10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle Adıyaman Belediye Başkanımız Sayın Abdurrahman Tutdere’nin ev sahipliğinde düzenlenen basın toplantısına katıldım. Açık söylemek gerekirse, bugüne kadar katıldığım programlar arasında en kapsamlı, en planlı ve en mesaj dolu olanlardan biriydi. Sadece bir sunum izlenmedi o salonda; rakamlarla konuşan, verilerle geleceğe dair güçlü bir hizmeti ortaya koyan bir belediyecilik anlayışı gözler önüne serildi.
Sinevizyon eşliğinde aktarılan hizmetler, yapılan işler ve hedeflenen projeler özenle hazırlanmıştı. Ancak asıl dikkat çekici olan, bu sunumun arkasındaki büyük tabloydu: 6 Şubat depremlerinin ardından adeta enkaz devralan bir belediyenin, yalnızca 20 ay gibi kısa bir sürede ayağa kalkma iradesini somut verilerle ortaya koyması.
Bu noktada altını özellikle çizmek gerekiyor. Çünkü kamuoyunda çoğu zaman hizmetler soyut söylemlerle anlatılır. Oysa Adıyaman Belediyesi’nin 20 aylık Hizmet Raporu, lafın değil işin konuştuğu bir belge niteliğinde. Bu rapor, sadece yapılanları sıralayan bir döküm değil; aynı zamanda bir şehrin yeniden inşa sürecinin hafızasıdır.
Altyapıdan başlamak gerekir. Çünkü şehirler önce yerin altından ayağa kalkar. 533 bin metre içme suyu hattı döşenmiş. 158 bin metre yağmur suyu ve kanalizasyon hattı yapılmış. 10 bin metreküp kapasiteli yeni içme suyu deposu hizmete alınmış. SCADA sistemiyle suyun anlık izlenmesi ve uzaktan kontrolü sağlanmış. Bunlar kulağa teknik gelebilir ama aslında her bir rakam, musluktan akan temiz suya, sokakta birikmeyen yağmur suyuna, sağlıklı bir şehir yaşamına karşılık geliyor.
Yol ve ulaşımda ortaya konan tablo da azımsanacak gibi değil. 460 bin ton asfalt serimi, 21 kilometre yeni yol, yüz binlerce metrekare parke ve kaldırım çalışması… Mersin Caddesi’nden Atatürk Bulvarı’na, Millet Caddesi’nden Üniversite yoluna kadar şehrin ana arterlerinde hissedilen bir dönüşüm var. Üstelik sadece yollar değil; otopark sorunlarına yönelik çözümler, yeni güzergâhlar ve büyüyen toplu taşıma ağıyla ulaşım bütüncül bir anlayışla ele alınmış.
20 yeni otobüs, yüzde 60 büyütülen ulaşım ağı, 4 milyonu aşkın yolcu… Bu rakamlar bize şunu söylüyor: Adıyaman’da toplu taşıma artık alternatif değil, tercih edilir bir seçenek haline getirilmeye çalışılıyor.
Yeşil alanlar ve çevre başlığı ise deprem sonrası psikolojiyi de gözeten bir bakış açısını yansıtıyor. 18 yeni park, yenilenen 87 park, 72 bin metrekare yeni yeşil alan ve 11 bini aşkın fidan… Betonun arasında nefes almaya çalışan bir şehir için bunlar lüks değil, ihtiyaçtır. Sokak hayvanlarına yönelik yapılan sağlık taramaları ve sahiplendirmeler ise sosyal belediyeciliğin sessiz ama vicdanlı tarafını gösteriyor.
Temizlik, sosyal destekler, eğitim yardımları… Rakamlar burada daha da anlam kazanıyor. Halk Kart uygulamasıyla milyonlarca liralık destek, binlerce öğrenciye eğitim ve kırtasiye yardımı, on binlerce gıda kolisi… Belediye, sadece yol yapan değil; sofrası boş, çantası eksik, hayatla mücadelesi ağır olan insanın da yanında duran bir kurum olduğunu bu verilerle ortaya koyuyor.
Sosyal tesisler, kreşler, kütüphaneler, taziye evleri, Halk Ekmek Fabrikası, Aşevi… Bunların her biri bir şehrin sosyal dokusunu onaran adımlar. Özellikle kadın girişimcilere yönelik Sanat Sokağı projesi ve ücretsiz işyeri tahsisleri, kalkınmanın sadece betonla değil, insanla olacağını hatırlatıyor.
Afet yönetimi ve yerinde dönüşüm başlığı ise belki de bu raporun en hayati kısmı. Binlerce ruhsat, on binlerce bağımsız bölüm, kurulan afet müdahale ekipleri, oluşturulan toplanma alanları… Bunlar geçmişten ders alındığını ve geleceğin daha hazırlıklı karşılanmak istendiğini gösteriyor.
Kısacası bu rapor, bir belediyenin 20 ayda ne yaptığı sorusunun ötesinde, “Bir şehir nasıl yeniden ayağa kalkar?” sorusuna verilmiş detaylı bir cevaptır. Sayın Abdurrahman Tutdere’nin basın toplantısında ortaya koyduğu tablo şunu net biçimde gösteriyor: Adıyaman’da belediyecilik, yarını inşa etme için verilen hizmettir.
leblebici0202@gmail.com