Milyon Euroluk Transferler, Milyarlarca Liralık Borçlar

Celil Kocataş

15-08-2026 14:26

 

Tribünde alkışlanan transferlerin hesabını kim ödeyecek?
Futbolu takip edenler bilir. Transfer dönemi geldi mi, artık rakamların sonunu getirmekte zorlanıyoruz.
Bir gün Salah, bir gün Lukaku, başka bir gün Vlahovic…
Milyon eurolar havada uçuşuyor. Bonservisler, maaşlar, imza paraları, primler, menajer ücretleri…
Bir futbolcu geliyor, havaalanında yüzlerce taraftar karşılıyor. Forma giydiriliyor, birkaç fotoğraf çekiliyor. Sosyal medya ayağa kalkıyor.
“Bomba transfer…”
“Yılın transferi…”
“Şampiyonluğun habercisi…”
Herkes mutlu.
Ben de o görüntülere bakıyorum ve ister istemez başka bir şey düşünüyorum:
Peki bu paralar nasıl ödenecek?
İşte kimsenin pek konuşmak istemediği yer burası.
Çünkü transferin kendisi heyecan veriyor, faturası ise pek kimsenin umurunda olmuyor.
Oysa futbol artık yalnızca futbol değil.
Milyarlarca liranın döndüğü büyük bir ekonomi.
Dört büyük kulübün borçlarını düşünün. Üç kulübün toplam borcunun dahi 85 milyar lirayı aşan rakamlara ulaşmasından söz ediyoruz.
Böyle bir ortamda milyonlarca euroluk transferler yapılırken insan sormadan edemiyor:
Bu hesabı kim yapıyor?
Bir futbolcunun bonservisini açıklamak yetiyor mu?
Hayır.
O futbolcunun yıllık maaşı var.
Primleri var.
İmza parası var.
Menajeri var.
Vergisi var.
Bonusları var.
Ödeme takvimi var.
Bunların hepsini üst üste koyduğunuzda, transferin gerçek maliyeti açıklanan bonservis bedelinin çok üzerine çıkabiliyor.
Peki kulübün bu yükü taşıyacak geliri var mı?
Yoksa bugün taraftarı sevindiren transferin faturası yarın kulübün önüne mi konulacak?
Bir de vergi meselesi var
Futbolda nedense transfer konuşulurken vergi kısmı hep arka planda kalıyor.
Oysa devlet açısından bakıldığında işin önemli bir tarafı da burası.
Temmuz ayında gündeme gelen mali denetimlerde Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın vergi borçları ile denetimler sonucunda ortaya çıkan ceza ve yükümlülüklerinin toplamının 1 milyar lirayı aştığı bildirildi.
Şimdi sormak gerekiyor:
Milyon euroluk transfer yapılırken bunun vergi boyutu nedir?
Futbolcunun maaşından ne kadar vergi ödeniyor?
Menajere yapılan ödemelerin vergisi ne kadar?
İmza parası, prim, bonus ve diğer sözleşme kalemlerinin kamuya karşılığı nedir?
Bunlar neden açık ve anlaşılır biçimde kamuoyuna anlatılmasın?
Sonuçta bu kulüpler toplumun yakından takip ettiği, milyonlarca insanın gönül verdiği kurumlar.
Şeffaflık istemek kimseye haksızlık yapmak değildir.
Tam tersine, kulübü korumaktır.
Harcama limitini açıklamak yetmez
Türkiye Futbol Federasyonu'nun kulüplere harcama limitleri koyması elbette önemli.
2026-2027 sezonunun takım harcama limitleri de açıklandı.
Ama benim burada bir itirazım var.
Harcama limitini bilmek yetmez, o paranın nereden geldiğini de bilmek gerekir.
Kulüp bu parayı nereden buluyor?
Sponsor mu karşılıyor?
Yayın gelirinden mi geliyor?
Borç mu alınıyor?
Başkan veya yöneticiler mi kaynak sağlıyor?
Gelecekte kazanılması beklenen para bugünden mi harcanıyor?
Bunların cevabını bilmek taraftarın da hakkı.
Çünkü bugün yapılan yanlış bir hesabın bedelini yarın başka bir yönetim, başka bir başkan ve en sonunda yine kulüp ödeyebilir.
Başkan gider, borç kalır
Bence Türk futbolunun en büyük problemlerinden biri de burada.
Başkanlar geliyor, yönetimler değişiyor.
Bir yönetim transfer yapıyor.
Bir sonraki yönetim o transferlerin taksitlerini ödüyor.
Sonra yeni yönetim geliyor, yeni borçlar yapılıyor.
Bir bakıyorsunuz kulübün borcu dağ gibi büyümüş.
Peki sorumlusu kim?
Kötü transfer yapan mı?
Yanlış sözleşmeye imza atan mı?
Kulübün gelirinden fazla harcayan mı?
Yoksa bütün bunlar “Futbol böyle bir şey” denilerek geçiştirilecek mi?
FIFA'nın Türk kulüplerine transfer yasakları getirdiği örnekleri de ortada.
Ağustos ayının başında Gençlerbirliği, Antalyaspor ve Pendikspor için üçer dönem, Hatayspor için ise kaldırılıncaya kadar transfer yasağı bildirildi.
Demek ki transfer yapmak kadar, o transferin parasını zamanında ödemek de önemli.
Hatta belki daha önemli.
Ben yıldız futbolcuya karşı değilim
Bunu özellikle söylemek isterim.
Salah'ın, Lukaku'nun, Vlahovic'in Türkiye'de futbol oynamasını kim istemez?
Dünya yıldızlarının Türkiye'ye gelmesi Türk futbolunun marka değerini yükseltir.
Taraftar heyecanlanır.
Tribünler dolar.
Lig daha çok izlenir.
Bunların hepsi güzel.
Ama bir futbolcunun ismi ne kadar büyük olursa olsun, kulübün geleceğinden daha büyük değildir.
Bir transfer uğruna kulübün geleceği riske atılmamalıdır.
Çünkü kulüp başkanının parası değildir o para.
Yöneticinin şahsi malı değildir.
O para taraftarın parasıdır.
Kulübün tarihidir.
Kulübün geleceğidir.
Artık sormamız gereken soru değişmeli
Transfer döneminde artık sadece “Kim geldi?” diye bakmayalım.
Biraz da “Bu transferin faturası ne?” diye soralım.
Bonservis ne kadar?
Toplam maaş ne kadar?
Menajere ne ödenecek?
İmza parası ne kadar?
Prim ve bonuslar ne kadar?
Ödeme kaç yılda yapılacak?
Kulübün bunu karşılayacak geliri var mı?
Bence artık asıl mesele budur.
Çünkü bugün sosyal medyada milyonlarca kez paylaşılan transfer videosu birkaç gün sonra unutulur.
Ama imzalanan sözleşme yıllarca kulübün kasasında durur.
Ve bazen bir transferin alkışı birkaç gün sürer…
Borcu yıllarca devam eder.
Futbolun heyecanı elbette güzel.
Golü, galibiyeti, kupası, yıldız futbolcusu…
Bunların hepsi futbolun tadı.
Ama bir de madalyonun öteki yüzü var.
Futbolun hesabı.
İşte o hesabı artık daha fazla konuşmanın zamanı geldi.
Çünkü yarın çok geç olabilir.

kocatascelil@gmail.com

DİĞER YAZILARI Bu Ülkede Bir Haftada Neler Yaşandı? 01-01-1970 03:00 Toplum Nereye Gidiyor? Sessiz Bir Çöküşün İçinde miyiz? 01-01-1970 03:00 Yiğit Muhtaç Olmuş Kuru Soğana Soğan 75 Lira: Bu Milleti Ağlatan Kim? Kuru Soğanın Acı Gerçeği: Bu Soğanı Kim Saklıyor? 01-01-1970 03:00 Bir Haftaya Sığan Türkiye, Bir Ömre Yayılan Sorunlar 01-01-1970 03:00 Mehterle Karşılayıp, İzmir Marşı'yla Uğurlayamadık 01-01-1970 03:00 Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı" 01-01-1970 03:00 Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor Mu? 01-01-1970 03:00 Evin Kapısı Var, Ama Eşiği Çok Yüksek: Depremzede Anahtara Nasıl Uzansın? 01-01-1970 03:00 Tek Kelime, Irmak Öğretmen Öldü! 01-01-1970 03:00 Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah 01-01-1970 03:00 Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma 01-01-1970 03:00 Köy Yine Karışık; Herkes Bir Üstünlük Kurma Yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki Kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın Dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Yarım Kalan Beton, Tamamlanmayan Sorumluluk 37 Proje, Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 Bu Ülke Depremden Çok Deprem Şarlatanlarından Çekiyor 01-01-1970 03:00 Adıyaman’da Siyasetin Çamura Saplandığı Yer 01-01-1970 03:00 Yeter Artık, Bi Kalkın 01-01-1970 03:00 10 Ocak'ta Hatırlananlar 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü 01-01-1970 03:00 Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı 01-01-1970 03:00 Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları 01-01-1970 03:00 Görünenin Ardındaki Gerçekler 01-01-1970 03:00 Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! 01-01-1970 03:00 Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı 01-01-1970 03:00 Vatandaş Soruyor 01-01-1970 03:00 Depremler İntiharları Tetikledi Mi? 01-01-1970 03:00 Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. 01-01-1970 03:00 Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? 01-01-1970 03:00 Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları 01-01-1970 03:00 Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? 01-01-1970 03:00 “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı 01-01-1970 03:00 Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 01-01-1970 03:00 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü 01-01-1970 03:00 Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri 01-01-1970 03:00