Adıyaman Haber
HV
14 MAYIS Perşembe 15:13

En Soğuk Şubat

İsmail Erdil
İsmail Erdil
Giriş Tarihi : 04-02-2026 09:58

 

Eskiden kışı çok severdim ben (üç yıl öncesine kadar). Hep şey derdim; Adıyaman'ın yazı çekilmez, güneş insanı yakıyor, gölgede bile nefes alamıyorsun. Ama kış öyle değil. Soğuk olursa kazak giyersin, daha çok üşürsen bir de mont atarsın sırtına, biter gider. Isınırsın yani, bir şekilde çaresi var.

Taa ki o 6 Şubat sabahına kadar.

Ondan önce kış benim için soba sesiydi. Camın buğusuna parmağımla bir şeyler çizerdim, elimde de sıcak bir bardak çay. Sanki dünya dışarıda kalırdı, biz içeride nefes alırdık. Yağmur yağınca o sesi anlatamam, huzur verirdi bana. Bildiğiniz huzurdu işte.

Ama o gece her şey bitti. Meğer dostum sandığım kış, o enkazların altında düşmanım olmuş. Her yer yıkılmış, millet can derdinde; biz oradan buradan bir ses duyar mıyız, birine ulaşır mıyız diye uğraşıyoruz. Ama o soğuk, o dondurucu ayaz tepemize öyle bir bindi ki…

Kar da yağmıştı o gece. İncecik bir şeydi ama hayatla ölümün çizgisi gibi duruyordu orada. Eskiden kar yağdı mı çocuk gibi sevinirdim, kaç yaşında olursam olayım içim kıpır kıpır olurdu. İlk onun (bacımın) telefonunu bulduk enkazda. Sonradan açıp baktık, meğer son çektiği video o gece yağan kar taneleriymiş. Şimdi kar yağacak dediler mi ödüm kopuyor. Ne olur yağmasın diyorum, gelmesin o beyazlık.

O taşların, demir yığınlarının arasında beklerken anladım; kış sadece bir mevsim değilmiş. Bir kaderin adıymış meğer.

Artık pencereden bakınca o manzaralar bana romantik gelmiyor. Ben o camdan bakınca sadece yetişemediğimiz insanları görüyorum ve ürküyorum. Bir battaniyeye muhtaç kalanları, soğuktan morarmış ayakları görüyorum. Hiç gitmiyor gözümün önünden.

Kış huzurdu hani? Şimdi sadece o çaresizlik, o soğuk mezarlar, o insanların feryadı geliyor kulağıma. Hani kazak giyince, mont giyince ısınıyordum? O 6 Şubat sabahı öyle bir üşüdüm ki ben, bir daha hiç ısınamadım. Ne yaz geldi geçti ne güneş açtı… Benim kemiklerim o günden beri soğuktan titriyor.

Gitsin artık o 6 Şubat’ın soğuğu, bir daha hiç gelmesin. Bize öyle bir rüzgâr vurdu ki hâlâ toparlayamadık kendimizi. Hâlâ o soğuktayız sanki.


DÖRT ONYEDİ OLMASIN

Söndürün ışıkları
Herkes uyusun
Ben dört onyediyi
Bekleyeceğim
Gidip penceresine bakacağım
Belki lambasını açar
Belki uykusu kaçar, dışarı bakar
Yağan kar tanelerine bakarken
Kaldırımda beni görür
Ben onu görürüm
Hani olur mu olur
Derler ya…
Olmaz, olamaz
Olmayacak dua işte benimki…
Biliyorum, açmayacak lambasını
Gelmeyecek yanıma
Bekleyeceğim, bekleyeceğim
Bekleyeceğim, umudum var
Kardeşim
Kar yağıyor, beyazlıyor dünya
Benim dünyam siyah, karanlık
Sadece bir ışık, umudun ışığı
Belki yanar, belki söner
Bekleyeceğim, bekleyeceğim
Kardeşim.

ismailerdil02@gmail.com

YORUMLAR
Marka Flower Çiçekçi