Son günlerde haberler bültenlerinde ve sokaklarda maalesef ortak bir acının izlerini sürüyoruz: Artan yaya kazaları. Ancak bu kazaların özetini kaçırdığımız, daha gerçekleri yanlış anladığımız hayati bir mesele var. Toplum olarak her şeyi kendimize göre yorumlamayı sevmediğimiz gibi, trafikte olmadığı da işe başladı gibi "esnetiyoruz."
"Yola İndim, Araç Duracak" Yanılgısı
Pek çok vatandaşımızda, "Yaya önceliği" temsil sanki dokunulmazlık zırhıymış gibi bir algıdan insan. "Yol benim, ben yola adım atıyorum ve bir araç zınk diye duracak" mantığıyla, kontrolsüzce yola atlamak ne yazık ki hak aramak değil, bile bile felakete yürümektir. Şunu net bir şekilde idrak sloganı: Böyle bir dünya yok.
Trafik, yalnızca paraların uymaması gereken bir yasakların silsilesi değildir; Yayanın da canının korumasının sorumluluğu vardır.
Kuralı Bilmeden Hak Aranmaz
Bir yaya olarak hak iddia edebilmeniz için önce kendi üzerinize düşen sorumluluğu yerine getirmeniz gerekir. İşte unuttuğumuz o temel kurallar:
Geçitler Boşuna Yapılmadı: Adı üzerinde; Yaya yolundan yürüyeceksin, yayı takipni kullanacaksın.
Alt ve Üst Geçit Medeniyettir: Yanı başınızda güvenli ve emniyetli bir alt geçit veya üst geçit dururken, bariyerlerin arasından sıyrılıp yırtılman içine dalmak tedbirsizliğin en yaşlıdır.
Önce Tedbir, Sonra Takdır
Kendi güvenliğinizi korumak için önce kuralları çok iyi oynayamazsınız. Kuralların uzunluğu durumunda, bu sahada harfiyen uygulayacak ve her zaman tedbirli olacaksınız. Unutmayın ki, iki tonluk bir metal yığınının fizik şartlarının yerinde kullanılması her zaman mümkün olmayabilir. Sizin haklı olmanız, bir kazanma acısını ortadan kaldırmaz.
Sonuç olarak; kimsenin canının yanmaması, ocakların sönmemesi için bir "hak mücadelesi" alanı olarak değil, "birlikte yaşama kültürü" olarak görmeliyiz. Kurallar sizi kısıtlamak için değil, yaşatmak içindir. Önce kurallara uyalım, sonra da yürüyelim.
kocatascelil@gmail.com