İnsan, ilk olarak kendi soyundan; yani anne ve babasından aldığı genetik şifrelerle dünyaya gelir. Bu genetik yapının içinde zekadan kronik hastalıklara kadar birçok özellik mevcuttur. Ancak bu özellikler, çevrenin etkisi ile şekillenir. Örneğin, kişi soyundan aldığı ileri zeka potansiyeline sahip olsa bile, ona yeterli imkanlar sunulmadığında bu potansiyel istenilen seviyeye ulaşamayabilir.
İnsanın kişiliğini etkileyen faktörlerden bir diğeri ise çevre faktörüdür. Bu faktör, kişinin taşıdığı genetik özelliklerin şekillenmesine yardımcı olur. Birey sosyal deneyimlerini, kişilik gelişimini, doğruyu ve yanlışı büyük ölçüde çevresinden öğrenir.
Kişilik gelişiminin tamamlanmasında, doğruyu ve yanlışı öğrenmesinde ilk çevresel faktör ailedir. Aile, kişinin ilk sosyal deneyim kazandığı yerdir. Bu özelliği ile kişiliğin oluşmasında önemli bir paya sahiptir. Bunun yanı sıra kişinin yaşadığı mahalle, okul ve diğer çevresel faktörler de kişi üzerinde oldukça etkilidir.
Günümüzde çocuklarla ilgili yaşanan problemlerin başında, çocukların güvenli bir çevresel ortamda dünyaya gelememeleri olduğu kanısındayım. Örneğin, çocuk dünyaya geldiğinde etrafında onun taşıdığı özellikleri şekillendirecek, doğruyu ve yanlışı ayırt etmesini sağlayacak sağlıklı bir aile ortamını her zaman bulamayabiliyor. Aile fertlerinin her biri hayatın meşakkati içinde olduğundan çocuk yeteri kadar ilgiyi alamıyor. Hal böyle olunca çocuk, içinde bulunduğu dijital dünyadan deneyimlerini almaya mecbur kalıyor. Dünya kültürlerinin birbirine karıştığı, hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunun belirsizleştiği karmaşık bir ortamdan sosyal deneyim ve gelişimini sağlıyor. Kişinin mahalle ve okul çevresi de aynı şekilde bu karışık kültürden beslendiği için ortaya karmaşık bir kişilik gelişimi çıkabiliyor.
Sonuç olarak, çocuklarımıza şartlar her ne olursa olsun ayırabileceğimiz bir zamanımız olmalıdır.
fahrettinsahin022@gmail.com