Hayatın her döneminde insanların sıkıntı yaşadığı dönemler olmuştur. Bu dönemleri birebir yaşamış olan gazeteciyim. Ülkemizde 1980’li yıllar ile 2000’li yıllar arasındaki dönem ülkemizde ekonominin en kötü olduğu dönemlerdi. O dönemlerde geçim çok zordu ve insanlar köylerden kentlere taşınmak istemiyordu. Çünkü bunun sebebi köylerde yaşamın daha ucuz olmasıydı. Köylerde yaşam oldukça zor olsa bile insanlar hayatlarından memnundu. Aradan yıllar geçse bile aynı durumu şimdilerde yaşar olduk. Öyle bir dönem içerisindeyiz ki; insanlar köylerinde yaşamak istiyorlar.
Zaten hayat o kadar zor ki insanlar geçim derdinden başka bir şey düşünemiyorlar. Hayat pahalılığı almış başını gidiyor, insanlar bu durumdan bir hayli dertliler. Artık öyle ailece tatil yapmakta hayal oldu. Bundan 10 yıl evvel kimi insanlar bir hafta tatil yaparlardı. Bugün ise bırakın tatili ay sonunu getirmek bile zor. Ülkemizde gençlerimizin tek hayalleri yurt dışına giderek orada bir yaşam sürmek. Fakat yurt dışına gitmek öyle kolay değil, şartlar her geçen gün zorlaşıyor. 50 yıl evvel Avrupa ülkeleri Türkiyeli işçilerin kendi ülkelerinde çalışması için izin verirdi.
Bugünse Avrupa’ya gitmek öyle kolay değil, eğer mesleğiniz yoksa hiçbir ülkede iş bulamazsınız. Bundan 2 yıl evvel bende bir gazeteci olarak Avrupa’ya gittim. Uzun bir süre Avrupa ülkelerinde kaldığım zaman bir dizi gözlemlerim oldu. Hatta sığınma talebinde bulunan bazı gençlerle sohbet ettim. Ancak öyle her Avrupa’ya giden gence hemen oturum verilmez. Bir sebeple Avrupa’ya gidenler hayal kırıklığıyla karşılaşıyorlar. Ülkemizdeki her gence tavsiyem mutlaka okusunlar. “Yoksa öyle kolay yoldan para kazanmak” diye bir dünya yok.
Hayat bir mücadeledir ve bu mücadelede koşturmak gerekir. Yoksa öyle kolay para kazanılmaz. Ancak ülkemizde ekonomik bir kriz oluştuğu için gençlerinde özel sektörde iş bulmaları da öyle kolay değil. 6 Şubat depremlerinin yaşandığı Adıyaman, Malatya, Hatay ve Kahramanmaraş illerinde işsizlik konusu her gencin ilk sorunları arasında yer alıyor. Çünkü bu illerde “çarşı merkezi” diye bir şey kalmadı. Birçok esnafın işyeri yıkıldığı için il dışına gitmek zorunda kaldı. Ayakta kalmaya çalışan esnaflarda çekmiş oldukları esnaf kredileriyle işyerlerini ayakta tutmaya çalışıyorlar.
Yaşamış olduğumuz Adıyaman ilimizde esnafımız gerçekten çok zor günler geçiriyor. Çarşı merkezinde konuştuğum birçok esnaf iş yapamamaktan şikayetçi. Çünkü vatandaşın depremin yaşandığı illerde alım gücü yok. Evini, işyerini kaybetmiş olan vatandaşın eskisi gibi harcama yapması mümkün değil. İnsanlarımız eskisi gibi ailece alışveriş yapamıyorlar. Bunun en belirgin sebebi şu anda içinde bulunduğumuz ekonomik kriz ortamıdır. Bu kriz ortamı böyle devam ederse vatandaşın geçinmesi de çok zor olacaktır. Zaten vatandaşın öyle bir alım gücü de yoktur.
Öyle eskisi gibi kıyafet, ayakkabı alma dönemi de kalmadı. Şu anda emekli ve asgari ücretlilerin tek düşüncesi ay sonunu getirebilmektir. 2000’li yılların başında olduğu gibi insanlar ev veya araba alamıyorlar. Bugün evi olmayan bir vatandaş kiracı olduğu için zor bir zaman diliminden geçiyor. Böylesine zor bir süreçte bir de üniversitede okuyan çocuklarınız varsa vay halinize. Aldığınız asgari ücretle ya da emekli maaşlıyla nasıl geçineceksiniz? Onu da Allah bilir. Fakat bilinen bir gerçek var ki; bir evde birden fazla çalışan birey yoksa o evde geçimin olması çok zordur.
Her insanın tek hayali emekli olmak olsa bile günümüzde hiç kimse emekli olmak istemez. Bunun sebebini anlatmaya gerek yok. Çünkü emekliye verilen emekli maaşı ortada. Bu maaşla bir emekli nasıl geçinebilir ki? Emekli aldığı maaşla geçinsin mi? Yoksa ev kirasını mı versin, çocuk mu okutsun? Anlayacağınız bu dönemde yaşam öyle kolay değil. Çünkü hayat pahalılığı vatandaşın cebini yakmaya devam ediyor. Son yıllarda yaşanan zam oranları konusunda hükümet bir dizi önlemler almalı. Burada görev hükümete düşüyor. Yoksa vatandaş ne yapsın, ancak maaşına bakıp durur.
Ülkemizde yaşam koşulları zor olduğu gibi depremin yaşandığı illerde de yaşam koşulları daha zor. Çünkü bu illerde hayat pahalılığı konusunda konuşmaya fazla gerek yok. Neye elinizi atsanız ateş pahası. Ev ve işyeri kiraları konusunda sayfalar dolusu köşe yazısı yazsam az olur. Adıyaman gibi bir ilde deprem öncesi ev kiraları ile iş yeri kiraları arasında uçurum var. Bugün bu ekonomide yaşanan artışa göre Adıyaman’daki ev ve işyeri kira bedelleri oldukça yüksek olduğu bir gerçektir. Bu gerçeği hepimiz çok iyi görebiliyoruz. Bu şehirde yaşayan her birey bu sıkıntıları yaşıyor.
leblebici0202@gmail.com