Evet yine döndük dolaştık geldik batı dünyasının bize empoze ettiği saçma sapan bir güne...
14 Şubat Sevgililer günü.
Bizim insanımız sadece bir gün sevmez, bir gün hatırlamaz ki; Sevdiğini Adam gibi, bir ömür sever, el üstünde tutar.
Başlar şimdi telefonlara zırt pırt bildirim gelmeye. Vitrinleri yine kırmızıya teslim edip o klasik peluş ayıcıkları sevginin göstergesiymiş gibi millete dayatacaklar.
sanki o gün hediye almayan, evine elinde çiçekle gitmeyen, ya da bir restoranta yer ayırtmayan biri çok büyük bir hata yapmış gibi adama bakıp ayıplayacaklar gibi bir noktaya geldik.
Etrafa bakınca da millet sanki bir yarışta. o ne aldı, bu ne aldı. İnanın ki tüm bunlar çok cafcaflı işler ama içi boş işler.
Garip geliyor bana bu durum. Birine değer verdiğini göstermek için illa birinin sana bak bugün o gün demesi mi gerekiyor?
Bu sahtelik, bu herkes görsün hali çok yorucu ve bende ciddi bir alerji yapıyor.
Düşünüyorum da gerçekten birbirini seven insanlar 14 Şubat'ta ne yapıyordur acaba? Büyük ihtimalle evlerinde oturmuş günün 14 Şubat olduğunun farkında bile değillerdir. Çünkü onlar için sevmek, öyle bir günde yaşayıp ta süslü püslü hediye kutularına sığdırılmayacak kadar kutsal. Onlar sevmenim o kadar gürültülü bir şey olmadığını biliyorlar.
Ne bileyim, eşinin yorgun olduğunu fark edip sessizce bir çay koymak, ne bileyim soğukta üzerini örtmek, bazen sadece yan yana sessizce oturmak... Sabah kalktın saçın başın dağınık halde bir çift göz sana bakıp gülümsüyorsa, o gülümsemedeki Samimiyeti hiçbir şeye değiştirmeyin. Çünkü sessizce ve derinden sevmek bu aslında.
Ee bugün aldığınız o güller yarın solacak, o kalabalıklar dağılacak, yine o soğuk sessizlik başlayacak çoğu evde. Sonra ne olacak?
Bir dahaki şubat mı beklenecek? tekrar insan olduğumuzu hatırlamak için...
ismailerdil02@gmail.com






















