Bırak Palavraları

M.Ali Öztürk

31-12-2025 12:12

 

 

Hayatın olağan akışı içerisinde çoğu zaman kendimizi görmezden geliyoruz. Dışarıdan bakıldığında çok hoş, çok tatlı görünüyoruz. İçe dönük bir bakış açısıyla kendimizi değerlendirdiğimizde ise farkına varmadan öz benliğimize en büyük zararı verdiğimizi görüyoruz.
Kimse çıkıp da demiyor ki:
“Kardeşim, bırak palavraları; sen önce kendine değer ver. Kendini yok etmişsin, haberin yok.”

Çevrenizde öyle arkadaşlar olsun ki, kendi kendinize zarar verdiğinizde sizi uyarsın, sizi yeniden benliğinize döndürsün. Siz kendi kendinizi yer bitirirken, karşınıza geçip içten içe sevinenleri fark ettiğinizde ise onlardan hemen uzaklaşın.
“Öyle şey olur mu? Bir insan kendi kendini nasıl yok edebilir?” diyorsunuz belki. Bir taraftan var olmaya, kendini gerçekleştirmeye çalışırken; diğer taraftan kendi sonunu nasıl hazırlar?

Kıymetli dostlar, var olmak ve kendini gerçekleştirmek elbette güzeldir. Bu garip dünyada hoş bir seda bırakmak dünyalara bedeldir. Bizim sözümüz; potansiyeli olduğu hâlde kendini ateşe atanlaradır.
Bu kişiler çoğu zaman farkında değildir. Ne potansiyellerini kullanırlar ne de kıymetli vakitlerini doğru değerlendirirler. Boş muhabbetlerle zamanı tüketirken, asıl görev dostlara düşer: Uyarmak.

Günümüzün hastalığı hâline gelen uyuşturucu ve benzeri illetleri kullananların da çevrelerine dikkatle bakmaları gerekir. Yok oluşun eşiğine gelmişken kimse seyirci kalmamalıdır. Seyirci kalındığında toplumsal bir çöküş kaçınılmaz olur.
(Unutulmamalıdır ki toplum bizim göz bebeğimizdir. Toplumun yok oluşu, bizim sonumuzu hazırlayacaktır.)

Birey ve dost olarak hem kendimizi hem de çevremizdeki insanları kötü hasletlerden korumalıyız. Potansiyeli olan, topluma fayda sağlayabilecek kişileri ise uygun bir dille uyarmalı; hem kendilerine hem topluma yararlı bireyler olmalarına katkı sunmalıyız. Bu, hepimizin toplumsal görevidir.

Çevremizden bunu beklerken önce kendi kıymetimizi bilmeliyiz. Atalarımız boşuna dememiştir:
“Önce can, sonra canan.”
Can olmadan canana fayda olmaz. Kaliteli bir yaşam biçimini seçip dolu dolu yaşadığımızda kimse özel alanımızı ihlal edemez. Siz kendinize değer verdikçe çevreniz de size değer verir.

Saygısızlığa uğradığınızda ya da hakkınızın yendiğini hissettiğinizde, üslubunca tepki vermelisiniz. Tepki verilmediğinde yapılanlar normalleşir. Normalleşen her yanlış ise toplumun kalitesini düşürür.
Tepki verirken toplumsal değerlerden uzaklaşmadan, şiddete başvurmadan, taşı gediğine koymak gerekir. Aksi hâlde diğerlerinden farkımız kalmaz.

YAŞAM MODLARIMIZ

(Yap bunları, gör etkiyi.)

Ey göz retinam,
Sevimli bakışını seyre dalıyorum.

Ey içimdeki sessiz çığlık,
Seni özgür bırakıyorum

oz-mali@hotmail.com

 

DİĞER YAZILARI Toplumsal Değişimde Bireyin Rolü 01-01-1970 03:00 Zorbasın Zorba 01-01-1970 03:00 Fidan Özeniyle Çocuk Yetiştirmek 01-01-1970 03:00 Toplumsal Duyarlılık 01-01-1970 03:00 İçindeki Zehri Akıt 01-01-1970 03:00 Çemberime Basma 01-01-1970 03:00 Gelişim ve Değişim 01-01-1970 03:00 Senden Adam Olmaz 01-01-1970 03:00 İletişimde Üç Çember 01-01-1970 03:00 Seni Affetmiyorum 01-01-1970 03:00 Bırakın Çocuklar Eğlensin 01-01-1970 03:00 Ülkenin Geleceği 01-01-1970 03:00 Bireyselliğin Olumsuzlukları 01-01-1970 03:00 Beyinlerin Elitliği 01-01-1970 03:00 Beyindeki Çöp Kutusu 01-01-1970 03:00 Başarı Bedel İster 01-01-1970 03:00