Kimliksiz Köstebekler

Fatma Tunç

20-07-2026 09:06

 

İnsan, yeryüzüne yalnızca yaşamak için değil; bir iz bırakmak için gönderilmiştir. Kimi bu izi ahlakıyla bırakır, kimi sözüyle, kimi emeğiyle, kimi de vicdanıyla… Fakat öyle insanlar vardır ki, ömürleri boyunca bir başkasının gölgesinde yaşar. Kendi sesi yoktur, kendi fikri yoktur, kendi duruşu yoktur. Kimliklerini başkalarının alkışlarıyla inşa etmeye çalışırlar. İşte onlar, toprağın altında yönünü kaybetmiş köstebekler gibidir.
Köstebek, karanlıkta yaşar. Güneşi görmeden tüneller açar. Önünü değil, yalnızca kazdığı toprağı bilir. İnsan da hakikatten uzaklaştığında böyledir. Düşünmeyi terk eder, sorgulamayı bırakır ve kendisine çizilen koridorlarda yürümeye razı olur. Zamanla kendi iradesini kaybeder; başkalarının doğrularını kendi hakikati sanmaya başlar.
Kimlik, bir nüfus cüzdanına yazılan bilgiler değildir. Kimlik; insanın hiçbir kalabalığın içinde kendini inkâr etmeden ayakta durabilmesidir. Rüzgâr hangi yöne eserse essin, vicdanının pusulasını kaybetmemesidir. Çünkü insanı insan yapan, taşıdığı isim değil; taşıdığı ilkedir.
Sokrates, "Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez." der. Belki de kimliksizliğin en büyük sebebi, sorgulamayı bırakmaktır. Düşünmeyen insan, zamanla başkalarının düşüncesini taşımaya başlar. Kendi sesini susturan, en sonunda başkalarının yankısına dönüşür.
Ne acıdır ki günümüzde birçok insan görünür olmayı değerli olmakla karıştırıyor. Alkış almak için fikir değiştirenler, menfaat uğruna karakterini eğip bükenler, kalabalıkların yönüne göre şekil alanlar… Oysa omurgasını çıkararak yükselebilen hiçbir insan, aslında yükselmiş değildir.
Mevlânâ'nın şu sözü bu hakikati ne güzel tamamlar: "Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol." İnsan, hakikatiyle barışmadıkça hiçbir maskenin ardında huzur bulamaz.
Unutmayalım; toprağın altında uzun tüneller açmak, ufka ulaşmak değildir. Hakikat, karanlıkta kaybolmakla değil; ışığa yönelmekle bulunur.
Ve belki de en büyük yoksulluk, parasızlık değil; şahsiyetini başkalarının cebine koymaktır. Çünkü kimliğini kaybeden insan, yolunu da kaybeder. Yolunu kaybeden ise yürüdüğünü zannederken, aslında aynı karanlığın içinde dönüp durmaktadır.

tun.fatma2016@gmail.com

DİĞER YAZILARI İzafiyetten Teslimiyete 01-01-1970 03:00 Aklın Minberinde Bin Seyahat 01-01-1970 03:00 Paradigma Yağmurları 01-01-1970 03:00 Geleceğin Cevher Kandili : Bilim 01-01-1970 03:00 Mânânın Çekilişi: Ruhun Sessiz Yoksullaşması 01-01-1970 03:00 Ehliyet Ehemmiyettir 01-01-1970 03:00 Sessizlik Üstün Bir Melodidir 01-01-1970 03:00 Liyakatin Lütufları 01-01-1970 03:00 Gülümsemek Zirvede mi Olmaktır? 01-01-1970 03:00 En Güçlü Yasa mı, En Temiz Vicdan mı? 01-01-1970 03:00 Hayata Çelme Takan Alışkanlıklar 01-01-1970 03:00 Panik Yok Panik Atağın Çaresi Var 01-01-1970 03:00 Fikirler Mucize Olabilir 01-01-1970 03:00