Yaz Kahta'ya erken iner. Haziran bitmeden Mustafa Kemal Caddesi'nde tenteler açılır, klimalar uğuldar, kaldırımlara birer sandalye atılır. Esnaf dükkanın önünü sular, tozu alır. Vitrin silinmiştir, şimdi gözler yoldadır.Bu sene de öyle. Sezon geldi.
Kahta esnafı kışı sayarak geçirir. Yazın üç ayı, bütün yılın belini doğrulttuğu aydır. Nemrut'a çıkan turist bir bardak çay içer mi, gurbetçi memlekete dönünce ayakkabısını burada mı alır, köylü fıstığını satıp çarşıya iner mi? Hesap budur. Büyük hesap değil, ev kirası, dükkan kirası, okul masrafı hesabı.
Kimse ağlamıyor, kimse de uçmuyor. Herkesin cümlesi aynı: "İş olsun, yeter." Elektrik, kira, malın fiyatı geçen senenin aynısı değil, bunu herkes biliyor. Yine de kepenk sabah 8'de açılıyor. Bu, Kahta esnafının inadıdır. Ve bu inat saygıyı hak ediyor.
Peki biz ne yapacağız? Turist Nemrut'tan inip otobüse binmeden bir Kahta turu atabilir mi? Gurbetçi hediyesini başka şehirden değil, buradan alabilir mi? Bizim çocuk bir tişört alacaksa, önce kendi çarşısındaki amcasına uğrayabilir mi?
Bunlar büyük projelerle olacak işler değil. Selam vermekle olur. "Hayırlı işler" demekle olur. İhtiyacını önce kendi sokağından almakla olur. Kahta Manşet olarak bizim işimiz de bu. Esnafın reklam panosu olmak değil, sesini duyurmak. Eksik varsa yazacağız, doğruysa da alkışlayacağız. Biz doğruları yazalım, onlar bildiğini okusun.
Bu yaz, Kahta çarşısı ayakta kalsın istiyorsak, vitrini silen esnafa bir de biz omuz verelim. Bir çay içelim, bir alışverişi ertelemeyelim, bir "nasılsın" diyelim. Para büyük şehirde harcanınca harcama oluyor, Kahta'da harcanınca komşuluk oluyor. Farkı bu. Sezon bereketli olsun. Allah her esnafa hayırlı iş versin. Çarşı gülerse Kahta güler.
kahtamanset@hotmail.com
























