Gurbet

M.Ali Öztürk

10-09-2026 13:42

 

Hayat çizgimiz, bir doğru gibi değil de bir grafik gibi inişli çıkışlı bir şekilde ilerler. Gönül dünyamız, bu grafikten nasibini alır, yoluna devam eder. Yoluna devam ederken tende, ona can olur canan olur. Az giderler uz giderler. Gittikleri her yerde azık torbalarına kültür, örf adet gelenek, töre gibi çeşit çeşit meyveler koyarlar.

Bu meyveler, onu büyütür geliştirir boy atmasına, gürbüzleşmesine vesile olur. Gelişim ve değişimi kendine misyon edinen gönül dünyası, gürbüzleşmeye devam ederken susuzluktan dili damağına yapışmış nice gönüllere de abıhayatı altın tabakta sunmaktadır. Gurbette diyar diyar dolaşan gönül deryası, varını yoğunu insanlığın hizmetine sunarken daha da büyüğünü semirdiğini görür. Bu, onun iştahını kabartır. Yolda kalmışlara han olur hamam olur. Fakir fukaraya aş olur yoldaş olur. Bir yetime, öksüze umut ışığı olur, yarınlarını aydınlatır.

Bu cana yakınlığı, civan mertliği dillere destan olur bir ömür boyu anlatılır dilden dile. Örnek alır adım atmaya çekinen zayıf ruhlu canlar. İmrenir gönüllere taht kurmuş dul ve yetimin umudunu yeşertenlere. Oda öyle olmak ister, kendi zayıflığını giderirken canlara can katmak. Ve öylede yapar. Gel zaman git zaman artık zayıf canlar kalmamıştır. Gönlünü, bedenini beslemiş barış ve esenlik içerisindeki canlar diyar diyar tüm topraklara mesken tutmuş. Mesken tuttukları topraklarda yarınlara umut olmuşlar.

Gelişimini tamamlayan bu yüceler yücesi canların yurdunda fabrikalar mantarın bittiği gibi her yerde kurulmuş. Bu vatan toprakları, yeşillin her tonu yağmurun bereketiyle daha da yeşillenmiş renk cümbüşü olmuş. Çocuklar, özgürce oyunlar oynamış uçurtmalarını gökyüzüne salıvermiş. Nice düşmanın gönüllerine bu birlik ve beraberliğin verdiği ruhun yüceliği korku salmış. Öyle bir gün gelir ki: Bu diyarlar, karanlıkların örttüğü sefaleti silip süpürür. Yataklarına aç giren garibanların, karnı tok sırtı pek olur. Serseri mayın gibi dolaşan berduşların, yuvası olmaktan çok uzaktadır.

Gönül deryasının yolculuğunda gördüğümüz gibi kendini geliştirmek büyütmek isteyenler, diğer gönüllere can ve canan olmalıdır. Böylece topyekûn toplumsal kalkınmaya vesile olup ve daha refah yaşanılır bir vatan toprağı bırakılmış olur. Böyle bir vatan toprağında acılar dinerek ıstırabın gözyaşları, mutluluktan, sevinçten damla damla yanaklardan süzülüp abıhayata dönüşür. Bu gönül deryasının, bize fısıltısı kulağımıza küpe olacak cinstendir.  Yarınlar, bir yaralı yüreğe dokunan ve ona derman olanların olacaktır. Bu fısıltıyı, altın değerindeki öğüdü unutmadan yolumuza devam edelim.

Selam olsun cana can katanlara, selam olsun gönüllere dokunanlara.

oz-mali@hotmail.com

DİĞER YAZILARI Arı Kovanları Buharlaşan Hüsam Amca 01-01-1970 03:00 Mahalledeki Ayaklı Gazeteci 01-01-1970 03:00 Seni Affetmiyorum 01-01-1970 03:00 Nimetlerin En Güzeli 01-01-1970 03:00 Umut Vakti 01-01-1970 03:00 Toplumsal Değişimde Bireyin Rolü 01-01-1970 03:00 Zorbasın Zorba 01-01-1970 03:00 Fidan Özeniyle Çocuk Yetiştirmek 01-01-1970 03:00 Toplumsal Duyarlılık 01-01-1970 03:00 İçindeki Zehri Akıt 01-01-1970 03:00 Çemberime Basma 01-01-1970 03:00 Bırak Palavraları 01-01-1970 03:00 Gelişim ve Değişim 01-01-1970 03:00 Senden Adam Olmaz 01-01-1970 03:00 İletişimde Üç Çember 01-01-1970 03:00 Seni Affetmiyorum 01-01-1970 03:00 Bırakın Çocuklar Eğlensin 01-01-1970 03:00 Ülkenin Geleceği 01-01-1970 03:00 Bireyselliğin Olumsuzlukları 01-01-1970 03:00 Beyinlerin Elitliği 01-01-1970 03:00 Beyindeki Çöp Kutusu 01-01-1970 03:00 Başarı Bedel İster 01-01-1970 03:00