Sahi, kurbanı niçin keseceksiniz? İbadet görevimizi mi yerine getireceğiz, yoksa derin dondurucuları doldurmak için mi keseceğiz? Ya da “En iyi kurbanı, en büyük kurbanı ben kesiyorum” deyip egomuzu mu tatmin edeceğiz?
Bir İbrahim olabilecek miyiz? Onun teslimiyeti ile İsmaillerimizden vazgeçebilecek miyiz? İbadetimizi özüne yakışır şekilde yerine getirebilecek miyiz?
Kurban kestiğimiz zaman benim dedemden, babamdan gördüğüm bir usul vardı. Allah rızası için niyet etmek lazım; yani niyet sırf Allah rızası için olmalı, kilo hesabı, et hesabı yapılmamalı, ticari bir amaç güdülmemeli. Kurban kesilir, büyükbaş ise ortaklar arasında pay edilir güzelce. Ondan sonra herkes kendi payını alıp o pay da üçe bölünür: Bir pay kurban kesmeyen fakir fukaraya dağıtılır, bir pay gelen misafirlere ikram edilir ya da komşulara dağıtılır, bir pay da ev halkına aittir. Böyle yapınca kurbanın da o ibadetin de tadına varılırdı. Şimdi daha Kurban Bayramı gelmeden billboardlarda bakıyoruz ki buzdolabı, derin dondurucu reklamları almış başını gidiyor. Niye? Çünkü niyet belli; eti alacaksın, göstermelik 2-3 eve dağıtacaksın, geri kalanını da streçleyip derin dondurucuya atacaksın. Bu mu kurban Allah aşkına? İbadet bu mu?
İbrahim Aleyhisselam bıçağı oğlu İsmail'in boğazına dayıyor, en sevdiğinden vazgeçiyor. Biz bir kilo etten vazgeçemiyoruz ve bununla da “İbadetimizi yerine getirdik” diye vicdanımızı rahatlatmaya çalışıyoruz.
Bu şekil olmaz arkadaşlar, bizler de İsmail’imizden vazgeçelim. Bizim İsmail’imiz kim? Bu zamanda nefsimiz. Nefsimize yenik düşmeyelim, bu ibadeti sırf Allah rızası için yapalım. Onun rızasını kazanmak için bu ibadeti yerine getirelim.
Kızdığım bir diğer nokta da yurt dışına kurban gönderme meselesi. Yurt dışına kurban gönderilmesinden yanayım, hem de ağırlıklı bir şekilde yanayım; ama işin kurnazlığına kaçmaya gerek yok. Yurt dışındaki kurbanlar 6.000-10.000 arası, Türkiye’de 35.000-40.000 arası. Adam yine ince hesap yapıyor; kurbanını burada kesme imkanı ve gücü olduğu halde burada kesmiyor, onu yurt dışına gönderip bir de sosyal medyada havasını atıyor “Biz bu sene kurbanımızı yurt dışına gönderdik” diye. Mademki samimisin, mademki sırf niyetin Allah rızası, o zaman buradaki pay miktarı kadar yurt dışına gönder. Yani 40.000 liralık kurban bedelini yurt dışına gönder de gerçek hak sahiplerine, gerçek niyetin ulaşsın. Yanlış anlaşılma olmasın; bu şekil yurt dışına gönderenlerin “kurbanı kabul olur, olmaz” diye bir şey söylemiyorum. Bu Allah'ın bileceği bir şeydir, beni aşar. Ben işin kurnazlığına kaçılmasını söylüyorum.
Evet, bu sene biz de İsmaillerimizden vazgeçelim; kurbanı Allah rızası için yapalım, derin dondurucular için yapmayalım. Yok bu bana ağır gelir diyorsanız da; en iyisi siz koçunuzu kesin, kavurun etleri, afiyetle yiyin.
ismailerdil02@gmail.com






















