Sumud ve Dr. Hüseyin Durmaz'ın Yolu

İsmail Erdil

04-12-2025 15:20

 

Akdeniz... Tarih boyunca medeniyetlerin beşiği, ticaretin can damarı olmuş bu deniz, son yıllarda insanlık utancının da sahnesi oldu.‎
‎Ve bu utancın tam ortasında, Arapça'da "Direniş" anlamına gelen bir kelime, bayrak olup dalgalandı: Sumud Filosu.‎
‎​Bu filo, sadece bir gemi konvoyu değildi; o, Gazze Şeridi'ne uygulanan yasa dışı, gayri insani ablukanın ruhları karartan karanlığını yırtmak için dünyanın dört bir yanından bir araya gelmiş vicdanların ittifakıydı.‎
‎Barselona'dan, Tunus'tan yola çıkıp, Sicilya açıklarında buluşan 44 parçalık bu donanma, uluslararası hukuku hiçe sayan bir güce karşı, sadece ekmek, ilaç ve umut yüklenmişti.‎
‎​Sumud Filosu'nun misyonu basitti ama anlamı derindi: Gazze'ye, kara ve hava ablukasının yanında belki de en sarsıcı olan deniz ablukasını fiilen kırmak. 
‎Orayı, bir açık hava hapishanesine çeviren duvarları aşmak, içeride nefes almaya çalışan iki milyondan fazla insana "Yalnız değilsiniz" demekti.‎
‎​Gemi ambarları doluydu, evet. Ama en değerli yük, gemilerin güvertesindeki yüzlerce sivil aktivistlerin kalbindeydi.‎
‎Gazeteciler, doktorlar, sanatçılar, emekliler... Hepsi, konforlu hayatlarını geride bırakıp, okyanusun ortasında insanlık adına risk almayı seçmişlerdi.‎
‎Onların eylemi  tamamen şiddetsiz direnişin en soylu örneğiydi. Onlar, "Silahımız yok, ama vicdanımız var," diye haykırdılar. ‎
‎​Ne var ki, bu soylu çaba, uluslararası sularda acımasız bir gerçeklikle yüzleşti.‎
‎İsrail donanmasının korsanlık düzeyindeki müdahalesiyle gemilere el konuldu, aktivistler gözaltına alındı. Filo, fiziksel olarak Gazze kıyılarına ulaşamadı.‎
‎Ancak bu, bir başarısızlık değil, dünya sahnesine uluslararası hukukun bir kez daha çiğnendiği gerçeğini tokat gibi vuran bir eylemdi.‎
‎​Filo, dünyaya tek bir evrensel mesaj bıraktı: zulüm karşısında sessiz kalmak, suç ortaklığıdır."
‎​Bu, özellikle Batı başkentlerindeki hükümetlere yöneltilmiş keskin bir eleştiriydi. Onlar, politik çıkarlar uğruna insanlık trajedisini görmezden gelirken, sivil aktivistler canlarını tehlikeye atarak ablukanın hukuksuzluğunu ve ahlaksızlığını dünyaya ilan ettiler.‎
‎​​Bu küresel vicdan hareketinin Türkiye ayağını koordine eden isim Direnişin Türkiye Sancağı :Dr. Hüseyin Durmaz idi. Onun rolü, sadece bir organizatör olmanın çok ötesindeydi; o, Sumud ruhunun Türkiye'deki en sağlam ve sarsılmaz temsilcisiydi.‎
‎​Dr.Hüseyin Durmaz, Mavi Marmara tecrübesinin ağırlığını omuzlarında taşıyarak, filonun tamamen sivil, şiddetsiz ve uluslararası hukuk içinde kalması için titizlikle çalıştı. Onun stratejik görüşü, olası manipülasyonları ve çatışma ortamını engellemeyi hedefliyordu. ‎
‎​O, sadece lojistik bir lider değil, aynı zamanda hukuki ve ahlaki bir savunucuydu. Aktivistler gözaltına alındığında, uluslararası medyada filonun sesini yükselten, maruz kalınan haksızlığı belgeleriyle ortaya koyan da oydu.‎
‎Dr. Hüseyin Durmaz'ın ifadelerinde yankılanan şu cümle, tüm mücadelenin özeti gibiydi: "Onlar, sırf insan olmak, vicdan sahibi olmak için o gemilere bindiler." Bu sözler, onun, sadece bir yönetici değil, o vicdan fedailerinin yoldaşı olduğunu gösteriyordu.‎
‎​Şimdi, gemiler limanlara çekilmiş, aktivistler serbest bırakılmış olabilir. Ama Sumud Filosu'nun bıraktığı iz, silinmeyecek kadar derin. Onlar, ablukanın yıkılmaz sanılan duvarına ilk taşı atanlar oldular.‎
‎​Dr. Hüseyin Durmaz kardeşimin ve yoldaşlarının attığı tohumlar, dünyanın dört bir yanında yeşermeye devam ediyor.
‎Onlar, bize sadece yardımlaşmanın önemini değil, aynı zamanda zalime karşı durmanın bedelini ödemekten çekinmemenin onurunu da öğrettiler.‎
‎Biz Sumud'ta olamadık ama ​desteklemek, işin neresinde olursak olalım, aynı gemide olduğumuzun bir göstergesiydi. ‎
‎Yazımızı Dr.Hüseyin Durmaz'ın İsrail'e gönderdiği son mesajla bitirelim: ‎"İsrail'in alıkoyduğu gemiler var. Bu gemilerin hepsini de İsrail'in elinden alacağız"

‎Sevgi ve saygıyla kalın...

ismailerdil02@gmail.com

DİĞER YAZILARI Sayın Valim Hoş Geldiniz ‎(Sayın Abdullah Küçük'e) 01-01-1970 03:00 Rakamların Gölgesinde Bayrama 01-01-1970 03:00 Ahlak Enflasyonu Tavan Yaptı 01-01-1970 03:00 Gazze İçin Susarsam Dilsiz Şeytanım 01-01-1970 03:00 Berzah’a Giderken 01-01-1970 03:00 Bu Tesettür Ne Tesettürü 28 Şubat’tan Vitrine 01-01-1970 03:00 Erzak Tamam Da Ya Gerisi 01-01-1970 03:00 İran'dan Sonra Sıra Bizdeymiş 01-01-1970 03:00 Ramazan Geldi Ramazan 01-01-1970 03:00 Erdoğan’ın Temiz Kağıdı 01-01-1970 03:00 14 Şubat Bir Varmış Bir Yokmuş 01-01-1970 03:00 En Soğuk Şubat 01-01-1970 03:00 Camide Kardeşlik Sofrası 01-01-1970 03:00 Vicdanınızın Fiyatı Ne Kadar 01-01-1970 03:00 Üç Aylarla Başbaşa 01-01-1970 03:00 Kovboyculuk Oynamaya Devam 01-01-1970 03:00 Yılbaşı Bizim Kültürümüz Değil 01-01-1970 03:00 Taziye Yemekleri Kabak Tadı Vermeye Başladı 01-01-1970 03:00 Bu Ne Biçim Terazi Trump 01-01-1970 03:00 Murat Süzen Çağrısı 01-01-1970 03:00