Herkes mağazalarda; hediyeler alınıyor, süsler alınıp evler süsleniyor. Hele bir de çam ağaçları var ki, o da işin cabası. Yılbaşı gecesine özel çerezler, içecekler yığınla; dükkânlar hınca hınç. Neymiş: Bir yıl bitip öbür yıla girecekmişiz. Üstelik yeni yılla birlikte hayatımızda çokça şeyin değişeceğine inanılıyor.
Şimdi gözlerinizi kapatın ve ondan sonra geri doğru saymaya başlayın: 10, 9, 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2, 1 ve 0. Gözlerinizi açın; hayatınızda ne değişti? Hiçbir şey, değil mi? Bu sayımı yılbaşı gecesi saat 23.59’u gösterdiğinde yaptığınızda niye bir şeylerin değişeceğine inanıyorsunuz ve niye saatler tam 00.00 olduğunda çılgınca alkışlayıp, hoplayıp zıplıyorsunuz? Sanki bütün yılın günahlarını o bir gecede temizleyecekmişiz gibi.
Ama soruyorum size, samimi olun: Ne fark var? Saat 23.59’da ben neysem oyum. Bütün dertlerim, sıkıntılarım, yarım kalan işlerim… Hepsi oracıkta duruyor. Sonra birden TAAK! Saat 00.00 oluyor. Takvimdeki rakam değişti diye birdenbire süper kahraman mı oluyorum ben? Gerçekten komik, hem de çok komik. Resmen kendimizi kandırıyoruz.
Bu, sanki bir koşu bandında koşuyorsun ve biri gelip bandın üzerindeki sayacı sıfırlıyor gibi bir şey. Eee, ben aynı yerdeyim ki. Benim bacaklarım hâlâ yorgun, ben hâlâ koşuyorum. Sadece sayacın üzerindeki rakam değişti. Gerisi koca bir yalan. Bu kadar anlam yüklediğimiz o yeni başlangıç, bizim icat ettiğimiz bir tarih.
1 Ocak dünyanın umurunda bile değil. Size samimi bir şey daha söyleyeyim mi? 2 Ocak’ta da dünyanın umurunda değil. O, kendi yörüngesinde dönmeye devam ediyor. İnsanlar çoğu şeyi bu güne bağlamışlar. Neymiş, yılbaşından sonra kilo vermeye başlayacağım; yılbaşından sonra arabamı değiştireceğim. Niye? İlla yılbaşına adapte ediyorsun kendini?
Bak güzel kardeşim, o kararları vermek için 1 Ocak’ı beklemek zorunda mısın? Şu an versene kararını, hemen başlasana yapacaklarına. Bırakın bu baskıyı. Ben kendi coşkumu kendi istediğim zaman yaşarım. Benim için yeni yıl, bir sabah uyanıp “Tamamdır, bugün hayatımda yeni bir sayfa açıyorum.” dediğim andır.
Bu ister Nisan olsun, ister Eylül, isterse bu akşam olsun. Önemli olan, o içimizdeki karar, o anki isteğimiz. Bir takvimin bize ne yapıp ne yapmayacağımızı söylemesine gerek yok bence.
Sizden ricam: Önceleri vahşi batı diye adlandırdığımız batı dünyasını bize medeni batı diye yutturup, onların bu boş beleş işlerin peşine düşmeyin ve bizim kültürümüze yamamaya çalışanlara prim vermeyin. Havai fişekler mi patlıyor, Noel Baba mı gelecek? Ben yokum bu işte. Ben evimde oturup çayımı yudumlayacağım. Sevgi ve saygıyla kalın...
ismailerdil02@gmail.com