Bu Tesettür Ne Tesettürü 28 Şubat’tan Vitrine

İsmail Erdil

27-03-2026 10:05

 

“28 Şubat” diyoruz, şimdiki gençler için sadece bir tarih ama bizim için... O soğukta, o demir kapıların önünde beklerken hissedilen şey başkaydı. O zaman o örtü bir bayrak gibiydi. Gerçekten öyleydi. Şimdiki gibi ipekli miydi, marka mıydı, kimsenin umurunda değildi ki. Bir şal takarlardı, ucuz bir kumaştı belki ama başları dikti. Eğilmiyorlardı. Rabbim senin için derlerdi, biterdi. Tertemiz bir niyet, öylece dururlardı.

​Şimdi sokakta yürürken bakıyorum da değişti her şey. Çok değişti. “Tesettür” diyoruz ama hani bazen bir şeye bakarsınız da “Bu o mu?” dersiniz ya, öyle işte. O eski vakar, o sessiz duruş... Sanki bir yere kaçmış gibi. Şimdi her yer marka, her yer etiket. Sosyal medyada görüyorum bazen, telefonun ekranına sığmıyor gösteriş. Oysa o zaman saklanmak için örtünmüyor muydular? Dikkat çekmesinler diye... Şimdi sanki” Bana bak, ne kadar şıkım, ne kadar pahalıyım” der gibi bir hal var. Üzülüyorum valla, ne yalan söyleyeyim içim cız ediyor.

‎Okula giremediği günlerde gözleri şişinceye kadar ağlayıp ama başını da açmayanlar vardı. Şimdi bakıyorum, omuzlar açık, pantolonlar daracık ama başta bir örtü. Oluyor mu böyle? Herkesin kendi imtihanı sonuçta. Ama hani bir ruhu vardı bu işin, o ruh sanki yavaş yavaş çekiliyor gibi. Emanet gibi duruyor bazılarının üzerinde. Sanki bir aksesuar, sanki bir moda ikonu olma çabası.

‎​Aynı şeyi dolanıp duruyorum belki ama içim yanıyor işte. “Samimiyet “diyorum, o çok önemli. Kalp örtülmeyince dışarısı sadece kumaş kalıyor. Sadece bez parçası. Bir insan niye örtünür ki? Allah rızası için değil mi? Ama sosyal medyada halleri, o süzülmeler... “Bakın ben buradayım” diye bağırmak tesettürün neresinde var? Vallahi anlamıyorum. Ya da anlıyorum da konduramıyorum. Eskiden bir ağırlığı vardı insanın, bir edebi vardı. Şimdi her şey çok hızlı, her şey çok görünür. Fazla görünür.

‎​Makyaj derseniz zaten örtünün önüne geçmiş. Yani şimdi bu tesettür mü? Kimse kusura bakmasın ama insanın kafası karışıyor. Biz neyi savunduk, neyin mücadelesini verdik? O kapılarda boşuna mı bekledi tesettürlü kardeşlerim. Sadece şık olmak için miydi her şey? Değildi elbet. Ama işte, dünya tatlı geliyor herhalde. Modern olalım derken sanki kendimizi yolda bıraktık gibi.

‎​Gözümün önünde ne hayatlar ne mücadeleler... “Şimdi her şey çok kolaylaştı” diye mi böyle oldu? Zorluk varken kıymetliydi, şimdi her yer kıyafet dolu, her yer dükkan. Ama o huzur, o eski sade şıklık yok. Bir garip bir hal. Kalbin açık olması lazım önce, evet. Önce kalp. Ama dışarısı da içeriye bir aynadır sanki. Ya da öyle olması gerekmez miydi?

‎​Öylece bakıyorum sokaktaki o parıltılı kalabalığa. Nereye gidiyoruz, sonumuz ne olacak... Rabbim hakkıyla taşıtsın, ne diyeyim. İnsan bazen sadece susmak istiyor ama gönül el vermiyor işte.

‎​Acaba o eski günler mi daha güzeldi, o zor günler? En azından ne olduğumuz belliydi. Şimdi her şey birbirine karıştı. Karmaşanın içinde kayboluyoruz sanki. Yazık oluyor galiba...

ismailerdil02@gmail.com

DİĞER YAZILARI İsmail’imizden Vazgeçebilecek Miyiz 01-01-1970 03:00 Sayın Valim Hoş Geldiniz ‎(Sayın Abdullah Küçük'e) 01-01-1970 03:00 Rakamların Gölgesinde Bayrama 01-01-1970 03:00 Ahlak Enflasyonu Tavan Yaptı 01-01-1970 03:00 Gazze İçin Susarsam Dilsiz Şeytanım 01-01-1970 03:00 Berzah’a Giderken 01-01-1970 03:00 Erzak Tamam Da Ya Gerisi 01-01-1970 03:00 İran'dan Sonra Sıra Bizdeymiş 01-01-1970 03:00 Ramazan Geldi Ramazan 01-01-1970 03:00 Erdoğan’ın Temiz Kağıdı 01-01-1970 03:00 14 Şubat Bir Varmış Bir Yokmuş 01-01-1970 03:00 En Soğuk Şubat 01-01-1970 03:00 Camide Kardeşlik Sofrası 01-01-1970 03:00 Vicdanınızın Fiyatı Ne Kadar 01-01-1970 03:00 Üç Aylarla Başbaşa 01-01-1970 03:00 Kovboyculuk Oynamaya Devam 01-01-1970 03:00 Yılbaşı Bizim Kültürümüz Değil 01-01-1970 03:00 Taziye Yemekleri Kabak Tadı Vermeye Başladı 01-01-1970 03:00 Bu Ne Biçim Terazi Trump 01-01-1970 03:00 Murat Süzen Çağrısı 01-01-1970 03:00 Sumud ve Dr. Hüseyin Durmaz'ın Yolu 01-01-1970 03:00