Geçen gün pazardayım, hani şu hepinizin gittiği mahalle pazarı… Ne diyeceğimi de bilemiyorum. Ya ben anlamıyorum ya da hakikaten bu işte bir iş var, çözemedim.
Elimde tespih, dolanıyorum öyle. Üzüm alayım dedim. İlk tezgaha yaklaştım, etikette 70 yazıyor. Neyse dedim, normal herhalde bu fiyat. Sonra biraz yürüdüm, iki tezgah ötede, vallahi çok gitmedim… Bir baktım 85 yazıyor aynı üzüme. Yahu az önce 70’ti bu? Dur bakalım dedim, pazarı bir dolanayım. En arkalarda bir tezgah daha… 100 lira yazmış adam. Aynı üzüm ya, vallahi aynı; rengi, şekli, cinsi aynısı. 30 lira fark var arada, 30 lira… ( 30 lira da çokmu demeyin, kazıklanınca 1 lira bile çok) Şaşırdım kaldım öylece. Gerçekten ne hissedeceğimi bilemedim; bir an öfke bastı sonra, bir boşvermişlik geldi. Eskiden bir bereket vardı, bir esnaflık vardı. Adam hakkı neyse ona satardı. Şimdiki gibi milletin cebine göz dikmezdi kimse.
Şimdi bu gayriahlakiliğe serbest piyasa adını vermişler, bir yoldur tutturup gidiyorlar. Hani rekabet olacaktı, fiyatlar düşecekti falan? Yani tamam ben profesör değilim ama aklım da ermiyor değil. Kitapta yazanla pazardaki uymuyor işte. Kim neye tutturabilirse ona satıyor gibi. Tutarsa… Tutanın elinde kalıyor, tutmayanın cüzdanında. Fiyatı neye göre koyuyor bu esnaf, gözünün üstünde kaşın var diye mi? Yok yani, müşterinin yüzüne bakıp bu anlamaz mı diyorlar, nedir? Adam diyor ki az satayım, pahalı satayım. Yorulmayayım ama aynı parayı kazanayım. Ee biz ne olacağız? Bizim cüzdan delindi delinecek zaten.
Pazara giriyorsun, sanki alışverişe değil savaşa giriyorsun. Her tezgahta ayrı bir strateji, ayrı bir stres. Şuradan mı alsam, ileride daha mı ucuzdur, kazıklandım mı acaba… Valla yoruluyor insan. İnanın yürürken ayaklarım değil, kafam yoruldu geçen gün. Aynı mal; yandaki 70 diyor, diğeri 100. Neden yani? 100 liralık üzümü yiyince ömrümüz mü uzuyor, nedir yani farkı? Ya da arasında çok büyük fark var ben mi bilmiyorum? Günahlarını da almayayım durup dururken… Ama yok ya, baktım bildiğin beyaz üzüm işte.
Hani uyanık olalım diyoruz, fiyat soralım, pazarlık yapalım… Yapalım da nereye kadar? Her gün aynı kovalamaca, her gün aynı dert. Bazen diyorum acaba ben mi çok takıyorum böyle şeyleri, millet alıp geçiyor. Bir ben mi kaldım hesap yapan? (Cimri değilim ha, yanlış anlamayın.)
Bilmiyorum vallahi… Haftaya yine pazar var, yine gideceğim mecburen. İnsan yemeden içmeden duramıyor ki. Ama işte… Ne bileyim, kazıklanmak da zoruma gidiyor.
ismailerdil02@gmail.com