Uyuşturucuyla mücadele denildiğinde çoğu zaman akla yalnızca polis, mahkemeler ve cezalar geliyor. Oysa mesele bundan çok daha derin. Bu sorun, sadece adli bir konu değil; aynı zamanda ahlaki, toplumsal ve kültürel bir sorumluluk alanı.
Son günlerde kamuoyuna yansıyan bazı olaylar, bu gerçeği bir kez daha hatırlattı. Toplumun önünde olan, adı sıkça duyulan bazı kişilerin uyuşturucuyla anılması, “Bu iş sadece bireysel bir tercih midir?” sorusunu yeniden sordurdu. Cevap açık: Hayır, değildir.
Ünlüler, spor yöneticileri, kanaat önderleri ya da farklı alanlarda söz sahibi olan kişiler, istemeseler bile birer rol modeldir. Attıkları her adım, söyledikleri her söz, özellikle gençler tarafından dikkatle izlenir. Bu yüzden uyuşturucu kullanımı, “beni ilgilendirir” denilerek geçiştirilemez. Çünkü bu tür davranışlar, uyuşturucunun normalleşmesine yol açar. En tehlikelisi de budur.
Gençlerin zihninde oluşan “Bir şey olmuyor” algısı, mücadelenin en büyük düşmanıdır. Cezasızlık duygusu yaygınlaştıkça, uyuşturucuya karşı duruş zayıflar. Toplumsal yapı sessizce zarar görür, gelecek ise risk altına girer.
Uluslararası Uyuşturucuyla Mücadele Derneği’nin (ULUMED) bu konudaki duruşu nettir. Mücadele, kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun, herkes için eşit ve tavizsiz yürütülmelidir. Ünvan, para ya da tanınırlık kimseye ayrıcalık sağlamamalıdır.
Toplumun önünde olan herkes, davranışlarının oluşturacağı etkiyi düşünmek zorundadır. Bu bir tercih değil, bir sorumluluktur. Özellikle gençleri korumak söz konusuysa, bu sorumluluk ertelenemez, görmezden gelinemez.
Uyuşturucusuz bir gelecek, yalnızca kurumların ya da derneklerin çabasıyla kurulamaz. Kamu kurumları, sivil toplum, medya ve bireyler aynı noktada buluşmak zorundadır. Açık, kararlı ve ilkeli bir duruş sergilemeden bu mücadelede yol almak mümkün değildir.
Kısacası uyuşturucu, birilerinin gizli meselesi değil; hepimizin ortak sorunudur. Ve bu sorunla mücadele, ancak birlikte durduğumuzda anlam kazanır.
zeynelkucukkaya8@gmail.com
























