İslam’a Geçiş Dönemi: Kommagene’nin Başkenti Samast’lı Lukianus’un Adıyaman’ın İslamlaşmasında Belirgin Etkisi.
Adıyaman ve çevresinin İslam’a geçişini kolaylaştıran faktörlerin başında, Mezopotamya’da Hz. Nuh’tan başlayarak gelen Hz. İbrahim dini ile var olan kadim kültürel bağların bulunduğuna işaret etmiştik.
Mezopotamya, Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan ve bu bölgeyi çevreleyen alandır. Doğuda Zagros Dağları, batıda Suriye Çölü, kuzeyde Toros Dağları ve Doğu Anadolu, güneyde ise Basra Körfezini kapsar. Mezopotamya’nın etki alanı ise, daha geniştir. Antik Kommagene Uygarlığı da bu coğrafya’da ortaya çıkmıştır.
Mezopotamya, dinin beşiği olduğu gibi, [1] devletin de beşiğidir. [2] Mezopotamya dininin en antik özelliklerinden biri, tek tek kasabalar ya da köylere özgü tanrı ve tanrıçaların (ilah ve ilahelerin) varlığıydı. Antik Mezopotamya halkları arasında mekana karşı duyarlılık, oldukça gelişmişti. Yerel ilahların -kent dininin- panteon’unun bir özelliği olması da dünyanın bu kısmındaki kentsel yerleşimin özgün gelişim çizgisiyle yakından bağlantılıdır. Bir kent, adı sürekli bir ilahla birlikte anılıyorsa, kentte o ilahın bir tapınağı varsa, idari ya da diğer belgeler bir ilaha ait yerel bir kültün varlığını açığa vuruyorsa, ilahın adıyla ilişkili özel adlara belirli bir bölgede özellikle rastlanıyor ise, o ilah o kentle özdeş kabul edilir. Mezopotamya’da kültlerinin damgasını vurduğu bir kasabayla ilişkilendirilmemiş ilah sayısı çok azdır; gene de, bu ilahların bazıları, kültleri sonrada ortadan kaybolan küçük tanrılar olarak kalmış, bazıları da yerel ilahlıktan ulusal ilahlığa yükselmişlerdir. Politik gelişme süreci de bunda önemli rol oynamıştır. Kimi şehirlerde, birçok yerel ilaha birden tapınılırdı. [3]
Toros Dağları isminin kökeni de Luvi tanrısı Tarhu’nun günümüze ulaşmış bir mirası niteliğindedir.[4] Bilindiği gibi Eski Yunan düşüncesinde yüksek dağların, ilahlara konut olduğu inancı, [5] tanrılar vatanı olarak nitelendirilen Mezopotamya [6] /Sümer kökenlidir.
Milattan sonra II. yüzyılın ortalarında yaşamış olan Samsat’lı Lukianos, Kommagene ilinin başkenti Samsat da doğmuştur. Lukianos, eserlerini, ilkçağın birçok tanrılar kabul eden dininin anlamsızlığını göstermek için yazmıştır. Süryani asıllı olup, anadili olmadığı halde Yunan’cayı çok temiz bir şekilde kullanan Lukianos, hem antik Yunan evreni konusunda kavratıcı bilgiler verir, hem bu kültürün içinden olan, ama ona dışarıdan bakmasını da bilen bir yazar olarak, onun temel değerlerini tartışma konusu eder, boşluklarını, aksaklıklarını gözler önüne serer. En büyük tanrı Zeus'tan en büyük ozan Homeros'a kadar tüm üstün varlıkların özellikle zayıf yanlarını ve tutarsızlıklarını sergileyip alaya alır. [7]
Kuşkusuz Lukianos’un, antik çağın Mezopotamya’sından eski Yunan’a sirayet etmiş olan çok tanrıcılığa karşı bu alaycı tutumunu, yine antik Mezopotamya’da çok tanrıcılığa karşı köklü bir muhalefet geliştiren İbrahim peygamberin (as) etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Yani Lukianos, kendisinden binlerce yıl evvel, Mezopotamya’da yaşamış olan İbrahim (A.S’ı), hem Mezpotymya’da hem de Atina’da güncellemiştir. Nitekim Samsat’tan kalkarak Antakya’ya oradan da Atina’ya giderek orada yerleşmiş; ama fikirleri sebebiyle Atina’da daha fazla barınamamış, buradan da Mısır’a gitmiştir. O, bir ömür tevhidi düşüncenin özünü aramıştır. Belki de bu yönüyle Lukianos İslam’a en yakın bir kişiliktir. Belki de Hz. Muhammed (as) dönemine yetişseydi, Hz. Muhammed’e (as) ilk iman edenlerin başında gelecekti. Ama Lukianos, Hz. Muhammed (as) dan dört asır önce yaşamış idi.
Devam edecek
[1] Alfred Weber, Felsefe Tarihi (Çev. H. Vehbi Alp), İst.-1998, s. 10.
[2] İzzet ÇIVGIN, M.Ö. 6-5. Binyıllarda Mezopotamya ve Çevresinde Kültürel Temas ve Etkileşim, Gaziantep University Journal of Social Sciences, Yıl: 2014, 13(2), s. 360.
[3] Jeremy Black-Anthony Grren, Mezopotamya Mitoloji Sözlüğü: Tanrılar. İfritler, Semboller, (Yayına Hazırlayan: Necdet Hasgül) İst-2003, s. 234.
[4] Kürşat Bardakçı, Yunan Panteonuna Luvi Etkisi: Pegasos Örneği, Tarih ve Gelecek Dergisi, Nisan 2019, Cilt 5, Sayı 1, s. 96.
[5] https://www.hakanesme.com/yunan-mitolojisinde-daglar/
[6] Vahyettin Aygün, Eski Çağ Mezopotamyasında Tanrı Algısı, Anemon- Muş Alparslan ün. Sosyal Bilimler Dergisi, C:5, S:1, 2017, s. 80.
[7] Bkz: Samsat’lı Lukianos, Seçme Yazılar, (Çev: Nurullah Ataç) İst-1944.
ainan_02@hotmail.com
























