(BAĞIMSIZ KÜRSÜ)
Yıllardır söylüyoruz: Yapılan her yatırım ve proje önce insan odaklı olmalı, doğa korunmalı, şehrin kimliği ve hafızası yok edilmemelidir.
Bunu yaklaşık 15 yıl önce yeni Adliye Sarayının Atatürk Bulvarı üzerine yapılması gündeme geldiğinde de söyledik. Daha sonra Hükümet Konağının ve diğer kamu kurumlarının bu bulvar üzerinde yükselmesi sırasında da aynı uyarıyı yaptık:
“Bu bulvar, bu beton yığınlarını kaldıramaz. Şehrin kimliği ve hafızasını silmeyin.”
Ama ne yazık ki sözümüz dikkate alınmadı!
KENT MEYDANI, ALIŞVERİŞ MERKEZİ OLDU!
Depremden önce eski Hükümet Konağının bulunduğu alan için bu şehrin hayali vardı!
Bu alan, Adıyaman’ın nefes alacağı bir Kent Meydanı olacaktı!
İnsanların buluşacağı, dinleneceği, kültürel etkinliklerin yapılacağı; ihtiyaç halinde ise önemli bir toplanma alanı olarak kullanılabilinecek bir meydan…
Meydanın bir köşesinde Osmanlı veya Selçuklu mimarisinden esinlenen sembolik bir cami; kitaplık, bebek bakım odası, kitap-kafe oturma alanları bulunacaktı. Alt katlar ise otopark planlandı.
Üstelik bu hayalimizin büyük kısmı gerçekleşmişti!
Depremin üzerinden henüz iki yıl geçmişti ki Bir sabah kaktığımız da gördük ki Kent Meydanı başka bir şeye dönüşüyordu!
Bu Kent Meydanına yaklaşık iki ay içerisinde 28 iş yeri-dükkân konduruldu!
“Bu yapı bu şehre ihanettir” dedik!
“Şehrin bağrına saplanan bir hançerdir” dedik!
Yazar Necati Atar “Bu kararı verenler, bu ihanet belgesine imza koyanlar bu şehre ihanet etmişlerdir” dedi!
Peki, o günlerde ne oldu?
Memleketin anlı şanlı gazetecileri…
Platformlar…
STK’lar…
Parti yöneticileri…
Sosyal medya kahramanları…
Memleket sevdalıları…
Neden ortak, güçlü ve gür bir ses çıkaramadılar?
Kent Meydanı elden gidiyordu!
Kent Meydanı dönemin valisinin bir sevdasına kurban edildi!
Sayın Vali, buranın şehrin ekonomisine büyük katkı sağlayacağını, Adıyaman’ın kadim kültürünü yansıtacağını, turizm ve ekonominin can damarı olacağını, esnafın derin bir nefes alacağını söylüyordu.
Burası “gastronomi merkezi” olacak diyordu!
Valinin arzu ettiği merkez ortaya çıkmadı!
Öyle turizm ve ekonominin can damarı da olmadı!
Ve en önemlisi,
Adıyaman’ın hayali olan Kent Meydanı kaybedildi!
Bugün ise o gün sessiz kalanlar, sosyal medyadan “Bu dükkânlar yıkılmalı, Adıyaman gerçek bir kent meydanına kavuşmalı” diyor!
Ancak insan sormadan da edemiyor:
Bu şehre “ihanet” edildiğinde neredeydiniz?
O gün daha güçlü bir ortak ses çıkarabilseydik, belki bugün bu tartışmayı yapmıyor olacaktık!
İş işten geçti!
Şehirlerin kaybolan meydanlarını, yok edilen hafızasını ve yanlış planlamayla betonlaştırılan alanlarını sonradan geri getirmek öyle kolay değil!
mahmuttekin02@hotmail.com