35 Yılın Hesabı: Cebim Fakir Kaldı, Vicdanım Zengin 35 Yılın Ardından: Zengin Olamadım Ama Onurumu Kaybetmedim

Celil Kocataş

23-10-2026 15:38

 

İnsan bazen hayatının muhasebesini yapmak için banka hesabına değil, aynaya bakıyor.
Ben de bugün geriye dönüp hayatıma baktığımda, önümde kocaman bir çalışma hikâyesi görüyorum.
Yıllarca çalıştım
Tam 35 yıl emek verdim. Ama aslında benim çalışma hayatımın başlangıcı 35 yıl öncesi de değil.
İlkokul birinci sınıftan itibaren çalışmaya başladım.
Çocuk yaşta terzi çıraklığı yaptım. O yaşta elimiz kalem tutarken bir yandan da ekmek parası kazanmanın ne demek olduğunu öğrendik. Sonra hayat bizi başka işlere, başka sektörlere götürdü.
Çalıştım…
Çalıştım…
Çalıştım…
Çünkü bizim bildiğimiz hayat buydu.
Çalış, alın teri dök, kazan, evine götür.
Kimse bize kısa yoldan zengin olmayı öğretmedi.
Kimse “Paranı şuraya yatır, birkaç yıl sonra katlanarak geri alırsın” demedi. Biz de zaten böyle işlerden anlamadık.
Fon nedir, borsa nasıl işler, döviz ne zaman alınır, altın ne zaman yükselir…
Bunların hiçbirini bilmedim.
Ben düz yaşadım.
Kazandığım kadar harcadım, yettiği kadar biriktirdim. Çocuklarımı büyüttüm, evimin geçimini sağladım, elimden geldiğince kimseye muhtaç olmadan yaşamaya çalıştım.
Peki, 35 yılın sonunda ne oldu?
10 yaşında bir arabam var.
Bir de evim var.
Onun da yarısı depremde yıkıldı.
Hepsi bu…
Bazen insan kendi kendine soruyor:
“Boşuna mı çalıştım bunca yıl?”
Çünkü bugün milyonlarım yok.
Milyarlarım hiç olmadı.
Açıkçası milyonlar, milyarlar benim için yan yana yazılmış rakamlardan ibaret. Rüyamda görsem, sabah kabus görmüş gibi uyanırım.
Ama bir başka hayat mümkün müydü?
Belki de mümkündü.
Mesela yıllar önce fon işlerini bilen, piyasayı takip eden, paranın nasıl değerlendirileceğini bilen birkaç tanıdığım olsaydı…
Bana “Şuraya yatırım yap, paranı burada değerlendir” deselerdi…
Belki evimi satıp parasını bir fona yatırırdım.
Belki bugün elimdekinin binlerce katı para olurdu.
Belki gerçekten zengin olurdum.
Ama sadece zengin olurdum.
İşte mesele tam da burada başlıyor.
Ben hayatım boyunca bazı şeyleri para kazanmak uğruna satmadım.
Onurumu satmadım.
Haysiyetimi satmadım.
Kalemimi satmadım.
Doğru bildiğimden vazgeçmedim.
İnsanların yüzüne başka, arkasından başka konuşmadım.
Birilerinin önünde eğilip karşılığında para, makam, mevki istemedim.
Belki bu yüzden zengin olamadım.
Belki bu yüzden bugün milyonları olan insanların hayatına uzaktan bakıyorum.
Ama içimde başka bir hesap var.
O hesabın adı da vicdan.
Bugün emekli maaşımla geçinmeye çalışıyorum. Açık söyleyeyim; çocuklarımın desteği olmasa bazı şeyleri karşılamakta zorlanırım. Hayat pahalı, emekli maaşı belli, ihtiyaçlar belli.
Bazen markete giriyorsun, birkaç parça ürün alıyorsun, kasada çıkan rakama bakıp şaşırıyorsun.
“Ben bu kadar yıl ne için çalıştım?” diye insanın aklından geçiyor.
Ama sonra kendime şunu söylüyorum:
Varsın zengin olmayayım.
Varsın milyonlarım olmasın.
Varsın lüks arabalarım, büyük yatırımlarım, milyonluk hesaplarım bulunmasın.
Benim başka bir servetim var.
Geçmişime baktığımda utanacağım bir şey yapmadım.
Çocuklarıma, “Bunu nasıl kazandın?” diye sorulduğunda başımı öne eğmek zorunda kalmayacağım bir hayat yaşadım.
Belki cebim çok dolu değil.
Ama içim boş değil.
Çünkü insanın hayatındaki en büyük zenginlik, hesabındaki para değil; gece başını yastığa koyduğunda vicdanının rahat olmasıdır.
Ben zengin olmadım.
Ama çalıştım.
Çabaladım.
Alın teri döktüm.
Yanlış yollara sapmadan yaşamaya çalıştım.
Bugün elimde bir araba, depremden yarısı zarar görmüş bir ev ve emekli maaşımdan başka çok büyük bir servet olmayabilir.
Ama 35 yılın sonunda hâlâ kendime bakabiliyorsam, hâlâ “Ben kimsenin hakkına girmedim” diyebiliyorsam, işte benim servetim de budur.
Belki para bazı kapıları açıyor.
Ama onur, insanın kendi kapısından başı dik girmesini sağlıyor.
Ben zengin olamadım.
Olsun…
Onurlu yaşamak, bazen dünyanın bütün servetlerinden daha büyük bir zenginliktir.

kocatascelil@gmail.com

 

DİĞER YAZILARI Trafikte Herkes Kral, Kurallar Yetim! 01-01-1970 03:00 Köyde Rüzgâr Tersine Döndü: Eski Hesaplar, Yeni Hayaller! 01-01-1970 03:00 Gündem Çok, Cevap Yok! Milletin Başı Dönüyor… 01-01-1970 03:00 Artık Acılara da Alışıyoruz: Toplum Sessizce Çürüyor 01-01-1970 03:00 “Biz Onlara Yardım Ediyorduk, Yardıma Muhtaç Olduk” 01-01-1970 03:00 Öğrencim mi, Vekilim mi Kıymetli? 01-01-1970 03:00 Otomobile Binmek de Artık Lüks Oldu 01-01-1970 03:00 Enflasyon Değil, Pahalılık Sarmalında Bir Türkiye 01-01-1970 03:00 Depremden Sonra Değil, Türkiye’de Kira Gerçeği: İnsanlar Ev Değil, Geçinebilecekleri Bir Hayat Arıyor 01-01-1970 03:00 Evimiz Yanarken Camdan Bakmak: Deprem Gerçeği ve Bitmeyen Umursamazlık 01-01-1970 03:00 Milyon Euroluk Transferler, Milyarlarca Liralık Borçlar 01-01-1970 03:00 Bu Ülkede Bir Haftada Neler Yaşandı? 01-01-1970 03:00 Toplum Nereye Gidiyor? Sessiz Bir Çöküşün İçinde miyiz? 01-01-1970 03:00 Yiğit Muhtaç Olmuş Kuru Soğana Soğan 75 Lira: Bu Milleti Ağlatan Kim? Kuru Soğanın Acı Gerçeği: Bu Soğanı Kim Saklıyor? 01-01-1970 03:00 Bir Haftaya Sığan Türkiye, Bir Ömre Yayılan Sorunlar 01-01-1970 03:00 Mehterle Karşılayıp, İzmir Marşı'yla Uğurlayamadık 01-01-1970 03:00 Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı" 01-01-1970 03:00 Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor Mu? 01-01-1970 03:00 Evin Kapısı Var, Ama Eşiği Çok Yüksek: Depremzede Anahtara Nasıl Uzansın? 01-01-1970 03:00 Tek Kelime, Irmak Öğretmen Öldü! 01-01-1970 03:00 Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah 01-01-1970 03:00 Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma 01-01-1970 03:00 Köy Yine Karışık; Herkes Bir Üstünlük Kurma Yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki Kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın Dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet Yarım Kalan Beton, Tamamlanmayan Sorumluluk 37 Proje, Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 Bu Ülke Depremden Çok Deprem Şarlatanlarından Çekiyor 01-01-1970 03:00 Adıyaman’da Siyasetin Çamura Saplandığı Yer 01-01-1970 03:00 Yeter Artık, Bi Kalkın 01-01-1970 03:00 10 Ocak'ta Hatırlananlar 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü 01-01-1970 03:00 Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı 01-01-1970 03:00 Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları 01-01-1970 03:00 Görünenin Ardındaki Gerçekler 01-01-1970 03:00 Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! 01-01-1970 03:00 Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı 01-01-1970 03:00 Vatandaş Soruyor 01-01-1970 03:00 Depremler İntiharları Tetikledi Mi? 01-01-1970 03:00 Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. 01-01-1970 03:00 Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? 01-01-1970 03:00 Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları 01-01-1970 03:00 Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? 01-01-1970 03:00 “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı 01-01-1970 03:00 Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 01-01-1970 03:00 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü 01-01-1970 03:00 Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri 01-01-1970 03:00