Aziz, Azize Okuyucularım!

Hüseyin Ali Tamer

13-10-2026 09:25

 

Sizleri bu çağdan alıp Resulullah’ın (sas) bu Dünya’dan göçmeden önceki son günlerine ve oradan da sizleri hayatımız için çok önemli bir noktaya taşımak istiyorum.

Tarihler Hicri 11’i, Miladi ise 632’yi gösteriyor. Aylardan Rebîülevvel. Resulullah (sas) birkaç gündür hasta yatağında yatıyor. Ashab (r.anhum) endişeli.

Enes b. Malik (ra) anlatıyor; “Biz böyle endişeli beklerken bir anda Resulullah (sas) hasta haline rağmen hücresinden çıktı ve baki kabristanlığa doğru yürümeye başladı. Biz de arkasından yürümeye başladık. Kabristanlığa girdi. Birkaç kabri ziyaretinden sonra annemden sonra annem dediği Fatıma bint. Esed’in (r.anha) (Hz. Ali’nin annesi) kabri başında oturdu ve gözlerini semaya dikti. Uzun uzun baktıktan sonra “Kardeşlerimi çok özledim.” Deyiverdi. Şaşırmış, Resulullah’ı (sas) canından bile çok sevenler olarak neredeyse şoka girmiştik. O şok içerisinde titrek seslerimizle biz senin kardeşlerin değil miyiz ya Resulullah (sas) diyebildik ancak. Buyurdular ki; “Hayır! Sizler benim ashabımsınız. Kardeşlerim ilerde gelecek. Onlar beni görmedikleri halde seven, benim getirdiklerime ittiba edenlerdir.” [Ramûzu’l-Ehadis s. 361, 4460 hadis]

Demek ki kıymetli okuyucularım, sonrasında gelenlerin Resulullah’a (sas) kardeş olma şerefine erişme ihtimali söz konusu. Yani?

Evet, siz söyleyin. Ne de güzel söylediniz, aynen öyle! Bu büyük şerefe bizlerin de erişmesi söz konusudur. Demek ki insanı heyecanlandıran, ümitlendiren bir hakikat ile birlikte yaşıyoruz aslında. Belki de çoğumuzun bilmediği bir nimet, bir devlet ne yazık ki!

Peki, O’na (sas) kardeş olmak için O’nun devrinden (sas) sonra gelmek yeterli mi?

Yeterli olsaydı eğer asırlar boyunca hep Asr-ı Saadet iklimi yaşanırdı diye düşünüyorum. Demek ki bu işin de bir sünneti yani yolu, yordamı var. Resulullah’a (sas) kardeş olmak gibi muhteşem bir payeye sahip olmak O’nun izlerini takip etmekle, O’nun derdini ve davasını kuşanmakla olacaktır. Peki, şu soruyu kendimize soralım;

Neden Resulullah’ın (sas) izlerini takip etmeliyiz?

O izler, biz beşer oğlu için hayati öneme sahiptir de ondan. O zaman gelin şöyle yapalım, o izlerin değer ve kıymetini birçok ayet ve hadise ile ortaya koyabiliriz ama burada iki önemli ayetten ve Aişe anamızın (r.anha) çok önemli beyanından bahsedelim.

“Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” [Kalem/4]

“Andolsun, Allah'ın Resûlünde sizin için; Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah'ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” [Ahzab/21]

Aişe anamız (r.anha), Efendimiz’in (sas) ahlakı nasıldı, yaşantısı nasıldı diye kendisine sorulan bir soru üzerine “O’nun ahlakı Kur’an’dı.” diyecekti. [Müslim, Müsâfirîn 139, Nesâî, Kıyâmü’l-leyl 2]

Resulullah (sas) deyince Kur’an’ın beşer planında vücuda gelmiş halinden bahsettiğimizi hiç unutmayalım kıymetli okuyucularım. Evet, O (sas) bir beşerdi, içimizden birisiydi. Ayrıca Melekler gibi bir varlık da değildi ama şairin deyimiyle;

“Muhammedün beşerun, lâ kel beşer, (Muhammed (sas) bir beşerdir ancak sıradan bir beşer değildir.)

Bel hüve kel yâkûti beynel hacer” (Yakut taşlar içinde ne ise O (sas) da ona bedeldir.)

Allah O’nun (sas) hayatını, beşer için lazım olacak her reçeteye sahip olması hasebiyle bilmemizi arkasından da tanımamızı ve hayatlarımıza taşımamızı istiyor. Zira bilmek ile tanımak arasında ince bir çizgi olsa gerek. Bilmek malumat sahibi olmak iken tanımak bütün benliğinle hissetmektir. Onun için sadece bilmekle yetinmeyip yegâne rehberimiz olan Resulullah’ı (sas) tanımamız gerekmektedir. Ancak o zaman O’nun (sas) izlerini bulmak, takip edebilmek ve hayata taşımak mümkün olacaktır.

Peki, O’nun (sas) izlerini bulmak, takip edebilmek ve hayata taşımak nasıl olacak?

Sanırım cevabını siz benden önce verdiniz. Evet, haklısınız O’nun (sas) izlerini bulmak, takip edebilmek ve hayata taşımak Sahâbe’ye (r.anhum) düşen izleri takip etmekle olacaktır. Geçen köşe yazılarımın bir tanesinde sizlere Sahâbe (r.anhum) sevdasından bahsetmiştim. Ve onların sevdasının Resulullah’ın (sas) izlerini bulmak, takip edebilmek ve hayata taşımak olduğundan dem vurmuş son tahlilde de sevdası Sahâbe (r.anhum) olanların ancak Sahâbe’nin (r.anhum) sevdasını kuşanabileceğini ifade etmiştim.

Neden Sahâbe?

Şimdilerde Onlara (r.anhum) çorbacı diyecek kadar saldırıların, yok saymaların, değersizleştirmelerin ayyuka çıktığı bir Dünya’da sahi neden Sahâbe?

Neden mi Sahâbe? Sahâbe (r.anhum), Resulullah’ın (sas) yol arkadaşları, talebeleri, Kur’an’ın rıza makamında gösterdiği kurban ve kutlu nesil de ondan. Dolaysıyla Sahâbe (r.anhum) deyince Kâinatın Güneşi olan Resulullah (sas) ile muhatap ve O’nun (sas) eliyle hamuru yoğrulmuş bir nesilden bahsetmiş oluyoruz. 

Güneşin etrafında dönen de Ondan mutlaka bir iz taşımaz mı? İşte biz de “Kardeşlerim ileride gelecek!” Nebevi müjdesine nail olma adına Kâinatın Güneşi olan Resulullah’tan (sas) düşen izlere talip isek eğer o izleri hayatlarıyla yansıtan Sahâbe (r.anhum) gibi kutlu ve kurban neslin peşine düşeceğiz. Ancak o zaman doğru yolun doğru yolcuları olmuş olacağız.

Sahâbe (r.anhum), Resulullah’ın (sas) izlerine adımlarını karıştırmış bir nesildir. Abdullah ibn. Ömer’in (ra), “İstiyorum ki izim O’nun (sas) izine karışsın” kabilindeki enfes ifadesiyle izlerini Resulullah’ın (sas) izlerine karıştırmakla hayatlarını yaşayan ve yaşatan bir nesil o nesil. Ne dersiniz böyle izlerin takibi bizleri Resulullah’a (sas) oradan da Cemalullah’a ulaştırmayacak mıdır, Allah’ın izni ve inayetiyle…

Sahâbe’ye (r.anhum) düşen o izler nelerdir?

Kıymetli okuyucularım, Mekke’de ilk inen surelerden olan Duha suresini anladığımızda Efendimiz’in (sas) 63 yıllık hayatının tamamının bizim için rehber ve örnek olduğunu fark etmiş olmalıyız.

Resulullah’ın (sas);

1.Rabbi ile,

2.Ailesi ile,

3.Ashabı ile,

4.Toplum ile,

5.Davası ile,

 Yürüyen izlerinin farkına vardığımızda şu imtihan dünyasında imtihanın sırlarına vakıf olmuş olacağız. 

Allah güç yetirirse önümüzdeki yazılarımızda Sahâbe’ye düşen izlerin peşine düşme adına bu başlıkları tafsilatıyla açmaya gayret edeceğiz. Çaba bizden Tevfik O’ndandır…

Ailecek sağlıcakla ve Sahâbe (r.anhum) ile kalın…

huseyinalitamer@gmail.com

DİĞER YAZILARI Sahâbe’nin Sevdasını, Sevdası Sahâbe olanlar kuşanabilir… 01-01-1970 03:00 Kıskanmak mı, Kıskaca almak mı? 01-01-1970 03:00 Evlilik Şirketi mi, Şirketin Evliliği mi? 01-01-1970 03:00 Aile Nedir, Ne Değildir? 01-01-1970 03:00 Evlenmek Akıl Kârı Değil 01-01-1970 03:00 Beğen(il)mek… 01-01-1970 03:00 Bir sabah gelecek kardan aydınlık… 01-01-1970 03:00 Aile'ye Giden Yol(a)Çık. 01-01-1970 03:00 Dükkânı kaçta açar, kaçta kapatırsın? 01-01-1970 03:00 Safvan b. Muattal (ra) Adıyaman'da mı, değil mi? 01-01-1970 03:00 Ömür Sermayesi... 01-01-1970 03:00 Aile Devlettir… 01-01-1970 03:00 İdeal ve İrade Kıskacında Genç Kalabilmek 01-01-1970 03:00 İnsan Nedir, Ne Değildir? 01-01-1970 03:00 Açlık Nimettir… 01-01-1970 03:00 Ölüm, Son Mu Başlangıç Mı? 01-01-1970 03:00 Vefasız Mısınız Yoksa Vefa Siz Misiniz? 01-01-1970 03:00 Noel Babanın Mutlu Çocukları 01-01-1970 03:00 Dükkanı Kaçta Açar, Kaçta Kapatırsın? 01-01-1970 03:00 Haddini Bil! 01-01-1970 03:00 İnsan nedir, ne değildir? 01-01-1970 03:00 Ölüm, Son mu Başlangıç mı? 01-01-1970 03:00 Sende, Anne Tavuğun Cesareti Var mı? 01-01-1970 03:00