadece silahla değil; birlik, iman ve yurt sevgisiyle kurtarıldı. Burada yaşayan insanlar hiçbir zaman kendini geri planda görmedi. Vatan söz konusu olduğunda, yüreğiyle ayağa kalktı. Çünkü Atatürk’ün hep vurguladığı gibi: “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”

Bugün 10 Kasım, sadece matem değil; aynı zamanda bu milletin neleri göğüslediğini, hangi bedellerle bugünlere geldiğini hatırlama günüdür. Atatürk’ü anlamak; bir heykelin karşısında saygı duruşunda durmakla sınırlı değildir. Atatürk’ü anlamak: Bilim ve akla sarılmaktır. Eğitimde fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmektir.

Birlik ve kardeşliği korumaktır. Vatanın her karış toprağını namus bilmek ve sahip çıkmaktır. Atatürk’ün emaneti olan Cumhuriyet, bizden sadece onu korumamızı değil; onu geliştirmemizi, yükseltmemizi, geleceğe taşımamızı bekliyor. 10 Kasım’da bir kez daha saygıyla, minnetle ve kararlılıkla söylüyoruz: “Atam izindeyiz.”

leblebici0202@gmail.com

DİĞER YAZILARI Ekranlarda Gürültü, Sokakta Sessizlik 01-01-1970 03:00 Parmak Ucunda Bir Dünya, Zihnin Ucunda Bir Boşluk 01-01-1970 03:00 Silahın Gölgesinde Eğitim: Siverek’te Yaşananlar ve Toplumsal Çöküşün Aynası 01-01-1970 03:00 Petrolün Gölgesinde Akan Kan 01-01-1970 03:00 “Rehavet” Diyen Dile İtirazım Var 01-01-1970 03:00 11 İl, Tek Acı: 6 Şubat’ın Bitmeyen Gecesi 01-01-1970 03:00 Vatandaşın Gündemi Değişmedi: Geçim Derdi 01-01-1970 03:00 Sözle Değil Hizmetle Konuşan Bir Başkan: Tutdere 01-01-1970 03:00 Türkiye’yi Bekleyen Büyük Göç Tehlikesi: İran Senaryosu 01-01-1970 03:00 Adıyaman’dan Yükselen Dijital Dönüşüm: VayCard’ın 2026 Vizyonu 01-01-1970 03:00 10 Ocak: Görünmeyen Emeğin Günü 01-01-1970 03:00 Esnafın Sessiz Çığlığı: Kira 01-01-1970 03:00 2026’ya Zamlarla Uyandık 01-01-1970 03:00 Asgari Ücret, Asgari Hayat 01-01-1970 03:00 Asgari Ücret Artışı: Rakam Büyüdü, Hayat Küçülüyor 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Gidenler İşçiydi, Bugün Gidenler Gençlik 01-01-1970 03:00 Altındaki Hızlı Yükseliş 01-01-1970 03:00 Kitap Okumayan, Çalışmayan, Hazıra Konan Bir Neslin Hikayesi 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Emekli Maaşıyla Altın Alınırdı… 01-01-1970 03:00 Küçük Eller, Ağır Yükler 01-01-1970 03:00 Tütün: Çiftçinin Emeği, Geçim Kapısı, Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Yarım Kalan Çocuklukların Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tütünü: Emeğin, Alın Teriyle Yoğrulan Ekmeğin Adı 01-01-1970 03:00 Dördüncü Kuvvet; Medya… 01-01-1970 03:00 Filistin ve Gazze Bizim Kırmızı Çizgimizdir 01-01-1970 03:00 Deprem Bölgesinde Buruk Bayram 01-01-1970 03:00 Sana da Merhaba 2025! 01-01-1970 03:00 Halkın Tek Derdi, Geçim Derdi! 01-01-1970 03:00 Depremden Sonra Hayata Yeniden Başlamak 01-01-1970 03:00 Hısn-i Mansur Kalesi Kaderine Terk Edildi 01-01-1970 03:00 Mesafe Kat Ederek Hizmete Ulaşmak 01-01-1970 03:00 Adıyaman’da Zorlu Sınav 01-01-1970 03:00