Adıyaman Haber
HV
18 NİSAN Cumartesi 17:10

Berzah’a Giderken

İsmail Erdil
İsmail Erdil
Giriş Tarihi : 06-04-2026 09:50

 

Bugün ölmeden öleceğim bir gün.

‎Ruhu teslim etme, Morg, Gasilhane, Cenaze namazı, Kabir ve Sorgu...

‎Hepimiz biliyoruz, er veya geç bu yollardan geçeceğiz ve bu kronolojiye dahil olacağız.

‎Kaçış yok.

‎Sadece bekleyiş var.

‎Hadi bakalım, yavaştan yol alalım.

‎Berzaha doğru

‎ ***

‎Dokuz ay...

‎Ana rahminde başlayıp doğuma kadar olan o meşhur bekleyiş. Meğer ölüm de öyleymiş, sessiz sedasız bir olgunlaşma bir hazırlık süreci.

‎Tamamlandım sanki. İçimde tarif edemediğim bir ağırlık var, bir o kadar da hafifledim. Yolculuğun ilk adımı bu galiba.

‎ ***

‎​Hastane odasındayım şimdi. Yüzüme yansıyan o beyaz, soğuk tavan... Gözlerim çakılı kaldı oraya, kirpiklerim esas duruşta. Karşımda o ve muazzam heybetiyle, bakışlarımız çarpışıyor.

‎Titriyorum, ama soğuktan değil.

‎Hem de nasıl bir titreme bu. Korku iliklerime kadar işlemiş durumda.

‎Sonra o an geliyor. Emaneti teslim etme vakti. Ruhum ayak uçlarımdan çekilmeye başlıyor, yavaş yavaş, santim santim ve en son burun deliklerimden süzülüp çıkıyor.

‎Bitti işte. Dünya denilen o koca sınav, bir nefes gibi uçup gitti elimden.

‎ ***

‎​Artık baş başayız.

‎Ben ve o.

‎Bir gurbetçinin hiç bilmediği bir şehirde, elinde valiziyle kalakalması gibi bir tedirginlik var üstümde.

‎Nereye? Nasıl?

‎Aşağıda ise bir kıyamet kopuyor. Bedenim orada, taş gibi hareketsiz.

‎Annem feryat ediyor, babamın omuzları çökmüş yine içine atmış belli ki acısını, eşim, çocuklarım...

‎Canım yanıyor onları öyle görünce ama bir yandan da kopuyorum onlardan. Sedyeye alıyorlar beni, bir dolabın karanlığına hapsoluyorum.

‎Kapak kapandı.

‎Tak.

‎İçerisi buz gibi

‎ ***

‎​Gece soğuk. Gece çok sessiz.

‎Ama sabah olunca o morgun önü mahşer yeri gibi; eş dost, akraba...

‎Hepsi orada. Belediye arabasıyla son bir yolculuğa çıkıyoruz mezarlık Camisi'ndeki gasilhaneye doğru. Amcama vasiyet etmiştim zamanında, “Beni sen yıka” demiştim.

‎Sözünü tutuyor, görüyorum. Elindeki keseyi göz yaşlarıyla ıslatıyor.

‎Ailemin hali perişan, sanki dünya başlarına yıkılmış. Birbirlerine tutunuyorlar, tesellilerin biri gidip biri geliyor, ama ne fayda?

‎​Kefenlediler beni. Gece uyumadan önce eşofman giyinip rahatlarsın ya aynen onun gibi bir şey...

‎Güzel kokular sürdüler. Bembeyaz bir paket gibi musalla taşındayım şimdi. Herkes orada, saf tutmuşlar.

‎Hoca soruyor o meşhur soruyu: Haklarınızı helal ediyor musunuz?

‎Helal olsun.

‎​Tanıyan da söylüyor tanımayan da. İçimden “Gerçekten mi?” diye geçirmekten kendimi alamıyorum.

‎ ***

‎Omuzlarda gidiyorum. Sallana sallana.

‎Güzel ama kısa sürdü bu yolculuk.

‎Ve o daracık çukura indiriliyorum. Kardeşlerim tutuyor başımdan, ayaklarımdan.

‎Açıyorlar kefenin bağlarını.

‎Sal taşları diziliyor üstüme. Ve artık güneşle de vedalaştım. Toprak dökülmeye başlıyor üstüme.

‎Kürek sesleri... Her bir kürek toprağın sesi dünya ile olan o son bağımı da koparıp atıyor.

‎Telkin duası, Aminler ve sonra...

‎Ayak sesleri,​ uzaklaşıyorlar. Birer birer gidiyorlar.

‎En sevdiğim bile arkasını dönüp yürüyor. Yapayalnızım artık.

‎ ***

‎Berzah... Toprak beni bir annenin evladını kucaklaması gibi sıkıyor. Öyle bir hasret ki bu, kemiklerimi kıracak sandım. Ama bırakıyor sonra.

‎​Derken, bir nur. İki melek belirdi karşımda. Sorgu başlayacakmış.

‎Sorsunlar bakalım.

“Rabbin kim?” dediler.

‎O an Hz. Ömer'in o muazzam duruşu geldi aklıma. Hani demişti ya meleklerin yüzüne karşı; Siz binlerce yıllık yoldan gelip de Rabbinizi unutmadınız da ben evimden çıkıp buraya gelene kadar mı unutacağım?

‎​Dilim çözülüyor şükürler olsun.

‎Rabbim ALLAH,

‎Dinim İslam...

‎Kelimeler dökülüyor peş peşe.

‎​Kabrimde bir pencere açılıyor birden. Dışarıyı göremiyorum henüz.

‎Belirsizlik... Acaba ne göreceğim o pencereden bakınca?

‎Amelim neyse, ibadetim ne kadarsa artık oradan ya cennetin o mis kokulu bahçelerini göreceğim ya da cehennemin o kavurucu hararetini.

‎Korkuyorum. Hem de nasıl.

‎Amelime güvenmiyorum çünkü, ibadetlerim eksik benim, niyetlerim yarım yarım.

‎Tek sığınağım, tek dayanağım O'nun o sonsuz RAHMETİ.

‎Merhametine muhtacım.‎

‎​İşte böyle...‎

ismailerdil02@gmail.com

YORUMLAR
Marka Flower Çiçekçi