KÜLTÜR - SANAT
Giriş Tarihi : 05-12-2021 00:20

“KTÜ’nün Başarı Hikayeleri-1” Etkinliği Düzenlendi

Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörlüğü’nün “KTÜ’nün Başarı Hikayeleri” konulu konferansında Vakıfbank Genel Müdürü Üstünsalih ile Erdemoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu, başarı hikayelerini anlatıp öğrencilere altın değerinde tavsiyelerde bulundu.

“KTÜ’nün Başarı Hikayeleri-1” Etkinliği Düzenlendi

 

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Rektörlüğü tarafından, "KTÜ'nün Başarı Hikayeleri-1" konferansının konulu konferansında Vakıfbank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih ile Erdemoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu öğrencilerle tecrübe paylaşımı yaparak başarı öykülerini anlattı.

Osman Turan Kültür Merkezi'nde düzenlenen konferansın moderatörlüğünü ise KTÜ Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Hülya Kalaycıoğlu yaptı. KTÜ Fizik mezunu olan iki isim kısa bir sunum konuşması yaptıktan sonra öğrencilerin sorularını cevaplandırdı.

Konferansın açılış konuşmasını ise KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı yaptı. Çuvalcı KTÜ’den mezun olmuş mezun öğrencilerin başarı hikayelerini öğrencilerle paylaşmalarını sağlamayı amaçladıklarını belirterek “Bugün gerçekten ülkemiz değil dünya çapında iki tane meşhur mezunumuzu misafir ediyoruz. Kendileri fizik bölümü mezunu iki sınıf arkadaşı. Bu yoğun ve sıkışık trafikte tecrübelerini gençlerle ve bizlerle paylaşacakları için kendilerine teşekkür ediyorum. İbrahim Bey Adıyaman Besni doğumlu, kendisi dünya çapında Dinarsu, Merinos halılarının sahibi, yönetim kurulu başkanı ve çok başarılı bir işadamı. Bu başarıda elbette KTÜ’nün ve Trabzon’un payı yüksek. Çünkü burada okurken ilk girişimini burada başlatıp ilk satışlarını yapmış. Bu nedenle kendilerini tebrik ediyorum. Abdi Serdar Üstünsalih beyefendi 1990 yılında girdiği Vakıfbank’ta değişik kademelerde görev yaptıktan sonra 30 yılda büyük bir fonu idare eden genel müdürlük görevinde. Kendileriyle gurur duyuyoruz” ifadelerini kullandı. Vakıfbank’a karşı ayrı bir sevgisi olduğunu söyleyen Rektör Prof. Dr. Çuvalcı, “Çünkü benim babacığım 1965 yılında Vakıfbank’a girdi ve 35 yıl hizmet ettikten sonra 1988 yılında emekli oldu. Biz çocukken bankanın önünden geçerken “Bizim banka” diyorduk. Kendilerini tebrik ediyorum. 2020 yılında reel sektöre 600 milyar TL’lik bir katkı sağlamış, az bir para değil” dedi.  

“Her yönden gelişimi tamamlamanın önemi”

Vakıfbank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih, üniversiteden mezun olduktan sonra 1990 yılında Vakıfbank'ta programcı olarak işe başladığını ifade ederek, daha sonra daire başkanı, şube müdürlüğü ve genel müdürlük görevlerinde bulunduğunu dile getirdi.

“Erdemoğlu’ndan altın öğütler”

Erdemoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu da ticaret hayatına, Karadeniz Teknik Üniversitesi Fizik Bölümünde okurken tezgahtarlık yaparak, daha sonra ise babasının ürettiği kilimleri satarak başladığını anlattı. Gençlere çok çalışmalarını ve üretmelerini tavsiye eden Erdemoğlu, başarının yolunun çok çalışmaktan geçtiğini dile getirdi. Başarının ekip işi olduğunu vurgulayan Erdemoğlu, gençlere yaptıkları işi en iyi şekilde yapmalarını tavsiye etti. Erdemoğlu, “En önemli şey kendine özgüvendir. Kendine özgüven kendini farklı yere koymak değildir. Yaşadığın her olayı açlık ve yokluk da dahil, her şeyi sahiplenecek, şikayetçi olmayacak ve ondan sonra diğerlerini yapacaksın” dedi.

“İkinci memleketim Trabzon”

Erdemoğlu Trabzon’un hayatında çok önemli bir yeri olduğunu söyledi. Üniversiteyi okuduğu Trabzon’da iş hayatının temellerini attığını ifade eden Erdemoğlu, “Trabzon benim ikinci memleketimdir, bunu her yerde gururla söylüyorum. Çünkü ben sanayiciliği Gaziantep’te, tüccarlığı Trabzon’da öğrendim. Onun için Trabzon benim ikinci memleketimdir” diye konuştu.

“Öğrencileri kırdı geçirdi”

Erdemoğlu öğrencilerin sordukları sorulara oldukça samimi cevaplar verirken salonda zaman zaman kahkaha tufanı koptu. Bir öğrencinin “Trabzon’da ticarete başladığınız yıllarda bugünleri hayal edebiliyor muydunuz, bunun hikmeti nedir?” şeklindeki sorusuna Erdemoğlu şu cevabı verdi: “Değil böyle bir şeyi hayal etmek, geçimimizi nasıl sağlayacağız şeklinde düşünüyorduk. Hayalim mühendis olmaktı ve 17 yaşında üniversite sınavına girdiğim zaman puanım oralara yetmedi. Fizik bölümünü yazdığımı da çok iyi hatırlamıyordum. Ve babamın ticaret hayatına eşlik edip onunla çalışmayı planlamıştım. O dönem bizim iki kilim tezgahımız vardı, abim de askerde olduğu için yaz aylarında işleri ben kovalıyordum. Okumama yönündeki düşüncemi babama da açıklamıştım. Babam bana bunun sebebini sorduğunda “Fizik bölümünü bitirirsem pedagojik formasyon alıp öğretmen olmaktansa kendi işimizde çalışıp daha fazla para kazanırız” diye cevap vermiştim. Beni sabırla dinleyen babamın sonrasında bana ders niteliğindeki konuşması hayatımın kırılma noktası oldu benim için. Ve ertesi günü okumak istediğimi babama iletti.”

“O dönüm noktasındaki mesaj”

Hayatının o dönemki kırılma noktasındaki asıl mesajı ise kendi ayaklarının üzerinde durabilmek olarak nitelendiren Erdemoğlu, “Trabzon’a geldiğim zaman 1979 yılıydı ve sadece iki erkek öğrenci yurdu vardı. Bir yurtta sağ görüşlü, diğerinde de sol görüşlü öğrenciler kalıyordu. Ben ise hiçbirisinde kalmayıp bir otelde kalmaya başlamıştım. Orada kalırken babamın parasını harcıyorum, para benim değil. Ancak parayı harcamamam ve bir daha da istememem lazım. Haftada 3 gün dersimiz vardı buna karşın 4 gün de boştuk. Kendime bir iş bulmak zorundaydım. Öğrencilere o dönem sağ-sol olayları olduğu için farklı bakılıyordu. Aradan iki ay geçtikten sonra otelde kendi kendime “Acaba Trabzon’da kilim satabilir miyim?” diye düşündüm. Sabahleyin kalkar kalkmaz gidip kilim satan esnafları tek tek gezmeye başladım. Hepsine iyi-kötü şeklinde tarif ediyordum. Hiç unutmam Allah rahmet eylesin, Çarşı Camiinin orada Ahmet Öztürk isimli bir amcamız vardı. Kapıdan girip “Amca ben kilim satıyorum” dedim. O anda “Oğlum bir balya ondan, bir balya diğerinden yolla” dedi. İhtiyacı olduğu için değil beni desteklemek için alıyordu. Çünkü benim çabamı görmüştü. Akşam babamı arayıp kilim göndermesini istedim. İki gün sonra kilimler geldi Ahmet amcanın yanına gittim. Yeni siparişler aldım ve Trabzon’da ticarete o şekilde başladım. Sayı artmaya başlayınca kilim satışları da arttı. Rize ardından da Giresun, Samsun’a kadar gittim.  4.sınıfın sonuna geldiğimde de ürettiğimiz kilimlerin yüzde 90’ını ben satmaya başlamıştım. Arkadaşlarımın hiçbirisi benim ticaretle uğraştığımı bilmiyordu. Son sınıfta sınıf arkadaşlarımdan birisinin gömleğimin cebindeki hesap cüzdanını fark edip bakmasıyla öğrendiler.”  

“Hiçbir şey kolay değildir”

Hayatta hiçbir şeyin kolay olmadığını söyleyen Erdemoğlu, aynı zamanda hiçbir şeyin kendiliğinden olmadığını dile getirdi. Erdemoğlu şöyle konuştu: “Gençlerimiz kolayca bir şeylere sahip olmaya çalışıyorsa o hayali bıraksınlar, öyle bir şey yok. Atatürk 100 yıl önce, “Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden kolay yaşamayı isteyen toplumlar, önce haysiyetlerini, sonra istikbal ve istiklallerini kaybetmeye mahkumdur” demiştir. Kolay olan bir şey yok. Çok basit bir şey söyleyeyim, oyuncu olmayan teknik direktör olamaz. Eğer bizim fabrikamıza, işletmelerimize oyuncu olarak gelmek isteyen kim varsa başımızın üstünde yeri var, ancak teknik direktör gibi çabucak bana diyorsa kimse kusura bakmasın, bu yok.”

“Çocuğu yetiştirmenin önemi”

Erdemoğlu, bir çocuğun yetiştirilmesinin önemine vurgu yaparak, “Küçük yaşlarda anne babalar çocuklarını, “Üniversitede okursan şöyle olacak, böyle olacak” gibi telkinlerde bulunup onları bu psikolojiyle yetiştiriyor. Ancak okul bittiği noktada okudukları okulun sadece bir diplomadan haiz olduğunu, hayat üniversitesi ile ilgili hiçbir bilgilerinin olmadığını görüyorlar. Bu gençlerin suçu değil. Çünkü ailesi o gençlere hayatın zorluğunu ve güç tarafını göstermeyerek en büyük yanlışı yapıyor. En büyük yanlış, “Ben görmedim o görsün, ben gezmedim o gezsin, ben giymedim o giysin, ben yemedim o yesin, ben yaşamadım o yaşasın” anlayışı ile çocukları büyütmek. Zaten bir insanı insan yapan o yaşanmamışlıklardı. Böyle yetiştirdiğimiz gençler üniversiteyi bitirdikten sonra “niye çalışmıyorlar?” diye soruyorlar. Ben de öyle yetişseydim ben de çalışmazdım” ifadelerini kullandı. “Babamıza şükran borçluyuz”

Babalarının kendilerini hayatın her türlü zorluğuna alıştırarak yetiştirdiğini ve bundan dolayı da kendisine minnet borçlu olduklarını söyleyen İbrahim Erdemoğlu, “Babam bizi 8 yaşından beri dükkana götürürdü. Dükkanın temizlik dahil akla gelebilecek kalfaya yaptırmadığı işleri bize yaptırırdı. Çünkü hayat oradan başlıyor. Benim rahmetli babam gençlik yıllarında 6 yıl işçilik yapmıştır. Evlenmesine ustası yardım etmiştir. Sonrasında işler kurulduğu zaman çocuklarının rızkı için 15 yıl süren seyyar satıcılığa başlamış. O dönemlerde biz babamızı sadece 3 ayda bir görürdük. Bir hafta kalır sonra tekrar ekmek parası kazanmaya giderdi. 1970 yılında iki kilim tezgahı alarak Gaziantep’e taşınarak imalata başladık. Hayatın en büyük zorluklarını kendi yaşamıştır. Onun gibi yaşamamız mümkün değildi çünkü o en büyük zorlukları çekmiştir. Buna karşın babamız o günkü zorlukları bize de yaşattı. Onun için yaşattıklarından dolayı biz babamıza ne kadar şükretsek azdır. Oysa biz çocuklarımızı korumaya çalıştığımız zaman onların yetişmesini engellemiş oluyoruz. Bunu en güzel, “Çınar ağacının altında fidan yetişmez” sözü anlatıyor sanırım. Onun için ben gençleri hiçbir zaman eleştirmiyorum. Ancak çalışmalarını ve ayaklarının üzerinde durmalarını istiyorum. Gençlerimizin çalışmasını üretmesini ve mücadele etmesini istiyorum. Kendi ayaklarınızın üzerinde durun da nasıl durursanız durun” dedi.

“Şükretmeyi bilmeyen, şikayet eden başarılı olamaz”

Hiçbir şey şirketlerinin yıllık cirolarındaki büyümeye ilişkin bilgi veren Erdemoğlu, “1991 yılında yıllık ciromuz 2.5 milyon dolar, 2001 yılında 25 milyon dolar. 2011 yılında 250 milyon dolar, 2021 yılına geldiğimiz zaman 2.5 milyar dolar. Hiçbir şey o günkü şartlarda mücadele etmeden, o günkü şartların gerekliliğini yapmadan başarılamaz. 1983 yılında okulu bitirdim. 90 yılına kadar gece yolculuk, gündüz iş yaptım. Neden böyleydi? Gideceğim yerler 4 saat mesafeydi ancak ben otel parası vermemek ve o parayı biriktirmek için öyle yapıyordum. İnsanlar bir negatiflik yaşayabilir, ailede, iş hayatında sıkıntılar olabilir. Ancak insanlar şükretmeyi bilmiyor, sadece şikayetçi oluyor. O zaman da bir yere varamıyor” şeklinde konuştu. Başarının bir ekip işi olduğuna işaret eden Erdemoğlu, “Başarı hiçbir zaman tek taraflı olmaz, bir kişiyle olması da mümkün değildir. Bu tamamen bir ekip işi, bir çalışma işidir. Çalışma işi, o gün 20 kişi çalışıyorsa olabilir. Ancak her bir çalışanınızın buna temizlik yapan da dahil olarak söylüyorum, onu değerli kılmanız lazım. Birinci kriter bu. İkinci kriter, bulunduğunuz ortamlarda yaptığınız işi en iyi şekilde yapmaya çalışacaksınız. En iyiyi yapmak için belirli maddi ve diğer imkanlarınız yok ise “Yapmayacağım” değil, onu bir plan çerçevesinde yapacaksınız. 1983 yılında okul bittikten sonra gündüz iş, gece yolculuk... 7 yıl 15 gün evde kalıyor, 15 gün de Türkiye’nin etrafını dolaşıyordum. Bunun faydaları; işi öğreniyorsunuz, her gittiğiniz şehri daha doğrusu Türkiye’nin insanlarını tanıyorsunuz, her gittiğiniz yerde bir dostluk kuruyor, bir sosyal iletişim sağlıyorsunuz. 1990 yılından sonra ise yabancı dil bilmemekle birlikte, elimde çantayla yurt dışlarını gezmeye başlamıştım. “Artık Türkiye’nin dışındaki ülkeler ne yapıyor” diye geziyordum. Tam 10 yıl yurt dışını gezdim. Avrupa’nın tüm ülkeleri, Amerika’sından Avustralya’sına kadar. Ataşelik aracılığıyla tercüman bularak geziyordum. 1990 yılında gezmeye başlayıp, dünyayı tanımaya başlayınca biz 1994 yılında ihracat yapmaya başladık. Oysa biz zannediyoruz ki “Çok çabuk şirket kurdum, hemen şöyle yapacağım”. Öyle değil. Ben 4 yıl dolaştıktan sonra ilk ihracatımızı yaptık. Çünkü siz eğer temelleri sağlam yapmak istiyorsanız, yaptığınız iş her neyse, bu işi bir kere siz iyi bileceksiniz, etrafınızdakiler iyi bilmek zorunda. Ama bu ideali değil, ideali o sırada elinizde olmayabilir ama ona bir süreç koyarak azimle devam edeceksiniz. Önemli olan elinizdeki bulunan malzemeden en iyisini yapmaya çalışmaya çalışacaksınız. Biz öyle yaptık” dedi.

Kaynak: www.gunebakis.com.tr/ Nurgül Günaydın

 

AdminAdmin