İnsan, ömrü boyunca sayısız yolculuğa çıkar. Kimi zaman bir şehrin sokaklarında yürür, kimi zaman uzak coğrafyaların peşine düşer. Fakat bütün seyahatlerin ötesinde öyle bir yolculuk vardır ki; ne bir valize ihtiyaç duyar ne de bir bilete... İşte o yolculuk, insanın kendi aklının minberinde çıktığı binlerce seyahattir.
Her günü düne kapatırken zihnimizde görünmez yollar belirir. Düşüncelerimiz birer yolcu gibi geçmişin istasyonlarından kalkar, geleceğin bilinmez duraklarına doğru ilerler. Bazen bir hatıra yıllar öncesine götürür bizi, bazen de bir hayal henüz yaşanmamış yarınların kapısını aralar. İnsan bedeni bulunduğu yerde kalırken, aklı çoktan binlerce kilometrelik yol almıştır.
Ne gariptir ki çoğu zaman dünyayı tanımaya çalışırken kendimizi tanımayı unuturuz. Oysa insanın içinde keşfedilmeyi bekleyen öyle derin kıtalar vardır ki, en büyük haritalar bile onları gösteremez. Kimi korkularımız karanlık mağaralar gibidir. Kimi umutlarımız ise henüz ayak basılmamış bereketli ovalar... Kendine doğru yürümeyi başaran insan, hayatın en büyük keşfini gerçekleştirmiş olur.
Aklın minberinde yapılan seyahatler bazen yorucudur. İnsan bazı gerçeklerle karşılaşır ki, kaçmak ister. Yıllarca taşıdığı yanlışları, ertelediği yüzleşmeleri ve susturduğu duyguları görür. Fakat unutulmamalıdır ki; hakikate çıkan yolların çoğu önce insanı kendisiyle karşılaştırır. Çünkü büyümek, yeni şeyler öğrenmekten önce eski yanlışları terk edebilmektir.
Sokrates'in şu sözü yüzyıllardır insanlığa aynı kapıyı göstermektedir: "Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez." Belki de bu yüzden düşünmek, yalnızca bir eylem değil; ruhun yaptığı en uzun yolculuktur. Her soru yeni bir kapı açar. Her cevap ise başka soruların habercisi olur.
Bugün insanlığın en büyük yoksulluğu bilgi eksikliği değil, düşünme eksikliğidir. Çünkü bilgi çoğalmış, fakat hikmet azalmıştır. Herkes konuşurken dinleyenler azalmış, herkes koşarken nereye gittiğini bilenler seyrekleşmiştir. Böyle zamanlarda insanın kendi içine dönmesi, zihninin koridorlarında sessizce yürüyebilmesi büyük bir kazançtır.
Unutmayın; akıl bir pusuladır. Eğer onu başkalarının ellerine bırakırsanız, hayatınızın rotasını da başkaları çizer. Fakat kendi düşüncelerinizin sorumluluğunu alabilirseniz, en karanlık gecelerde bile yönünüzü bulabilirsiniz.
Ve belki de bütün mesele budur... Hayat boyunca binlerce yere gitmek değil, aklın minberinde yapılan bin seyahatin sonunda biraz daha bilgeleşebilmektir. Çünkü insanın vardığı en kıymetli menzil, sonunda kendisini bulduğu yerdir.
tun.fatma2016@gmail.com
























