Ortadoğu’da İstikrarsızlığın Sebepleri

Fahrettin Şahin

13-10-2026 09:16

 

Birinci Dünya Savaşı sonrasında imzalanan antlaşmalar ve izleyen manda rejimleri, Ortadoğu'nun siyasi haritasını bölgenin sosyolojik gerçeklerinden bağımsız olarak çizmiştir.

Etnik, mezhepsel ve kültürel fay hatları göz ardı edilerek çizilen bu sınırlar; birbirine rakip toplulukları aynı devlet çatısı altında yaşamaya zorlarken, bazı halkları ve kimlikleri bölerek azınlık konumuna düşürmüştür.

​ Sömürgeci güçler, kendi jeopolitik ve ekonomik çıkarlarını (özellikle hidrokarbon kaynaklarının kontrolünü ve stratejik geçiş yollarını) güvenceye almak adına merkezi otoritesi zayıf, meşruiyet sorunu yaşayan ve dış bağımlılığı yüksek yönetim yapıları inşa etmiştir.​

​Dış müdahalelerin bıraktığı zemin, bölge içi yönetimlerin başarısızlıklarıyla birleşerek krizi derinleştirmiştir. Yapay sınırlar üzerine kurulan devletler, kapsayıcı bir "ortak üst kimlik" inşa edememiştir. Bu durum, toplumsal sadakatin devlete değil; aşiret, etnikliğe veya mezhebe yönelmesine neden olmuştur.

 Ekonomilerinin ağırlıklı olarak doğal kaynak gelirlerine (petrol ve doğalgaz) dayanması, şeffaflıktan uzak ve hesap vermeyen yönetim modelini pekiştirmiştir. Ekonomik çeşitliliğin sağlanamaması, yüksek genç işsizliği ve gelir adaletsizliği toplumsal patlamalara (örneğin Arap Baharı) zemin hazırlamıştır.​

​Zayıf devlet yapıları ve kurumsal boşluklar, bölgesel ve küresel güçlerin müdahalesine açık alanlar yaratmıştır. ​İran-Suudi Arabistan Rekabeti: Bölgenin iki ana aktörü arasındaki nüfuz mücadelesi, jeopolitik çıkarların yanı sıra mezhepsel söylemlerle beslenmiştir.

 Lübnan, Irak, Suriye ve Yemen gibi ülkelerde merkezi otoritenin çökmesi veya zayıflaması, bu ülkeleri bölgesel rekabetin "vekalet savaşları" alanına dönüştürmüştür. Rakip güçlerin yerel silahlı/siyasi aktörleri desteklemesi, iç çatışmaları derinleştirmiş ve bölgesel kargaşayı kalıcı hale getirmiştir.

 Ortadoğu'daki istikrarsızlık; emperyalist müdahalelerin bıraktığı tarihsel yük ile bölge rejimlerinin kapsayıcı kurumlar, demokratikleşme ve sürdürülebilir kalkınma modelleri geliştirememesinin doğrudan bir sonucudur. Zayıf bırakılan devlet yapıları, hem iç toplumsal çatışmaları tetiklemekte hem de dış güçlerin ve bölgesel aktörlerin müdahalelerini kolaylaştırmaktadır.

fahrettinsahin022@gmail.com

DİĞER YAZILARI Eğitimde Kılık Kıyafet 01-01-1970 03:00 Hürmüz 01-01-1970 03:00 Yapay Molalar 01-01-1970 03:00 “Gündem” 01-01-1970 03:00 Çocuk Gelişiminde Çevrenin Etkisi 01-01-1970 03:00 Modern Cahiliye 01-01-1970 03:00 Biz Biz Olmaktan Çıkacağız 01-01-1970 03:00 Bir Akşam Üstü 01-01-1970 03:00 Kurban Bayramımız Mübarek Olsun 01-01-1970 03:00 Bilgi 01-01-1970 03:00 Kıtlık-Kaynak 01-01-1970 03:00 Azalan Verimler Yasası 01-01-1970 03:00 Geçmişten Geleceğe Zulüm 01-01-1970 03:00 Yapay Gündem 01-01-1970 03:00 Yetersiz Bilmek İ 01-01-1970 03:00 Benlik 01-01-1970 03:00 Adaletle Hükmetmek 01-01-1970 03:00 Toprak-Duygular 01-01-1970 03:00 Anne 01-01-1970 03:00 Yetinmemek Gerek 01-01-1970 03:00 Bu Nasıl Aşktır 01-01-1970 03:00 Umut 01-01-1970 03:00 Masalsı 01-01-1970 03:00 Toz Zerresi 01-01-1970 03:00 Şekil 01-01-1970 03:00