Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli

Celil Kocataş

25-02-2026 09:15

 

ABD’nin İsrail Büyükelçisi’nin “Nil’den Fırat’a uzanan bölge İsrail’in hakkıdır” şeklindeki açıklaması, basit bir söz olarak geçiştirilecek türden değil; aksine bir cümleden çok daha fazlasını, bir bakış açısını ve bir zihniyet dünyasını yansıtan politik bir mesaj niteliği taşıyor. Bu ifade diplomatik bir değerlendirme olmaktan ziyade, bölgede yıllardır süren tartışmaları büyütecek ve gerilim hatlarını yeniden hareketlendirecek bir yaklaşımın işareti olarak okunuyor. Çünkü bu söylem yalnızca Filistin’i ilgilendirmiyor; Ürdün’den Mısır’a, Irak’tan Suriye’ye kadar uzanan geniş bir coğrafyanın egemenliğini tartışmaya açan, haritaların sınırlarını kelimeler üzerinden yeniden çizmeye çalışan bir anlam barındırıyor.
Bir büyükelçinin kullandığı ifadelerin sıradan olmadığı bilinir; diplomasi, tesadüflerin değil hesapların alanıdır ve orada söylenen her söz devlet aklının süzgecinden geçer. Bu nedenle bu tür açıklamalar uluslararası hukuk ve bölgesel dengeler açısından dikkatle değerlendirilmek zorundadır. İşgali savunan ya da ilhakı teşvik eden yaklaşımlar, devletlerin toprak bütünlüğünü esas alan uluslararası hukuk ilkeleriyle açık biçimde çelişir. Hukukun zayıfladığı yerde güç konuşur; güç konuştuğunda ise barış susar.
Bölgede zaten hassas olan dengeler düşünüldüğünde kullanılan dilin önemi daha da artıyor. Ortadoğu yalnızca sınırların değil, hafızaların da coğrafyasıdır; burada söylenen her söz yalnız bugüne değil geçmişe de dokunur, geçmişe dokunan her cümle ise geleceği etkiler. Bu nedenle diplomatik söylem bir retorik meselesi değil, doğrudan güvenlik meselesidir.
Gazze’de sivillerin ve çocukların hayatını kaybettiği bir süreç yaşanırken yapılan bu tür açıklamalar tartışmayı yalnızca siyasi değil, aynı zamanda vicdani bir noktaya taşıyor. Çünkü kelimeler yalnızca politik anlam taşımaz; aynı zamanda acının nasıl görüleceğini, kimin insan kabul edileceğini ve hangi hayatın değerli sayılacağını da belirler. Dil sertleştikçe empati küçülür, empati küçüldükçe çatışma büyür. Bu yüzden barış önce kelimelerde başlar, savaş da öyle.
Bugün gelinen noktada çözümün adresi aslında uzun süredir biliniyor. 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan egemen ve bağımsız bir Filistin Devleti perspektifi, uluslararası alanda en çok dile getirilen çözüm önerisi olmaya devam ediyor. Bu yaklaşım yalnız diplomatik bir formül değil, aynı zamanda birlikte yaşamanın mümkün olabileceğine dair asgari uzlaşının çerçevesidir. Kalıcı barış, taraflardan birinin haritada genişlemesiyle değil, iki tarafın güvende hissetmesiyle mümkündür.
Sözün ağırlığı vardır; özellikle diplomasi söz konusu olduğunda kullanılan her ifade yalnız bugünü değil yarını da etkiler, hatta bazen yarını belirler. Haritalar kalemle çizilir ama kaderler kelimelerle yazılır. Bu nedenle bölgede barışın yolu gerilimi artıran söylemlerden değil, çözümü güçlendiren adımlardan geçer. Devletler bazen silahlarla değil cümlelerle savaş başlatır, bazen de yalnızca doğru kelimelerle savaşı önleyebilir. Gerçek diplomasi de tam olarak burada başlar: sınırları değil güveni büyüten bir dil kurulduğunda.
kocatascelil@gmail.com

DİĞER YAZILARI Köy Yine Karışık; Herkes Bir Üstünlük Kurma Yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki Kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın Dili 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Yarım Kalan Beton, Tamamlanmayan Sorumluluk 37 Proje, Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 Bu Ülke Depremden Çok Deprem Şarlatanlarından Çekiyor 01-01-1970 03:00 Adıyaman’da Siyasetin Çamura Saplandığı Yer 01-01-1970 03:00 Yeter Artık, Bi Kalkın 01-01-1970 03:00 10 Ocak'ta Hatırlananlar 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü 01-01-1970 03:00 Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı 01-01-1970 03:00 Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları 01-01-1970 03:00 Görünenin Ardındaki Gerçekler 01-01-1970 03:00 Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! 01-01-1970 03:00 Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı 01-01-1970 03:00 Vatandaş Soruyor 01-01-1970 03:00 Depremler İntiharları Tetikledi Mi? 01-01-1970 03:00 Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. 01-01-1970 03:00 Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? 01-01-1970 03:00 Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları 01-01-1970 03:00 Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? 01-01-1970 03:00 “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı 01-01-1970 03:00 Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 01-01-1970 03:00 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü 01-01-1970 03:00 Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri 01-01-1970 03:00